50 maddede Altın Portakal'ın 50 yılı

50 maddede Altın Portakal'ın 50 yılı
50 maddede Altın Portakal'ın 50 yılı
50'nci yılını kutlayan Türkiye'nin en eski film festivali Antalya Altın Portakal bugün başlıyor. Festivalin yarım asırlık tarihinde hızlı bir gezintiye ne dersiniz? Mesela Haldun Dormen'in Altın Portakal ödüllü bir yönetmen olduğunu biliyor muydunuz?
Haber: Tunca Arslan / Arşivi

Türkiye ’nin en köklü, istikrarlı, en hareketli ve en renkli film festivali olan Altın Portakal, dile kolay, 50 yaşında. Tarihi boyunca sinemamızın parlak bir aynası olagelen, sinemacılarımızın hal ve gidişini aynen yansıtan Altın Portakal’ın 50 yılına 50 maddeyle göz attığımızda acı tatlı olaylarla dolu bir film şeridi geçti gözlerimizin önünden. Festivalin ‘derin tarihini’ ayrıntılı biçimde merak edenlere, sinema yazarı Tuncer Çetinkaya’nın 50. yıl için hazırladığı ‘Altın Portakal’ın Mitolojisi’ kitabını önerelim ve 1964’ten bu yana yaşananlara yıl yıl bakalım: Altı kişilik ön jüri, yoğun mesaiyle dört günde 23 film izleyerek, yarışacak altı filmi belirledi. Altın Portakal’ın ilk yılı 1964’te Halit Refiğ’in yönettiği ‘Gurbet Kuşları’ en iyi film, Refiğ de en iyi yönetmen seçildi. Senaryosunu Orhan Kemal’in yazdığı film, 28 Eylül’de kaybettiğimiz Turgut Özakman’ın ‘Ocak’ adlı oyunundan uyarlanmıştı.
Altın Portakal tarihinin rekortmen yönetmeni Atıf Yılmaz, ilk en iyi yönetmen ödülünü ‘Keşanlı Ali Destanı’yla aldı. En iyi film, Turgut Demirağ imzalı “Aşk ve Kin”, ABD’ye satılan ilk Türk filmi oldu.
Haldun Dormen’in yönettiği ‘Bozuk Düzen’, festivalin üçüncü yılında en iyi film seçildi, ancak sonradan gişede çok başarısız oldu. Yapımcılara atfedilen, “Aman filmim festivalde ödül almasın, batarım!” sözünün böyle doğduğu söylenir.
1967’de ‘dram filmi’, ‘tarihi film’ ve ‘komedi filmi’ olarak üç ayrı ödüllendirme yapıldı, ertesi yıl bu uygulamadan vazgeçildi.
Bir yıl önce Lütfi Ö. Akad’ın ‘Hudutların Kanunu’nu geride bırakarak ‘Zalimler’le en iyi film Altın Portakal’ı alan Yılmaz Duru, 1968’de de yine Akad’ın ‘Vesikalı Yârim’ini ikinciliğe iterek ‘İnce Cumali’yle başarısını tekrarladı.
Altın Portakal’ın bol kavgalı-tartışmalı yılı… 1969 jürisi en iyi film ve en iyi yönetmen ödülü vermedi. Yılmaz Duru’nun ‘Bin Yıllık Yol’u ikinci film ilan edildi. ‘Günah Bende mi?’yle festivalde yarışan yönetmen Nevzat Pesen, garip ama aynı zamanda jüri üyesiydi; filmi hiç ödül almadı.
Sağcı grupların “Gelirse taşlarız” dediği Yılmaz Güney’in ‘Bir Çirkin Adam’ı en iyi film seçildi. Sinema yazarı-gazeteci Agâh Özgüç, “O hanımefendi, film seyretmeye değil, aktris olmaya gelmiş!” dediği bir jüri üyesini topa tutan yazılar yazdı.
12 Mart gölgesinde gerçekleşen Altın Portakal’a katılan filmler, haliyle biraz apolitikti. En iyi film seçilen ‘Ankara Ekspresi’, Yeşilçam’ın rekortmen senaristi Bülent Oran’a tek Altın Portakal’ını kazandırdı.
1972… Yardımcı oyuncu-karakter oyuncusu ayrımına gidilip her iki kategoride de ödüller verilmesi tartışmalara yol açtı.
18 Nisan 2013’te yaşama veda eden Fenerbahçe kaptanı Serkan Acar ve kardeşi Sertan Acar’ın üvey kardeşleri canlandırdığı ‘ Hayat mı Bu?’, 10. yılda en iyi film seçildi. Yabancı konuk İtalyan Sivana Pompanini büyük yankı yarattı.
1974’te ön eleme yapılmadı. 23 filmi değerlendiren jüri ‘Düğün’ü en iyi film seçti. Lütfi Ö. Akad ilk ve tek en iyi yönetmen Altın Portakal’ını bu filmle aldı.
Yılmaz Güney’in damgasını taşıyan ‘Endişe’, ‘Arkadaş’ ve ‘Zavallılar’, 1975’te ilk üç sırayı paylaştı.
