'1 Mayıs' marşının hikâyesi

'1 Mayıs' marşının hikâyesi
'1 Mayıs' marşının hikâyesi
Bugün Taksim, 1977'den beri ilk kez gönül rahatlığıyla o marşın söylendiği yer olacak. Peki aynı yıllarda bir tiyatro oyunundan meydanlara, oradan plaklara taşınan '1 Mayıs' marşının sözleri nasıl yazıldı, müziği nasıl yapıldı?
Haber: MURAT MERİÇ - muratmeric@gmail.com / Arşivi

1 Mayıs, bugün yıllar sonra yeniden Taksim’de kutlanıyor. 1977’de yaşanan olaylardan sonra meydan mitinglere kapatılmış, ertesi yıl yapılan anma dışında bugüne dek açılmamıştı. Bu giderek bir inatlaşmaya dönüştü, bilhassa son yıllarda her 1 Mayıs biber gazıyla anılır oldu. Limonlar alındı, kumanya hazırlandı ve 1 Mayıs’ta Taksim ‘zorlandı’.
Bu yıl, bütün sendikalar ve partiler ortak kararla talebini yineledi, valilik ilk kez meydanı açtı. Şenlikli ve kitlesel bir kutlama bekleniyor, heyecanı ilk duyulduğu andan bu yana bâki. Bu yılın önemli özelliklerinden biri, Timur Selçuk’un yıllar sonra böylesi bir kutlamada sahneye çıkarak ‘1 Mayıs’ı seslendirecek olması. Seslendirecek kısmı yanlış anlaşılmasın: Bir koro kuruldu ve sanatçı, bu koroya piyanosu ve sesiyle eşlik edecek.
Timur Selçuk, ‘1 Mayıs’ı plak üzerine ilk rapteden şarkıcı. Tarih, 1977. Marş, aynı yıl Taksim’de düzenlenen mitingde Ruhi Su Dostlar Korosu tarafından seslendirildi. Yıllar sonra gerçekleşecek Taksim buluşması için Timur Selçuk’un seçilmesinin ve bir koroyu yönetecek olmasının böylesi bir anlamı da var. Malum, Timur Selçuk o yıllarda bulunduğu yerin bir hayli uzağında ve hep başucunda duran ‘Kapital’in yanına bir de Kur’an-ı Kerim yerleştirdiğini her fırsatta söylüyor. Dolayısıyla adı zikredildiğinde kimilerinin ona karşı çıkması çok da şaşırtıcı değil.
Bu noktada, Timur Selçuk’un yıllar önce Roll dergisine (Mayıs 1997) verdiği bir mülakatta söylediklerini hatırlıyoruz: “80 öncesi Türkiye’deki durum çok farklı olduğu için, göğüs göğse yaşanan bir kavga olduğu için, solun bastırılması, hatta tamamen ortadan kaldırılması söz konusu olduğu için, MHP ve yan örgütlerinin, Ülkü Ocakları’nın örgütlü örgütsüz demeden, devletin kimi kanallarının da yardımıyla solla savaşı olduğu için, ben de tercih hakkımı kullandım. Grev yerlerinde, direniş yerlerinde, demokratik gecelerde, hiçbir örgütün, derneğin üyesi olmadan, şarkılarımla elimden geleni yaptım. Allah saklasın, bugün bu şeriat akışı denetlenemez hale gelirse, yine piyanomu alırım, meydanlara çıkarım, seyirci kalmam olaylara.”
Gün o gün mü bilinmez ama Timur Selçuk’u bu kitlesel kutlamada piyanosu başında izlemek pek çok insana geçmişi hatırlatacak. 

Söz-müzik: Sarper Özsan
‘1 Mayıs’ marşının bir ayrıksı tarafı var: Kitlelerce kabul gören ilk ‘yerli’ marş bu. Öncesinde (ve sonrasında) dış mihraklarca yazılmış marşlara sahip çıkan ve onları Türkçeleştiren memleket solunun, ‘1 Mayıs’ı bu kadar sahiplenmesinin altında yatan etkenlerden biri de, bu topraklardan çıkmış olması.
Marşın hikâyesi enteresan: 1974’te Bertolt Brecht’in Maksim Gorki’den uyarladığı ‘Ana’ adlı oyun, Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sergileniyor. Rutkay Aziz’in sahneye koyduğu oyunda Erkan Yücel, Savaş Yurttaş, Yaman Okay, Meral Niron, Erol Demiröz gibi isimler rol alıyor. Oyunun müziklerini yapan Sarper Özsan, bu marşı Rusya’da ‘Kanlı 1 Mayıs’ olarak bilinen 1905 kutlamasının mevzu edildiği sahne için yazıyor. Tekstte ‘İşçiler marş söyleyerek girer’ cümlesi var ancak marşın ne olduğuna dair bir bilgi yok. Özsan, sözlerini de kendisinin yazdığı bu marşı oyuna dahil ediyor ve ‘1 Mayıs’ ilk kez bu oyunda seslendiriliyor.
Sarper Özsan, okullu bir besteci. 1977’de Aydınlık bünyesinde bir koro kuruyor, yönetiyor ve onlarla pek çok yerde konserler veriyor. Bu koroyu kurmadaki amacını “Tek sesli bir koro oluşturmak istemiyordum; tek sesle türkü okuyan bir koronun o dönemki devrimci yönelimin ihtiyaçlarını karşılayamayacağını düşünüyordum. Sadece bizim şarkı, türkü ve marşlarımızı değil, gerektiğinde Bach’tan, Beethoven’dan da eserler seslendirebilir bir koro oluşturmaya çalıştım” cümlesiyle anlatıyor.
Marşla ilgili çok konuşmuyor, kendisinden çıktığını ve halkın malı olduğunu söyleyerek geri çekilmeyi tercih ediyor. Ancak geçtiğimiz yıl Celal Üster’e şunları anlatmış: “Buraya nereden, nasıl bir marş bulacağımı bilemedim. En iyisi, benim bu sahneye uygun bir marş sözü yazıp bestelememdi. Sözlerde ve müzikte hem o günlerin ortamına uygun düşecek, ama aynı zamanda bizlerin içinde bulunduğumuz ortama aykırı düşmeyecek bir marş olmasına dikkat ettim. 1 Mayıs Marşı böyle ortaya çıktı. (...) Sözlere günümüzü anlatan dizeler de koymuştum. Müzikte ise oyunun geçtiği yere ve tarihe aykırı düşmeyecek, ama halkımızın da kulağına aykırı gelmeyecek bir yol seçtim. Örneğin, ‘1 Mayıs Marşı’nın ezgisinin temeli, bizim Kürdî dizimizle sol minör dizisinin karışımı sayılabilir. Marşı yazarken sevilebilir ve rahatlıkla söylenebilir bir marş olduğunu düşünüyordum. Ama marşın, oyunun sınırlarını aşıp bu denli yaygın bir duruma geleceğini o gün düşünmem olanaksızdı.” 

