Abazoğlu'nun sırrı: Bütünlük, yaratıcılık, ambians

Abazoğlu'nun sırrı: Bütünlük, yaratıcılık, ambians
Abazoğlu'nun sırrı: Bütünlük, yaratıcılık, ambians
Geçen kış Paris'teki defilesi Amerikan ve İngiliz basınında övgü dolu yorumlar alan modacı Cengiz Abazoğlu, bugün ikinci kez Paris Haute Couture Moda Haftası'nda... Ünlü modacıya göre sırrı, 'yaratıcılık'



Ç. BEGÜM SOYDEMİR

İSTANBUL - Dünyanın moda başkenti Paris, ‘haute couture’ denince de akıllara ilk gelen ‘Paris Haute Couture Moda Haftası’... Cengiz Abazoğlu ise, dünya çapında isim haline gelmiş Türkiyeli modacılardan biri...
Geçtiğimiz kış Paris’te düzenlediği defileyle tanıttığı kreasyonları büyük beğeni toplayan Abazoğlu’nun ismi İngiliz ve Amerikan basınında övgü dolu yorumlarla yer almıştı. Tasarımları İngiliz basınında ‘yenilikçi, provakatif, çağdaş’ tanımlamaları eşliğinden tanıtılan Abazoğlu bugün, ikinci kez katıldığı Paris Haute Couture Moda Haftası’ndaki defileyle 2009 Sonbahar - Kış koleksiyonunu sergileyecek.
Fransa’da dokuz ay sürecek ‘Türkiye Mevsimi’nin de ilk günlerine denk gelen defile, Öner Evez’in koreografisinde gerçekleşecek. Channel, Dior, Valentino, Armani gibi moda devleriyle tekrar bir araya gelecek olan Abazoğlu, defile öncesinde sorularımızı yanıtladı...

Son kreasyonlarınızı sunacağınız defile, Fransa’da ‘Türkiye Mevsimi’nin başlangıcına denk gelen Paris Haute Couture Moda Haftası’nın bir parçası. Türkiye Mevsimi’ neredeyse iptal oluyordu. Bu durum sizi nasıl etkiledi?
Bizim Temmuz 2009 Haute Couture haftasına katılımımız, şubat ayında alınmış bir karardı. Ve konuyla ilgili çalışmalarımızı ve hazırlıklarımızı zaten münferit şekilde yapıyorduk. Paris Moda Haftası’na katılım sürecimizde programımızı herhangi bir yardım veya sponsorluk üzerine kurmuyoruz. Zira amacımız tamamen koleksiyona odaklanıp çok güzel bir defile ortaya çıkarmak. Bu yüzden defilemiz her şekilde kendi başına planlanmış ve gerçekleşecek bir organizasyon.
Fransa’da ‘Türkiye Mevsimi’nin aynı döneme denk gelmesi açıkçası tamamen şans. Defilemizin, yabancı basın katılımının yoğunluğundan dolayı Fransa’da ‘Türkiye Mevsimi’ ile ilişkilendirilmesinin doğru olacağını düşünüp hareket ettik. Dış Ticaret Müsteşarlığı ve büyükelçilik de bu konuda gerçekten çok istekli davrandı. Umarım beklenen etkiyi yaratır. Ama onun dışında; ne ‘Türkiye Mevsimi’ programında bir değişiklik, ne de başka bir etken defile programımızla bağlantılı.

Ekonomik krizin etkisi modada da görüldü. Kriz, Haute Couture Haftası gibi büyük organizasyonlarda da kendini hissettiriyor mu?
Hayır, hissettirmiyor. Tüm dünyada defileler devam ediyor. Sadece işini iyi yapanlar ama... Arada tabii ki sektörden elenenler mevcut.

Geçen sene İngiliz basınında sizden ve tasarımlarınızdan büyük bir övgüyle söz ettiler. Siz bu fark edilmeyi neye bağlıyorsunuz?
Koleksiyon bütünlüğü, yaratıcılık ve defilenin ambiansı... Bu etkenlerin koleksiyonumun beğenilmesinde etkili olduğunu düşünüyorum.

Defiledeki tasarımlar Ayşe Hatun Önal’ın modelliğinde tanıtıldı. Deniz Akkaya hamile olduğu için Önal’ı seçtiğiniz söylendi. Aklınıza gelen ilk isim o muydu?
Bu çekim uzun zaman önce projelenmişti. Deniz’in hamileliğiyle bağlantısı yok.

Amerikalılar Michelle Obama’yı stil ikonu seçti, bütün dünya Carla Bruni’nin tarzını çok beğeniyor.
Türkiye’de de adı stil ikonu olarak geçen pek çok insan var. Sizce Türkiye’de gerçekten stil ikonu olan kim var?
Stil ikonu olabilmek için kitleleri giyim tarzlarıyla ya da yaşam biçimleriyle peşinden sürüklemek gerekir. Bu unvan, bu şekilde hak edilebilir. Türkiye’de 80’li yıllarda saç stili ve giyimiyle bunu başaran tek kadın Ajda Pekkan’dı. Dünyadaysa Madonna ve Kate Moss aklıma gelen ilk isimler.

Peki sizce Türkiye’de gelmiş geçmiş en şık kadın kim?
Maalesef bu mertebeye ulaşabilen biri yok. Fakat davetlerde zaman zaman çok şık hanımları görüyoruz.

‘Beyni giyinik kadınları severim’
Hiç tesettür giysisi tasarlamayı düşündünüz mü?
Çok sayıda tesettür giyisisi tasarladım insanları türbanlı ya da türbansız diye katagorize etmekten hoşlanmıyorum. Giyim tercihleri insanların kendi tecihleridir, mikro mini giyinen de, başını örten de benim için aynıdır. Ben beyni giyinik kadınları severim.

Tüm zamanları düşünerek; modada en dayanamadığınız şey ve her zaman olmalı dediğiniz şey nedir?
‘Dayanamadığım bir şey’ diyemiyorum, geçmişte hit olmuş, yıllar sonra gözden düşen bir akım günümüzde stilize edilerek baştacı olabiliyor. Mutlaka olmalı dediğim şey ise; iyi kumaş ve iyi dikilmiş bir küçük siyah elbise.

Geçmişte ya da bugün Türkiye’de ‘Ben giydirmeliyim’ dediğiniz first lady oldu mu?
Türkiye’de hiç olmadı. Fakat dünyada eğer yaşım uygun olsaydı, Jackie Onassis’i giydirmek isterdim.