1976, ‘Süt Kardeşler’, ‘Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı’, ‘Canavar Cafer’ ve en iyi film seçilen Atıf Yılmaz imzalı ‘Deli Yusuf’la Altın Portakal tarihinin en eğlenceli yılı oldu.
Bir önceki yıl sansür nedeniyle yasaklanıp Altın Portakal’a katılamayan ‘Kara Çarşaflı Gelin’ (Süreyya Duru), 1977’nin en iyi filmi seçildi.
Uluslararası boyut da kazanan Altın Portakal’da sansüre karşı mücadele başlatıldı. Sansüre takılan ‘Maden’ (Yavuz Özkan) kararlı tutum sonucu festivale katıldı, en iyi film seçildi.
Sansür kurulu, üç filmi (‘Yusuf ile Kenan’, ‘Demir Yol’, ‘Yolcular’) jüri üyelerinin bile izlemesini sakıncalı bulunca, 1979 Altın Portakal’ı sansürü protesto amacıyla iptal edildi.
Festivalin başlamasından bir gün önce 12 Eylül darbesi gerçekleşince, Altın Portakal iki yıl üst üste yapılamamış oldu.
İddialı yapımlardan ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ ilk üçe bile giremedi. 1981’de birinciliğe değer film bulamayan jüri, Ömer Kavur’un ‘Ah Güzel İstanbul’unun en iyi ikinci film olduğuna karar verdi.
Çok az filmin çekildiği 1982’de düzenlenen festivalde ‘Bir Günün Hikâyesi’ ve en iyi film seçilen ‘Çirkinler de Sever’le Sinan Çetin ağırlığı hissedildi.
Sonradan geleneksel hale gelecek Yaşam Boyu Onur Ödülü, 1983’te ilk kez Lütfi Ö. Akad’a verildi.
‘Kadın özgürlüğü’ teması 1984’ün Altın Portakal’ına da yansıdı, Atıf Yılmaz’ın yönettiği ‘Bir Yudum Sevgi’ en iyi film seçildi.
Atıf Yılmaz’ın ‘Dul Bir Kadın’ı en iyi film, Sinan Çetin ‘14 Numara’yla en iyi yönetmen seçildi. Festivale ‘erotik hava’nın egemen olduğu iddiaları, 1985’in kapanış törenindeki protestolarla güçlendi.
1986, bir başka Atıf Yılmaz yılı oldu. Üçlemeyi tamamlayan Müjde Ar’lı ‘Aaahh Belinda’da da en iyi film dalında Altın Portakal’ın sahibi oldu.
1987’de toplam 12 ödülün 11’i ‘Muhsin Bey’, ‘Anayurt Oteli’, ‘Hayallerim, Aşkım ve Sen’ arasında paylaşıldı. Hümeyra, ‘Asiye Nasıl Kurtulur?’la en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü aldı.
‘Gece Yolculuğu’ en iyi film, Ömer Kavur en iyi yönetmen ve 1988 en iyi senaryo ödülünün verilmediği tek yıl oldu.
Ertem Eğilmez’in yaşama veda ettiği 1989’da Altın Portakal’da yarışan filmi ‘Arabesk’e herhangi bir ödül verilmedi.
En iyi film seçilen ‘Karılar Koğuşu’na imza atan Halit Refiğ, en iyi yönetmen ödülünü paylaştığı Yusuf Kurçenli’nin ‘Karartma Geceleri’ filminin devlet düşmanlığı yaptığını söyleyerek, durumu protesto etti.
1991’de yalnızca 33 film seçildiği için Altın Portakal’a başvuran 19 filmin tümü ana jürinin değerlendirmesine sunuldu. En iyi film, ‘Gizli Yüz’ oldu.
1992’ye damga vuran olay, sinema yazarı Burçak Evren’in ‘sağlıklı karar alınamayacağı’ gerekçesiyle jüriden istifa etmesiydi. ‘Sarı Mercedes’in başrol oyuncusu İlyas Salman da erkek oyuncu ödülü Mehmet Aslantuğ’a (‘Kapıları Açmak’) gidince tepkisini dile getirdi. En iyi film: ‘Cazibe Hanım’ın Gündüz Düşleri’.
İpi ‘Mavi Sürgün’ göğüsledi. 1993, Altın Portakal tarihinin en sakin, tartışmasız, çekişmesiz yılıydı.
1994’ün en iyisi ‘Yengeç Sepeti’, başroldeki Sadri Alışık’ın son filmi oldu. Usta oyuncu en iyi erkek oyuncu seçildikten kısa süre sonra yaşama veda etti.
Antalya Kültür ve Sanat Vakfı-AKSAV, 1995’te yeniden yapılandırıldı. Ödül miktarları yaklaşık iki katına çıkartıldı.
