1900'lerin ruhu içeride

1900'lerin ruhu içeride
1900'lerin ruhu içeride

FOTOĞRAFLAR: MUHSİN AKGÜN

İstanbul'un en görmüş geçirmiş oteli Pera Palace, dört yıllık aradan sonra yeniden şehre karışmaya hazır. Yıldızların, kralların, yazarların uğrak noktası, konuklarını girişten itibaren eskinin içine çekiyor
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Bugün Heathrow Havaalanı’ndan İstanbul uçağına atlayan, kredi kartları kolay darbe almayacak bir İngiliz’in birkaç saat sonra İstanbul’da, aradığı konfora uygun, manzarasından yemeklerinin lezzetine tatmin olacağı bir konaklama mekânı bulamama ihtimali nedir? Dünyaca ünlü zincirlerin versiyonları, butikler, iş adamlarının tercih ettikleri vesaire derken ‘büyük şehrin’ lüks tüketiciye rahat hissettirecek otel eksiği olduğunu düşünmek tuhaf olacaktır. Bundan 120 sene önce trene atlayıp günler süren yolculuktan sonra, belki de ‘Şark’ın gizemini’ keşfetmek üzere, şehr-i İstanbul’a ayak basan zengin Avrupalıları layıkıyla ağırlayacak bir otel yokmuş işte... Pera Palace’ın öyküsü böyle başlıyor.
İstanbul’un şüphesiz en görmüş geçirmiş oteli, 1 Eylül’de, ömrünün yeni bir dönemine giriyor. 2006’dan beri kapalı olan, 2008’den beri de restore edilen Pera Palace Hotel, yeni konukları için hazır. 1800’lerin sonunda tamamen ihtiyaca dayanarak atılan temelin üstüne yükselen, sıradan bir otelden çok daha fazlası oluyor haliyle. Sonrası tam bir ‘Kimler geldi, kimler geçti...’ öyküsü. 

İlk elektrikli asansör  
Geçenlerin en meşhuru, Agatha Christie. Birinci Dünya Savaşı yıllarında sık kaldığı, 1981’de müzeye dönüştürülen ve bugün ücretsiz gezilen odanın sahibi Atatürk ’ten başka, Zsa Zsa Gabor, Greta Garbo, Kraliçe II. Elizabeth, Alfred Hitchcock, Jacqueline Kennedy, Ernest Hemingway de Pera Palace denince ilk elden kâğıda düşenler.
Bugünkü ‘patron’ Beşiktaş Turizm Yatırımları A.Ş... 1889’da ‘Orient Express’ (Şark Ekspresi) adlı ünlü tren seferinin hattı, Paris’ten İstanbul’a uzadığında, müreffeh Avrupalı’nın ortada kalacağı fark edilince, Haliç’le bakışan otelin inşaatına 1892’de başlanıyor. Üç sene sonra pek tabii ki bir açılış balosuyla âleme ilan ediliyor, İstanbul’un en parlak oteli...
Pera Palace’ın tarihe vurduğu damgalar; Greta Garbo’nun duvarlara sinmiş kokusu, Agatha Christie’nin ‘Doğu Ekspresi’nde Cinayet’ romanını yazdığı ve meşhur ‘kayıp 11 günün’ sırrının saklı olduğu 411 nolu odaya sızmış fikirleri, Atatürk’ün rakı sofrası muhabbetleri, kim bilir belki işgal günlerinde, rütbeli Fransızların fısıldaşmalarıyla falan sınırlı değil elbet. Tarihi asansör misal, Türkiye ’nin ilk, Avrupa’nınsa Eyfel Kulesi’ninkinin ardından ikinci elektrikli asansörü. Burası aynı zamanda Osmanlı sarayları dışında elektriğin verildiği, ilk akar sıcak suyun bulunduğu bina.
Levanten mimar Alexander Vallaury’nin tasarladığı yapı, Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar parlak günler geçirdikten sonra işgal günlerine de, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in ilanı ve II. Dünya Savaşı gibi önemli dönemlere de tanıklık ediyor. Bu zaman içinde devrin devlet adamları ve krallarının (İsmet İnönü, Yugoslav Devlet Başkanı Tito, Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph, Şah Rıza Pehlevi, Kral VIII. Edward, General Franz von Papen) yanı sıra İstanbul’da yaşayan hali vakti yerinde yabancıların da uğrak yerlerinden... 

