15 dakikada şarkı yazdıran bir direniş Gezi

15 dakikada şarkı yazdıran bir direniş Gezi
15 dakikada şarkı yazdıran bir direniş Gezi
Yok Öyle Kararlı Şeyler, grupla aynı ismi taşıyan ilk albümlerini yayımladı. 'Kökler' parçasıyla 'Gezi Şarkıları Top 10'a giren grup, "Birebir şahitlikler bize 'Kökler' bestesini 15 dakikada yazdırdı" diyor.
Haber: BANU ÖĞÜT / Arşivi

Duvar yazıları, sloganlar, marşlar derken Gezi Parkı direnişinin yaratıcılıkla ya da başka bir deyişle ‘orantısız zekâ’yla güç kazandığı noktada belki de en büyük destek müzik gruplarından geldi. Sosyal medyadan meydanlara taşınan birçok parça dillerden düşmeyen marşlara, direnişin simgelerine dönüştü. Böyle bir anda Gezi Parkı direnişi için yaptıkları ‘Kökler’ parçası ile sosyal medyada seslerini duyuran Yok Öyle Kararlı Şeyler ile parçanın çıkış noktasını ve yeni çıkan albümlerini konuştuk.
Nasıl kesişti yollarınız?Lise yıllarında ufak bir ilçede, Çorlu’da yaşamanın getirdiği zaman birikimi ve ‘hiçbir şeysizlik’ sayesinde birbirimizi ve çıkardığımız sesleri tanıma fırsatımız oldu. Aynı dönem yaklaşık dört yıl boyunca ‘Gelişigüzel’ isimi ile kafelerde, barlarda çalmaya başladık. Üniversite dönemi gelince ise ekip olarak farklı şehirlere dağıldık. Bu süreç boyunca Erdem Topsakal, Yok Öyle Kararlı Şeyler’in başlangıcını yaptı. Zaman içinde Ufuk Baydarlı ve Ayhan Akbaş yerine davulda Boğaç Soydemir ve klavyede Çağrı Özer’in gruba dahil olması ile kadro ve yapı son haline ulaştı.
Albümde mizahi sözler öne çıkıyor. Aynı zamanda ‘beni öteki yapma’ dediğiniz, nefret söylemine işaret eden bir parça da mevcut…
Mizah dergilerinden, şiirlerden, internet sözlüklerinden ve sokakta duyduğumuz laflardan hoşumuza giden cümleleri, vurguları not alıyor ve bunların hepsini harmanlayarak anlatmak istediklerimizi anlatıyoruz. Duyguların mizahi yollarla da iletilebileceğine inanıyoruz. Evde ekmeğin olmamasını üşengeçliğe, giyilen tişörtün yakışmamasını özgüvensizliğe, özgürlüğü uçan poşete, İstanbul ’un kaosunu halının üzerinde güreşmeye benzetmek hoşumuza gidiyor.
‘Nefret Söylemi’ şarkısı çok özel bizim için. Zira çok yalın olmasa da muhalif bir içerik mevcut. Nefret ettiğiniz herhangi birisinin ağzından kendi özeleştirisi olarak yazmak istedik. Söylerken din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapılarak yıllardır ‘onlar’ diye adlandırılan kardeşlerimiz adına söylemeyi tercih ediyoruz.
Dijital ortamda uzun süredir takip ediliyordu parçalarınız. Albüm için niye bu kadar beklediniz?
Evde kendi imkânlarımız ile aldığımız el yapımı kayıtları yayımladıktan sonra şarkılar insanlara ulaşmaya başladı. Bu da bize ufak ve samimi bir kitle yarattı. Baktık kayıtlarımız dinleniyor, esprilerimiz anlaşılıyor, daha iyi kayıt koşulları ve daha iyi şarkılar yazma derdine düştük. Hem sektörde mantığımıza uyan şirket olmamasından hem de olgunlaşmak istediğimizden ötürü tüm bu süreç boyunca albüm çıkarma fikri hiç aklımıza gelmedi. Derken 1. Bağımsız Festival’de sevgili Eray Düzgünsoy ve Müzik Hayvanı ile karşılaştık ve toplayıp Müzik Hayvanı desteği ile ilk albümümüzü yayımladık.
Peki dijital çağda albüm
yapmak hâlâ şart mı?

