11 Eylül'de neredeydin?

Yerküredeki güç dengelerini altüst eden dakikalar boyunca kim neredeydi, ne yapıyordu, neler hissetti?

  • Murat Çelikkan (Gazeteci)
    "Helsinki Yurttaşlar Derneği'nde Ermenistan'dan gelecek çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle İstanbul ve Erivan'da düzenlenecek bir işbirliği toplantısının ön toplantısını yapıyorduk. Elçin Yahşi aradı ve 'Hani New York'ta gittiğimiz Windows of the World diye bir restoran vardı ya, o artık yok, çünkü içine uçak girdi,' dedi. 'Saçmalama,' dedim. Hemen televizyonu açtık, ikinci uçağın kuleye çarpışını izledik. O sırada Lale Tayla aradı ve 'Sadece New York'a değil, Pentagon'a, Beyaz Saray'a da uçaklar düşüyor. Bu çok ciddi bir olay,' dedi. Ona da "saçmalama," dedim önce; bu da doğru çıktı. Özellikle Cumhuriyetçilerin ve Bush'un başta olması nedeniyle bu tür bir dizi ırkçı petrol ve silah şirketlerini kollayıcı önlemler dizisi tahmin ediliyordu. Nitekim Helsinki Yurttaşlar Derneği'nde hemen bir dizi uluslararası toplantılar yapıldı. Ama Afganistan ve Filistin konusunda hala bir sonuç alınmış değil. 11 Eylül'den sonra Amerika'nın Türkiye'ye karşı tutumunun şişirilmiş Türk egosunu patlattığını düşünüyorum. Bu 'en büyük müttefikimiz', Müslüman ülke vatandaşı oldukları için, Türkleri de hemen potansiyel terörist konumuna oturttu."
  • Uğur Yılmaz (Yatırım uzmanı)
    "Olay sırasında işteydim. Aynı anda seans vardı ve televizyon açıktı. İlk dakikalarda olayı pek idrak edemedik. 'Bu bir kaza mı? Böyle bir şey nasıl olur?' diye sorup durduk. Film gibi bir şeydi. Üç dört dakika sonra bunun bir terörist saldırı olduğunu farkettik. Tabii ki piyasanın bu olaydan etkileneceğini düşündük. Ama ancak akşam olayın boyutları büyüdüğünde piyasanın bundan ne kadar çok etkileneceğini anladık."
  • Tuğrul Eryılmaz (Gazeteci)

    "Olay olduğu sırada gazetede çalışıyordum. Birdenbire televizyonun önünden sesler duyduk: 'Aaa uçak gökdelene çarptı,' diye. Pek ilgilenmedik önceleri. Fakat biraz sonra televizyonun sesi ve insanların çığlıkları yükselmeye başlayınca işin rengi değişti. Olayın vahametini kavramamız için neredeyse bir saat gerekti. Ben bundan daha korkunç bir şey gördüğümü hatırlamıyorum. Deprem kadar kötüydü. Önce ihtimal veremedim bunun bir saldırı olduğuna, fakat ikinci uçağı da görünce artık emin oldum. Diyebilirim ki yaklaşık bir iki saat aldı olayı tüm boyutlarıyla algılamamız."
  • EMRE BURNAZ (Mağaza müdürü)
    "Manhattan'da yaşıyorum. 11 Eylül günü sabah işe gitmek üzere yola çıktım. Yollar normalden daha kalabalıktı. İnsanların yol üzerinde hararetli şekilde bir şeyler konuşmaları dikkatimi çekti. Bir barın önündeki kalabalığa ben de karıştım ve ekranda yanmakta olan binaları gördüm. İkiz Kuleler'e benzettiysem de, onlar olabileceğine ihtimal vermedim. Olayın ciddiyetini anlamadım, çünkü Amerikalılar olayları büyütmeyi seviyorlar. İş yerime varınca olayın detaylarını öğrendim. Zaten radyo açıktı ve canlı olarak anlatılıyordu her şey. Kendime geldikten sonra kız arkadaşımı aradım, çünkü o İkiz Kuleler'e yakın bir binada çalışıyor. İyi olduğunu öğrenip rahatladım. İnsanların bu bunalımlı dönemi birbirlerine destek olarak, mantıklı düşünerek, planlı bir şekilde atlatması beni şaşırttı."
  • Ruhi Sanyer (Gazeteci)