Gümüş takım keşfi...
Önceleri Orient Express’in o dönemki sahibi Uluslararası Yataklı Vagonlar Şirketi’nin de ortaklığıyla işletilen otel, 1915’te Mersinli Bodossaki Anastassiadis’e devrediliyor. Anastassiadis’in Kasım 1922’de ülkeyi terk etmesinden sonra Nisan 1923’te mülkiyeti hazineye geçen otelin işletmesi, 1927’de Atatürk’ün emriyle, Beyrut asıllı Misbah Muhayyeş’e veriliyor. 1954’ten 1980’lere kadar Misbah Muhayyeş’in vakfı tarafından yönetilen otel, 1982’de Süzer Grubu’na satılıyor.
1994’te mülkiyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’na geçen Pera Palace’ın üst kullanım hakkı 2051’e kadar Beşiktaş Turizm Yatırımları A.Ş.’de. Genel müdürlük göreviyse Pınar Kartal Timer’in.
1926 ile 1932 yılları arasında burayı sık ziyaret eden Agatha Christie’nin hayatındaki 11 kayıp günün sırrını, 1979’da 411 nolu odada, duvar içinde bulunan paslı anahtarın çözmesi umut edilmiştir ama nafile. Sır, sır olarak kalmaya devam etmekte.
Öte yandan, 2006 gibi yakın bir tarihte bile, ünlü yazarınki kadar merak uyandırıcı olmasa da küçük gizemler ortaya çıkmaya devam etmiş. Şimdilik otelin son sürprizi, demirbaş tespitleri esnasında, mutfakta fark edilen kapının arkasından çıkmış: 5 bin parçalık Christofle imzalı gümüş çatal-bıçak takımı... Takımların şirketten 1956’da alındığı tespit edilmiş. 5 bin parçanın bir kısmı sergilenecek, büyük servis takımlarıysa konuklar için kullanılacak. 

‘Tea Lounge’da beş çayı
Otel, girişten itibaren avizeleri ve zamanında havalandırma amaçlı kullanılan kubbeleri başta olmak üzere etkileyici bir dokuya sahip. Daha da heyecan vereniyse ‘Tea Lounge/Kubbeli Salon’un oturma grubu, konsollar, avizeler, 1900 tarihli piyano ve içindeki ciltli kitaplarıyla birlikte kitaplıkların tamamının, 1800’lerden beri, tam da şu anda bulundukları noktalarda kullanılan eşyalarla dolu olması. Patisserie de Péra adlı pastanesi de, Orient Bar’ı ve bugün Agatha Restaurant adı verilen restoranı da bir zamanlar oldukları yerlerde, yeni konukları için hazır. Tea Lounge’da yakında, piyano eşliğinde ‘Beş Çayı’ programları başlayacak. Gecede 230 avroyu gözden çıkaramayacak olanlar, en azından bir akşamüstü bir fincan çay ve birkaç makaron için otele uğrayıp ‘eskinin’ tadını çıkarabilir... 

2010 model Pera Palace’ta neler var?
* 1950’den beri kat kat boyanan duvarların orijinal hali, Sivas’tan getirilen 17 taş işçisinin
bir buçuk senelik kazıma çalışmasıyla ortaya çıkarılmış.

* 411 numaradaki odanın bugünkü adı tabii ki ‘Agatha Christie’. Oda, ünlü yazarın polisiye romanlarını andırsın diye bordo ve siyah renklerle bezenmiş. İçeride çeşitli dillerde Agatha Christie romanlarının yer aldığı o dönemden kalma bir kitaplık ve daktilo, duvarda ünlü yazarın bir portresi ve temsili bir anahtar var. Bu odada bir gece konaklamanın bedeli 400 avro. 

* 1924’te 21 gün otelde konaklayan İsveçli aktris Greta Garbo’nun adı 50’şer metrekare büyüklüğünde altı odaya verilmiş. Odalar erguvan rengi ve yağ yeşili tonlarında. 

* 1922’de savaş muhabiriyken otelde kalan Amerikalı yazar Ernest Hemingway’in adı da beş süite verilmiş. Hemingway için yeşim ve tütün renkleri seçilmiş. 

* Fransız yazar Pierre Loti’nin adını taşıyan altı süit, krem ve dumanlı mavi tonlarında.

* Haliç tarafına bakan iki süitten biri İsmet İnönü’nün, diğeri Celal Bayar’ın adını almış. 

* Otelin iki kral dairesi, ismini yine krallardan alıyor: 115’er metrekarelik dairelerin biri Kral VIII. Edward, diğeri İmparator Franz Joseph adına hizmette... 

* Agatha Restaurant’da şef Maximilian J. W. Thomae, Orient Express’in güzergâhındaki Paris, Venedik ve İstanbul’dan hareketle Fransız, İtalyan ve Türk mutfağından örnekler hazırlayacak. 

* Otelin yenilenmesi toplam 23 milyon avroya mal olmuş. 

* Eskisinden farklı olarak 400 metrekarelik bir spa alanı var. 

* Otelin ilk konuğu, yönetimin ismini açıklamadığı, 14 Ağustos’ta ağırlanmış bir İngiliz gazeteci. Otele dışarıdan en çok ilgi de İngiltere, ABD, Fransa ile Agatha Christie romanlarına düşkün Japonlardan...

* Orient Express otel ve trenleri el değiştirmiş ama hizmet vermeye devam ediyor. Eskisi gibi birlikte işletme söz konusu değil ama otel yönetimi, Orient Express’in şimdiki yöneticileriyle yakında buluşup kendi tabirleriyle ‘küçük hoşluklar’ hazırlamayı planlıyor.