Cem Karaca’nın son 45’liği
Marşın sahneden sokağa taştığı yıl 1976. Taksim’de düzenlenen kutlama öncesinde Türkiye İşçi Partisi ’nin yayın organı ‘Çark-Başak’ta sözleri yayımlanan marş kutlamada kimi gruplarca seslendiriliyor.
Ancak ilk kitlesel söylenişi bir yıl sonra. 1977’de Timur Selçuk tarafından plak yapılan ‘1 Mayıs’, Taksim’deki kutlamalarda Ruhi Su Dostlar Korosu tarafından seslendiriliyor. Marşı onlardan duyan Cem Karaca, repertuvarına almaya karar veriyor ve yine ‘Ana’ oyunundan bir başka marşla birlikte (‘Durduramayacaklar Halkın Coşkun Akan Selini’) plak yapıyor. Dervişan’ın eşlik ettiği bu plak, Cem Karaca’nın memleketteki son 45’liği. Ocak 1978’de Hey dergisinde şu sözlerle taçlandırılmış: “Sözlerdeki anlam, müzikteki ahenkle yıllarca dillerden düşmeyecek bir yapıt.” Cem Karaca, Timur Selçuk ve Selda’nın farklı zamanlarda bu marş yüzünden yargılandığını sözlerimize ekleyelim.
Marşla ilgili bir teknik bilgi de, ‘1 Mayıs’ın Doğu Perinçek’in İşçi Partisi tarafından parti marşı olarak kullanılıyor oluşu; Sosyalist Parti zamanından bu yana böyle bu ve tüzükle resmileştirilmiş. 

‘Zorbalar kalmaz gider’
‘1 Mayıs’, 1979’da Dostlar Tiyatrosu bünyesinde Genco Erkal ve Zeliha Berksoy tarafından sahnelenen ‘Brecht-Kabare’de de kendine yer buluyor. Mitinglerden konserlere pek çok mecrada seslendiriliyor, dilden dile yayılıyor. Grup Yorum’un ‘Marşlarımız’, Edip Akbayram’ın ‘Söyleyemediklerim’ albümünde yorumladığı bu marş, başka pek çok albümde de karşımıza çıkıyor. Yakın zamanda Kıraç’ın Fenerbahçe’nin 100. yılı için bestelediği marşın ‘1 Mayıs’a benzediği iddia edilmiş, bu vesileyle yeniden gündeme gelmişti.
Yazının sonunda pikaba Cem Karaca’nın yorumunu koyalım, o ve 1977 başta olmak üzere 1 Mayıs’larda kaybettiklerimiz anısına bir kez daha döndürelim o plağı...
Cem Karaca, Dervişan eşliğinde ve dünyanın bütün işçileri için seslendiriyor: ‘Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır / Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez / Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde // 1 Mayıs, 1 Mayıs, işçinin emekçinin bayramı / Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı // Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından / Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından / Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir // Gün gelir, gün gelir, zorbalar kalmaz gider / Devrimin şanlı yolunda bir kâğıt gibi erir gider...’ 

‘Kuvvetedir hak, hakkını haksızlara anlat’
Memleketteki ilk 1 Mayıs şiiri, Osmanlı’nın ilk kadın şairlerinden Yaşar Nezihe (1880-1935) tarafından yazılmış: ‘1 Mayıs ey işçi / Bugün hür yaşamak hakkı seninken / Patronlar o hakkı senin almışlar elinden // Sa’yınla edersin de tufeylileri zengin / Kalbinde niçin yok ona karşı yine bir kin? / (...) Ey işçi... / Mayıs birde bu birleşme gününde / Bişüphe bugün kalmadı bir mani önünde... / Baştan başa işte koca dünya hareketsiz; yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz / (...) Sayende saadetlere mazhar beşeriyet / Sen olmasan etmezdi teali medeniyet / Boynundan esaret bağını parçala, kes, at! / Kuvvetedir hak, hakkını haksızlara anlat...’


    ETİKETLER:

    Cunda

    ,

    İşçi Partisi