Bağımsız nitelikli genç yönetmenler, Derviş Zaim’in ‘Tabutta Rövaşata’sının en iyi film seçilmesiyle Altın Portakal’da da sahne almaya başladı. (1996)
‘Köpekler Adası’ndaki rolüyle en iyi erkek oyuncu ödülü alan Tanju Gürsu’nun filmde Müşfik Kenter tarafından seslendirilmesi tartışmaya yol açtı. En sert ‘tartışma’ ise ‘eskiler’in temsilcisi Cüneyt Arkın ile ‘yeniler’in temsilcisi Güven Kıraç arasında yaşandı. (1997)İki oyuncu derneği SODER ve ÇASOD, maddi destek beklentilerinin karşılık bulmadığı gerekçesiyle 1998’de Altın Portakal’ı boykot etti.
‘Salkım Hanım’ın Taneleri’nin en iyi film seçildiği 1999’da, ödüllerini almak için sahneye çıkanların kılık kıyafetiyle ilgili tartışmaları, neredeyse her şeyin önüne geçti.
Jüri, Yeşilçam dönemine bir selam yollayarak, Zeki Alasya-Metin Akpınar ikilisinin 14 yıl sonra birlikte kamera karşısına geçtiği Memduh Ün filmi ‘Güle Güle’yi, 2000 yılının en iyisi olarak belirledi.
Kürt sorunu Altın Portakal’ın birincilik kürsüsüne de yansıdı ve 2001’in Altın Portakal’ı, Handan İpekçi’nin ‘Büyük Adam Küçük Aşk’ına verildi.
Altın Portakal’ın kurucusu Behlül Dal’ın 80 yaşında, o yıl en iyi film seçilen ‘Uzak’taki performansıyla en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü alan Mehmet Emin Toprak’ın trafik kazası sonucu 28 yaşında aramızdan ayrılmaları, 2002’den yansıyan acı dolu olaylar olarak iz bıraktı.
Altın Portakal’ın 40. yaşına bastığı 2003’te Ömer Kavur, aynı zamanda en iyi film de seçilen ‘Karşılaşma’yla dördüncü kez en iyi yönetmen seçildi. İlki 1990’da düzenlenen Türk Sinema Kurultayı, festival kapsamında ikinci kez gerçekleştirildi.
2004’te, festival danışmanı Ezel Akay’ın ‘çılgınca’ önerisi doğrultusunda 68 kişilik bir ana jüri oluşturuldu. Ertesi yıl bu uygulamadan vazgeçilerek klasik ‘7 ila 13-14 kişilik’ jüri sistemine dönüldü.
Ulaş İnaç’ın ilk filmi, ‘Dogma’ tarzındaki ‘Türev’in birinciliği, uzun tartışmalara yol açtı. Festival sonuçlarına ‘genç sinema’ ağırlığını koyarken dijital çekilen bir filmin en iyi film seçilmesiyle Altın Portakal’da 2005’ten itibaren yeni bir döneme girildi.
2006’da festival tarihinin bir başka ilki yaşandı, jüri başkanı Şerif Gören, Zeki Demirkubuz’un ‘Kader’i en iyi film seçilince toplantıyı terk etti ve İstanbul’a döndü.
2007’de organizasyon içi bir ‘kadına yönelik şiddet’ vakası her şeyin, onur ödülü alan Francis Ford Coppola’nın bile önüne geçti.
2008 katılımcı filmler açısından Nuri Bilge Ceylan, Semih Kaplanoğlu, Reha Erdem, Yeşim Ustaoğlu ve Derviş Zaim’den birinin yılı olacak gibi görünüyordu. Tuncel Kurtiz başkanlığındaki jüri, herkesi şaşırtan bir kararla İngiliz yönetmen Ben Hopkins’in ‘Pazar: Bir Ticaret Masalı’ filmini birincilik kürsüsüne çıkardı.
Festivalde ilk kez Kürtçe bir film (‘Min Dit’) gösterildi. 2009’un bir diğer özelliği de en iyi film ödülünün ilk kez paylaştırılması (‘Bornova Bornova’ ve ‘Kosmos’) oldu.
2010’da Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve yönetmen Semih Kaplanoğlu’nun da desteğini alan sağ basın, uluslararası yarışma jürisi başkanı Emir Kusturica aleyhinde kampanya başlattı. Ünlü yönetmen dört ay önce Bursa’da AKP’li belediyenin davetlisi olarak bir konser vermiş, herkes çok eğlenmişti. Kusturica, Günay için “Düşmanım” diyerek Antalya’yı terk etti.
‘Geç Gelen Ödüller’ projesiyle 1979 ve 1980’de yapılamayan festivallerin jürileri toplandı. ‘Demir Yol’ ve ‘Sürü’, 30 yıl aradan sonra 2011’de ödüllendirildi.
En iyi film seçilen ‘Güzelliğin On Par’ Etmez’in milliyeti tartışma konusu oldu. Bir grup sinemacı filmin Avusturya yapımı olduğunu iddia ederek ödülün geri alınmasını talep etti.
“Yarım dalya” diyen festivalde neler olacağı şimdiden bilinmez. Öte yandan Altın Portakal’ın ilk yılının galibi ‘Gurbet Kuşları’ için düzenlenen özel programın Antalya semalarını vefa ve nostalji duygusuyla dolduracağına kuşku yok.