96'lı usta

96'lı usta
96'lı usta
David Bowie de teyit etti: 2013'ü en şaşaalı kapatan yıldız adaylarından Lorde, geleceğin sesi...

Nihayet gençlere dair bir umut ışığımız oldu. Yeni Zelandalı genç şarkıcı Lorde, Justin Bieber, One Direction ve türevlerinin yarattığı ‘teenage’ algısını değiştirdi. Belli bir yaşın üzerindeki çoğu müzik dinleyicisi için bu jenerasyonun ve yaptıkları müziğin anlamı, konserlerine yaşı küçük dinleyicilerini kimin götüreceği ve o müziğe kimin ‘maruz kalacağı’ tartışmasından öteye gitmiyordu. Lorde, bu tartışmaları rafa kaldıracak, “18’inden önce yıldızlaşmış birisi varsa bunu büyük ölçüde sektörel pohpohlamaya borçludur” anlayışını değiştirecek kadar yetenekli, içgörü sahibi ve samimi. Sıkça karşılaştırıldığı fazla depresif ve ‘vintage’ ablası Lana Del Ray gibi canlı performansta sönen bir kayıt balonundan çok daha fazlası. David Bowie bile onu “geleceğin sesi” olarak teyit ettiyse fazla da söze gerek yok aslında. 16’lık yıldızımız, Rookie dergisine verdiği röportajda “Öyle isim sayıp hava atmak gibi bir derdim yok ama David Bowie gibi birisiyle tanışıp da ondan ‘seni dinlemek yarını dinlemeye benziyor’ gibi bir yorum aldıktan sonra ölsem gözüm açık gitmez” demiş. Söz konusu Bowie olunca hak vermemek elde değil. 

Bizi internet büyüttü

Lorde’nin olgun yorumu, sizi yanıltabilir. Ama nihayetinde, ülkesi Yeni Zelanda’dan ilk defa kısa bir süre önce çıkmış, annesi yanındayken röportaj veren ve sahne arkasında legal olarak içki içmesine bile koskoca iki yılı olan bir ‘çocuk’tan bahsediyoruz. Dolayısıyla şarkılarında kendi deneyimlerine odaklanması gayet olağan. “Bebeğim, bizi internet büyüttü/Ya da insanların hepsi gıcık” gibi sözleriyle, hem kendi jenerasyonunun dürüst sesi hem de kişisel hikâyelerini paylaşıyor. Onu birçoklarının gözünde çağdaşlarından ayıran da bu özelliği. Yaşıtları daha müzik yarışmalarında kendilerini gösterme çabasındayken onun şarkıları aynı yarışmalarda ‘cover’lanıyor. Amerika’da bir numara olan şarkısı ‘Royals’ reklam kampanyalarında kullanılıyor. 

12 yaşında Vonnegut

7 Kasım 1996 tarihinde Yeni Zelanda’nın Auckland şehrinde doğan Lorde (gerçek adı Ella Yelich-O’Connor), dev plak şirketi Universal’la ilk anlaşmasını imzaladığı sırada henüz 14 yaşında. Bizim için şaşırtıcı ama şair annesi için beklendik bir erken başarı olsa gerek... Zira annesinin anlattığına göre Lorde tam bir harika çocuk. Daha 12 yaşındayken okuma listesinde Kurt Vonnegut, Raymond Carver gibi isimler var, 14 yaşında annesinin master tezinin düzeltmelerini yapıyor. Lorde’nin beş parçadan oluşan ilk kaydı ‘The Love Club’, müzik paylaşım sitesi Soundcloud’da ilk defa Kasım 2012’de yayımlanıyor. Yaklaşık bir senenin ardından bu kayıt CD formatında piyasaya sürülüyor ki internetten müzik dinlemeye alışık olmayan büyükleri de Lorde’den haberdar olabilsin. Haziran çıkışlı ‘single’ı ‘Royals’ ABD ’de sadece bir haftada 85 bin kopya satınca, Lorde daha kariyerinin başında ilk unvanını alıyor; ‘ABD listelerinde bir numaraya kadar yükselen ilk Yeni Zelandalı şarkıcı’. Bu hızlı yükseliş, Lorde’yi müzikle içli dışlı olanların haricindekileri de yakalayacak mecralarla buluşturuyor. BBC Sports, Wimbledon finalinin tanıtımlarında onun şarkısı ‘Tennis Court’u kullanıyor. Sinemanın yeni fenomeni ‘Açlık Oyunları’ serisinin ikinci bölümü ‘Ateşi Yakalamak’ın ‘soundtrack’inde, Tears For Fears klasiği ‘Everybody Wants to Rule the World’a getirdiği yorum kullanılıyor. Lorde, bir başarıdan diğerine koştuğu bu kısacık kariyerinde, büyük büyük laflar etmeden kendi çizdiği yolda ilerliyor. Soul’un yaramaz kraliçesi Etta James’i dinleyerek büyüdüğünü söyleyecek kadar olgun. Ancak en büyük hayalinin Rihanna’ya şarkı yazmak olduğunu belirtecek kadar da yaşının insanı. 

Disney yıldızlarından farkı

Tüm bu başarı silsilesi ve övgü, Lorde’nin ergen dünyasına yetişkin müdahalesinin bir aracı olduğu gibi bir algıya yol açmasın. Lorde, Disney tedrisatından geçtikten sonra seksi kadınlığa soyunan akranları Miley Cyrus ve Selena Gomez’i “O çocuklarla benim aramdaki fark, tamamen normal bir şekilde büyümüş olmam, partilere gitmem, o deneyimleri gerçekten yaşamam. O yüzden ‘Bana bakın, a.k. ne kadar deliyim’ deme eğilimim daha az” diye eleştirebiliyor. Ama bu serzenişinde ahlak bekçiliğinden ya da ‘Avril Lavigne gibi asi ama temiz kız’ kontenjanına oynama çabasından eser yok. Lorde, isyanını da, yaşının gereklerini de Terry Richardson gibi paket sansasyon satıcılarına başvurmadan, kendi kendine yaşayanlardan. En iyisi henüz 16 yaşında üç Grammy’e aday olan Lorde’nin kendi sözlerine başvurmak: “Gerçek bir pırlantayı hiçbir zaman görmedim / Evlilik yüzüklerini filmlerde dişlerim / Adresimden de gurur duymuyorum / Böyle yıkık dökük bir şehirde diğer posta kodlarını da kıskanmam”.
Derleyen: Sedef Karaoğlan