'911' efsanesi

'911' efsanesi
'911' efsanesi
Halle Berry'nin yeteneğini boşa harcadığı en yeni örnek: 'Kaçırılan kız' temasını herhangi bir CSI bölümünün ötesine taşıyamayan 'Acil Arama'.
Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

Bizdeki karşılığını pek bilmesek de, Amerikan versiyonunu neredeyse herkesin ezbere bildiği ‘acil arama’ numarası, sinema için de sıkça malzeme konusu oldu, oluyor, olacak. ‘911’ efsanesini cep telefonuyla buluşturmak da işin gerilimini arttırıcı işlev üstleniyor tabii.
Önceki filmlerinde iyi kötü kendine bir yol haritası çıkarabilen Brad Anderson’ın imzasını taşıyan ‘Acil Arama’ da (The Call) bu efsanenin izlerini takip ederek gerilime kucak açmaya çalışıyor. Bir 911 operatörünün, çuvallayıp geri plana çekilmesinin ardından yeniden telefon başına geçmesiyle tırmanan gerilim var başrolde. Rastlantısal ‘geri dönüş’, elindeki telefonla kaçırılan genç bir kadının kurtarılmasını sağlamaya yönelik hamlelerle anlamlanıyor. Bu anlamlandırma çabasının belli bir yere kadar bizi oyaladığını da söyleyebiliriz, ancak son tahlilde alabildiğine ‘bayat’ bir formül üzerinden yürüyor bütün hikâye ve özellikle sonlara doğru senaryo boşluklarıyla birlikte yerle yeksan oluyor. Karşımıza ne zaman çıkarsa çıksın hep bir ‘özleme’ efektiyle andığımız Halle Berry’yi görmek güzel bu filmde. Ama onun da yapabilecekleri ya da hissettirebilecekleri sınırlı kalıyor, çoğu zaman boşa kürek çekmenin ötesine geçemiyor. ‘Küçük yıldız’ olarak parlayan ama büyüdükçe ‘yıldız ışığı’ndan yoksun olduğu anlaşılan Abigail Breslin de ‘kaçırılan kız ’da ikna edici durmuyor, büyük bölümünü araba bagajında geçirdiği hikâyedeki gerilimi kışkırtamıyor.
Brad Anderson, ‘Acil Arama’yla klasik gerilim formüllerine tutunarak sonuca ulaşmayı deniyor. Ancak bunu herhangi bir ‘CSI’ bölümünden daha derinlere taşımayı başaramıyor, televizyon estetiğine teslim oluyor. Gerilime ‘gizem’ katılmadığı zaman sıradanlaşan hikâyelerin tuzakları devreye giriyor ve sürprizden arındırılmış bütünün giderek aşağılara doğru çekildiğini görüyoruz. Başkarakterin yakın geçmişinden taşınan travmanın izleri ya da suçlunun geçmişindeki ipuçları da ritme kavuşturamıyor hikâyeyi. Kör topal ilerleyen filmin finale doğru iyice zıvanadan çıkmasıysa bizim için ‘son darbe’ oluyor ve dişe dokunur pek bir şey bırakmıyor arkasında.


    ETİKETLER:

    Sinema

    ,

    Kız

    ,

    Araba

    ,

    Telefon

    ,

    klasik

    ,

    gerilim

    ,

    senaryo

    ,

    zaman

    ,

    genç