40 ay, 40 sene Yunan düğünü

Babasının Dancing Zorba adlı restoranında çalışan, 30'una ulaşmış ama hayatını değiştirmekte kararlı Toula'nın öyküsünün anlatıldığı küçük ve sıcak bağımsız yapım My Big Fat Greek Wedding, Hollywood'da bir ilki gerçekleştirdi.

Babasının Dancing Zorba adlı restoranında çalışan, 30'una ulaşmış ama hayatını değiştirmekte kararlı Toula'nın öyküsünün anlatıldığı küçük ve sıcak bağımsız yapım My Big Fat Greek Wedding, Hollywood'da bir ilki gerçekleştirdi. Bundan tam beş ay önce gösterime giren film, beklenenin aksine, birkaç hafta içinde salonlardan silinmediği gibi, her hafta biraz daha seyirci toplayarak, box office listelerinin tepesine yükseldi. Babasını ikna edip başka bir işte çalışan, bütün ailenin beklentisinin aksine bir Amerikalı'ya aşık olan ve kimseyi kırmadan ailesine her şeyi kabul ettiren, geleneklerine bağlı Yunan asıllı Toula'yı belki izlediniz, belki de izleyeceksiniz. Biz ise, filmin perde arkasına ilişkin 'çok gizli' bilgileri sizin için derledik:

  • Filmin yazarı, senaristi ve başrol oyuncusu Nia Vardalos (Toula), Yunan asıllı bir komedyen. 1961 doğumlu, Kanada'da yaşıyor, komedi klüplerinde tek kişilik gösteriler yapıyor.
  • Filmin yapımcıları Tom Hanks ve Rita Wilson çifti. Baba tarafı Bulgar, anne tarafı Yunanlı olan Rita Wilson, Nia Vardalos'un gösterisini izleyip çok beğeniyor ve ertesi gece kocasını gönderiyor. Tom Hanks, kızıyla birlikte gösteriyi izliyor. Ertesi gün de acelesi olduğu için gitmek zorunda olduğunu ve gösteriden sonra yanına gelip tebrik edemediği için üzüldüğünü bildiren bir not gönderiyor Vardalos'a. Birkaç gün sonra da gösterinin film haklarını satın alıyorlar.
  • Nia Vardalos, gösteri devam ederken bir yandan da belki, bir ümit diyerek senaryo çalışmalarına başlamış. Wilson ve Hanks çifti Vardalos'un elindeki, en kaba taslak haldeki senaryoyu olduğu gibi satın alıyorlar. Daha sonra da filmin her aşamasında Vardalos'a her konuda söz hakkı veriyorlar.
  • My Big Fat Greek Wedding'de konu edinilen her şey gerçek. Bir biçimde ya Vardalos'un ya da kalabalık aile fertlerinden birinin başına gelmiş. Özellikle sormuşlar, filmde halanın anlattığı, ömür boyu boyundaki bir yumru içinde taşınan doğmamış ikiz hikayesi bile gerçek. Filmin ilk gösterimine bu kalabalık ailenin tam 49 ferdi gelmiş bu arada.
  • Nia Vardalos senaryoyu yazarken, başrol oyuncusu olarak John Corbett'i düşünüyor. Sex and the City dizisinde izlediği aktörün, 'hunk' tabir edilen besili ve seksi Amerikalılardan olmayışı aynı zamanda da tipik Amerikalı oluşu nedeniyle. Senaryo Corbett'e ulaştırılıyor. Cevap yok. Çünkü aktör o sırada ABD dışında, bir film çekiminde. Yapım ekibi aktörden cevap alamayınca Vardalos'a alternatifler sunuyor. Onun gönlü Corbett'ten yana. Bir gece Vardalos, Kanada'nın büyük otellerinden birinin barına gidiyor. Bir de ne görsün, az ötesinde John Corbett oturuyor. Yanına yanaşıyor ve aktörün, yeni okuduğu senaryoyu ne kadar beğendiğini yanındakilere anlattığını duyuyor. Koluna dokunuyor ve "onu yazan benim," diyor. Belirtmeden geçemeyeceğimiz bir ayrıntı da, Corbett'in bizde Tesadüf adıyla gösterilen Serendipity filminin çekimleri için orada bulunuşu. Serendipity, tek cümleyle anlatılacak olursa, "kısmetse olur" inanışına dayanan bir filmdi.
  • Toula'nın aşık olduğu Ian Miller'ı canlandıran John Corbett 1961 doğumlu ve oyunculuğa başlamadan önce profesyonel kuaför olarak çalışıyormuş. Türk izleyicilerin bir kısmı kendisini Sex and the City dizisinden tanıyor. İki sezon boyunca dizinin starı Carrie Bradshaw'un (Sarah Jessica Parker) nişanlısı Aidan Shaw'du. Ancak, Corbett'in Türk izleyicileriyle ilk tanışması, 90'ların ilk yıllarına dayanıyor. İkiz Tepeler dizisinin kazandığı başarı üzerine tuhaf sakinleri olan tuhaf kasabalarda geçen diziler furyası başlamıştı. Bunların içinde en başarılı olanlarından biri de Northern Exposure'du. Kuzeyde Bir Yer adıyla TRT'de gösterilen ve Alaska'da küçük bir kasabada geçen dizide Corbett, kasabanın radyo istasyonunun seksi sesli sunucusuydu.
  • Corbett ve Vardalos'un o gece başlayan dostlukları daha uzun süre pekişecek gibi görünüyor. Film şimdiden müzikal, televizyon dizisi, devam filmi projelerine boğulmuş durumda.
  • Film gösterime çıkarken doğru dürüst bir reklam kampanyası yapılmamış. Ne billboardlar, ne otobüslere verilen ilanlar. Buna karşılık filmin kazandığı para Fargo, Being John Malkovich, Usual Suspects, Billy Elliott, The Blair Witch Project, Monster's Ball, Shine, Crouching Tiger, Hidden Dragon gibi filmlerin, üstelik de onca reklama rağmen, kazandıklarının çok üstünde.
  • Greek Wedding ilk gösterime girdiği hafta sonu, rakibi Scorpion King / Akrep Kral tarafından silinip süpürülmesin diye, Greek First Friday Club isimli bir internet grubu oluşturuluyor. Mümkün olduğunca çok kişiye mail'ler gönderiliyor. Maksat filmin ilk hafta sonunda başarısızlığa uğrayıp gösterimden kalkmaması. Yani, "aman ne yapıp edin, bu cuma görün," diyorlar kısaca. Neyse, onların aralarındaki bu dayanışma, yavaş yavaş Yunanlıların çevresini aşıp, tüm Amerika'ya yayılmaya başlıyor.
  • Eleştirmenler genellikle filmin sevimli ama önemsiz olduğu konusunda birleşiyor.
  • Üç milyon dolara mal olan film 100 milyon barajını aştı ve para kazanmayı sürdürüyor.
  • Türkiye'de 6 Eylül'de gösterime giren film, tıpkı Amerika'daki gibi sakin bir başlangıç yaptı. Getiren firma, ilerde bizde de patlama yapmasını bekliyor.
  • Filmin soundtrack'i güzel Yunan ezgileriyle süslü. Son jenerikte, bestelerden birinde Dağhan Baydur imzasını görüyoruz. Bu arada, Amerikalı damadın anne babasını, Yunanlı aileyle tanışmaya getirdiği sahnede çalınan melodi, Karanfil oylum, oylum / Geliyor selvi boylum.