    "Bir arkadaşım Amerika'ya gidiyordu. Onu yolcu etmek üzere gittiğim havaalanından gazeteye dönmüştüm. Bir uçağın İkiz Kuleler'e çarptığını söylediklerinde, önce uçak kullanmaya çalışan bir gencin kaza yaptığını sandım. Ancak sonradan ikincisini seyrettim ve bunun terörist bir saldırı olduğunu anladım. Bir dönem New York'ta yaşadım. O yüzden de bu olay beni üzdü. O civarlarda yaşayan arkadaşlarım da vardı. Akşam hemen onları aradım. Bir tanesinin karısı telefonda ağlıyordu, kocası hala eve dönmemişti. O gün Amerika'ya gidecek olan arkadaşım da Londra aktarmalı gidiyordu. O yüzden ondan yana içim rahattı. Zaten Amerika'ya tüm uçak seferleri de iptal edilmişti."
  • Buket Uzuner (Yazar)

    "11 Eylül katliamını cep telefonuna Beril'den gelen 'Dünya savaşı mı çıkıyor?' notuna anlam veremeyip, televizyonu açarak canlı yayında izlemek talihsizliğini yaşadım. İlk tepkim herkes gibi, bunun gerçek olmayacağı yolundaydı. Ama gerçekti ve berbattı. Sonra New York'ta yaşayan arkadaşlarımı aramak gibi bir içgüdüsel tepkiye karşılık verdim. Ama başaramadım, telefonlar kilitlenmişti, hemen e-posta yazmaya başladım. Internetten New Yorklu dostlarımın dehşete bulanmış mesajları birkaç saat sonra yağmaya başladı. Tuhaf, yabancı, korku dolu notlardı. Daha sonra 11 Eylül'ün bir miladi tarih olacağını, birçok kavramın değişeceğini düşündüğümü hatırlıyorum. Bu düşünce insanın midesini ağrıtır. İçimden 'Müjde, artık terör de globalleşti!' diye geçtiğini unutmuyorum.Daha sonra New York'u ziyaret ettim ve bence New York 11 Eylül'den sonra artık başka bir New York'tur ve o eski 'çıtır', 'cool' , yani özgüvenli ruh durumuna bir daha kavuşamayacaktır. Çünkü o da acıyı ve fâniliği tanıdı artık. Ve birileri New York'u gözetliyor artık!
    11 Eylül 2002'deki duygum: Terör nereden ve ne amaçla gelirse gelsin kötü, çok kötüdür ve bumeranga benzer!"
  • Cüneyt Özdemir (Gazeteci)

    "Geçen yıl Gece Görüşü diye yeni bir program hazırlamaya başlamıştık. Pazartesi günü Taksim'de canlı bomba patlamıştı, ertesi gün yani 11 Eylül'de ikinci programı hazırlıyorduk. Gözlerimize inanamadık. İlk uçak kuleye çarptığında 'Bu akşam yayın akışını tamamen değiştirmemiz lazım,' dedik. İkinci uçak kuleye çarptığında, 'Bu akşam program yayınlanmaz,' dedik. Kuleler çöktüğünde ise, programın çok uzun bir süre yayınlanmayacağını anladık. Zaten sonraki dört ay boyunca savaş haberleri sundum."
  • Özgecan Fırıldak (Finansçı)
    "Olay sırasnda ofiste borsa seansını takip ediyordum. İlk uçak çarptığında, bunun bir kaza olduğunu sandık. Çarpanın 10-15 kişilik bir yolcu uçağı olduğunu düşündüm ve fazla üzerinde durmadım. İkinci uçak çarptığında ise olayın boyutunu idrak ettik. O sırada seans bitmişti. İlk düşündüğüm şey, oradaki insanların canlarını kurtarmaya çalıştıklarıydı. Piyasaların ne olacağını ancak akşam eve gidince düşünme fırsatı buldum."