30 yıllık el emeği göz nuru tebrik kartları

30 yıllık el emeği göz nuru tebrik kartları
30 yıllık el emeği göz nuru tebrik kartları
Noel Baba'lı, çam ağaçlı, 'Jingle Bells' çalan yılbaşı kartları... 1983'ten beri yılbaşı kartı tasarlayıp sadece elden dağıtan Korkut Akın dijitale direniyor!
Haber: ESRA ÜLKAR - esraulkar@gmail.com / Arşivi

Çok değil bundan 20 yıl önce iletişimin gözbebekleriydi mektup ve bayram ya da yılbaşlarında gönderilen tebrik kartları. Postayla gönderilenlerin yanı sıra genellikle aşk hikâyelerinde rastladığımız, çikolatayla kandırılıp mektup getir-götür yapan mahalleden bir çocuk yoluyla verilenleri de vardı. Bu kart ve mektuplara yetişemeyenler de büyüklerinden dinlemiştir hikâyelerini. İnternetin hayatımızdaki yerinin iyice artmasıyla mektup ve kartlar tarihin tozlu sayfalarına karıştı. Ama eskisi kadar olmasa da bu kartlarla ilgilenenler hâlâ var. Bunlardan biri de yönetmen ve gazeteci Korkut Akın.
Akın, 30 yıldır yılbaşı kartı yapıyor. Kartları yapmaya başlamasının sebebi ise platonik bir aşk hikâyesi. Hikâyeyi şöyle anlatıyor: “1983’te 25 yaşında gencecik, cıva gibi biriydim. Platonik, gönlümü düşürdüğüm bir kız arkadaşım vardı. Ona bir armağan vermek istedim ama hem farklı, ilginç olsun hem de çok pahalı olmasın istiyordum. Mesleğimle de ilgili olarak negatifin çok değerli olduğunu biliyorum. O zaman madem kendi mesleğim de bu, negatif göndereyim arkadaşıma, hem yılbaşında ilginç bir hediye olur hem de sadece kendisinde olur, diye düşündüm. Bir kart hazırladım ve filmini ona gönderdim.”
Nasıl bir geri dönüş aldığını sorduğumdaysa, “Hiçbir şey olmadı. Umursamadı bile belki de. Arkadaşımdı zaten, denk geldiğim zaman konuşuyorduk ama duygusal bir oluşum söz konusu olamadı. Sonra dedim ki; bu çok güzel bir şey, ben bunu niye sadece bir kişiyle sınırlayayım? Çoğaltayım, daha geniş alanlara, daha geniş insanlara yapayım” diyerek mutlu sonla bitmese de o tarihten bugüne her yıl tasarlayacağı kartların yapımına başladığını söylüyor.

30 yıldır elden dağıtıyor

Akın’ın kartlarının teması genellikle barış ve sevgi. “Kimi aynalı, kimi kazı-kazanlı oldu. Kiminin üzerine çiçek, ot yapıştırdım. Kiminin içinden tohum çıktı. Bir tanesine de mutluluğu ve bereketi simgelemesi için pirinç ve şeker yapıştırdım. Bu sene ise özgürlüğü simgelemesi için rüzgârgülü tasarladım. Gezi konulu bir kart” diyerek anlatıyor, 30 yılda yaptığı yılbaşı kartlarının temalarını. O yıl yaşanan olaylardan da etkilendiğini söyleyen Akın, 2001’de tasarladığı ‘barış’ yazılı kartı İkiz Kuleler yandıktan sonra insanlara verirken ufak bir değişiklikle bir ucunu yakıp verdiğini de sözlerine ekliyor. 2012’de üniversitede verdiği sinema dersinde bakmak ile görmek arasındaki farklılıkları anlatırken, aklına geleni işlemiş karta: “Düz olarak bakıldığında bir karmaşa gözükürken, sinemacı deyişiyle ‘zaviyeden’ bakınca mesaj okunabiliyordu.” Oğlu Canay’ın fotoğraflarının yer aldığı kartları da var.
Akın, kartların tasarımını yapıyor, matbaaya veriyor, sonrasında ise üzerine süslemeler yapıyor. Teknolojinin gelişmesiyle kartlarının yapım şekli de değişmiş: “Genellikle fotoğrafın üzerine yazıyla yapıyordum. 2000’lere gelindiğinde bilgisayar gündeme gelince işin rengi değişti. Daha bir albenili, daha farklı kartlar oldu. Sayıca çoğaldılar. Artık matbaada bastırıyorum. Belli bir çaba sonunda epey bir koşuşturmaca ile çıkıyor.”
Kartların bir özelliği de biri dışında hiçbirinin postayla gönderilmemiş olması. Akın kartları 30 yıldır elden dağıtıyor: “Yüz yüze iletişimin sıcaklığını yaşayabilmek için... Yılbaşı kartı bile olsa bir armağan verişin insanın yüzündeki o coşkusunu, heyecanını, mutluluğunu, o gözlerdeki pırıltıyı görebilmek için elden dağıtıyorum. Postayla gönderdiğinizde sevinebileceğini tahmin ediyorsunuz ama insanın o kartı gördüğündeki tepkisini göremiyorsunuz.” Korkut Akın’ın kartlarına ulaşabilmek içinse ‘yolunuzun onun yolundan geçmesi’ gerekiyor.