Dönem kesinlikle dijital dönemi. Bunun karşısında durmak ve buna direnmek mantıksız. Öte yandan müzisyen açısından ise albüm yapmak hala harika bir referans ve tatmin.
Gezi Parkı direnişi için yaptığınız parçadan bahsedelim biraz...Gezi Parkı direnişi ulusal bir hal almaya başladığında İzmir’deydik. İlk günler bilinçli her genç yurttaş gibi evlerimizden kalkıp meydanlara gidip olayları birinci elden gözlemleme ve destekleme imkânı bulduk. İzmir ve İstanbul’da saatlerce meydanlarda şarkılar, marşlar söyleyip evlerimize dönüp kritik yapıyorduk. Daha bir hafta olmadan meydanlarda yaralanmalar, ölüm haberleri, artan şiddet ve örtbas edilmeye çalışılan bir direniş söz konusu olmuştu. İzmir’de meydana mola verip direnişe kendi gücümüzce bir marş yazmak istedik. Olayların sıcaklığı ve birebir şahitlikler bize ‘Kökler’ bestesini 15 dakikada yazdırdı. Ağaç sembolünden yola çıkan barışçıl sözler ile umutlu ilerleyen bir marş melodisi birleşti.
Gerekli eklemeler ve çıkarmaları yaparak stüdyoya girdik ve sevgili Ufuk Baydarlı ve Özgür Bakkaloğlu’nun katkısı ile şarkı kaydını toplamda 4 saatte bitirdik ve 4 Haziran günü yayımladık.
Nasıl tepkiler aldınız?

Şarkıyı 4 saat gibi kısa bir sürede oluşturduysak da yayımlamak için daha fazla süre düşündük diyebilirim. Zira henüz ilk günlerdeydik, ortada direniş adına henüz tek şarkı yapılmıştı, herkes direnişe odaklanmıştı, insanlar aşırı derece gergin ve hassas günler yaşıyordu. Böyle bir günde katkı adı altında yanlış anlaşılmak en büyük korkumuzdu diyebilirim. Fakat kime danıştıysak, müzisyen olarak böyle günlerde yapmamız gerekenin bu olduğu sonucuna vardık ve ne olursa olsun arkasında duracağımıza emin olup sosyal medya üzerinden şarkımızı paylaştık. Ne mutlu ki anlaşıldı, kendi tarzımıza ait olduğu için sevildi, 20 binin üzerinde dinlendi ve dahası meydanlarda çaldığına tanık olduk. Bunlar gurur ve mutluluk verici.
Parçanın bir de penguen görüntülerinden oluşan ‘sansürlü’ klibi var. Klipte direnişin gerçek görüntülerine yer vermeyi neden tercih etmediniz?
Direniş inanılmaz görüntüler
doğuruyordu. İlk günlerden itibaren sosyal medyada yayımlanan müdahale videolarını ve fotoğraflarını şarkımızı iletmek için iyi bir yol olarak gördük fakat yine aynı sebeplerden dolayı yanlış anlaşılmamak ve tarafsız olabilmek adına başka bir yol aradık. Davulcumuz Boğaç Soydemir internette ‘educatedear’ adı ile görsel çalışmalar yapıyorken onun ile beraber klip için kafa yorduk. Netice olarak ana medyanın diğer adı ile ‘orantısız basın’ın bize bu süreçte sansür niyetine uyguladığı sembolleri, yani penguenleri kullanarak bir direniş mizanseni oluşturduk. Şarkımızın ironik ve sansürlü bir klip ile yayımlanması olumlu tepkiler doğurdu.