'Acun Ilıcalı oyun oynatmayı oynayan adam'

'Acun Ilıcalı oyun oynatmayı oynayan adam'
'Acun Ilıcalı oyun oynatmayı oynayan adam'
Doç. Dr. Mevlüt Özben, Acun Ilıcalı hakkında hazırladığı bildiride ünlü televizyoncuyu, 'oyun oynatmayı oynayan adam' olarak tanımladı. Özben, 'sol romantikler ve elitistler'in Ilıcalı'yı kıskandığını da savunuyor.

RADİKAL - Atatürk  Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi (ATA-AÖF) ve İletişim Fakültesi'nin 7-8 Mayıs günlerinde Türkiye 'de ilk kez düzenlediği uluslararası katılımlı 'Oyun ve oyuncak kongresi' hazırlıkları sürüyor. Kongrede 'Oyun Oyna(t)mayı Oynayan Adam, Acun Ilıcalı' başlıklı bir bildiri ile katılacak ATA-AÖF Sosyoloji Program Koordinatörü Doç. Dr. Mevlüt Özben, Ilıcalı'yı 'Oyunların efendisi' olarak nitelendirdi.

Doç. Dr. Mevlüt Özben, muhabir olarak başladığı televizyon dünyasında yarışmalardan elde ettiği kazançla patronluğa yükselen Acun Ilıcalı hakkında bildiri hazırlarken bunu uluslararası kongrede sunacağını söyledi. Doç. Dr. Özben, günümüzde özellikle kitle oyunları bakımından, oyunun değer ve önemini artıran unsurun seyirci ya da katılımcı sayısıyla ilgili olduğunu anlattı. Acun Ilıcalı'nın oyunlarının da bu türden olduğunu belirten Doç. Dr. Özben, Ilıcalı'nın 'Kitlelere oyun oynatmayı oynayan adam' olarak kendisini kabul ettirdiğini belirtti. Ilıcalı'yı eylemlerinin sonuçlarından korkması gerekmeyen bir usta ve asla bedel ödemeyen bir cüretkar olarak değerlendiren Doç. Dr. Mevlüt Özben, kongrede sunacağı tebliğle ilgili olarak şunları söyledi:

"O, oyun oynatmayı oynuyor. Oyun oyna(t)mayı oynamak, oyunun sahibi, yönlendiricisi veya izleyicisi-hakemi olmaktan farklı ve tüm bunları kendisinde toplayan özel bir kategoridir. Ona farklılığını veren şey, oyun olgusunun bir parçası olması, ancak oyuna dahil olan unsurların hem kendinden saydığı hem de kendisinin dışında gördüğü bir yerde konumlandırılmasıdır."

"SURVIVOR'DA İZLEYECİ DE YARIŞIYOR" İDDİASI

Acun Ilıcalı'nın yarışma programlarından Survivor'daki oyunun kurallarının gündelik yaşamdaki gibi değişebildiğini vurgulayan Doç.Dr. Özben, bu yarışmada seçeneklerin sürekli açık tutulduğu ve peş peşe tekrarlanan oyunlarla ümitsizliğe kapılma veya bir yerde pes etmenin önüne geçildiğini ifade etti. Doç.Dr. Özben, şunları ekledi:

"Survivor’da da bekleme yapmaya fırsat bırakılmıyor. Ilıcalı, ‘oyun oyna(t)mayı oynayan adam’ olarak, yürekleri 'bekleme yapma(ma)nın' heyecanı ile atan insanlara, tam da istedikleri şeyi, yani 'bekleme yapma(ma)yı', 'bekleme yapma(ma)nın' riskleri ve korkularının devre dışı kaldığı yerde, evde televizyon aracılığıyla sunmaktadır. Ödül-doyum ikiliği, insanlık tarihinin tüm dönemlerinde farklı biçimlerle de olsa yaşamlarımızı motive eden en önemli etkenlerden biri olmuştur. Bu nedenle Survivor çok ilgi görüyor. Yarışmada kimi tutuyorsak, ünlüler ya da gönüllüler, o takımın kazandığı ödülü sanki biz almış ya da ödül yiyecekse sanki biz yemiş gibi tatmin olabiliyoruz. Bu yüzden, Survivor’da, kendi yaşama dünyalarımızda muhatap olduğumuz 'oyunlar ve fırsatlarla' paralellik kurarak, bir bakıma biz de yarışıyoruz."

TELEVİZYON İKONU

Türkiye’de Acun Ilıcalı’ya olumsuz bakan ya da hoşlanmayan kişilerin bir kısmının sol bakış açısına sahip olduğunu bir kısmının da muhabirlikten medya patronluğuna uzanan barış hikayesini hazmedediklerini ileri süren Doç. Dr. Özben şöyle devam etti:

"Hem kimi sol romantikler, hem de kimi elitistler Acun Ilıcalı’yı kitleler tarafından sevildiği ve sayıldığı için sevmiyor. Çünkü Ilıcalı, tüm bu unsurların ulaşmakta zorlandığı insanlara çok kolay ulaşabiliyor. Bu yüzden de, günümüz postmodern toplumlarında sıradan insanların yüz vermediği bu elitistler ve ideoloji saplantılı tipler Acun Ilıcalı’ya karşı büyük bir haset besliyor. Ilıcalı onlar için 'İdeal öteki' aslında. Kendi yetersizlikleri ile olarak, yapamadıklarını başka bir yerde başka biri yapabiliyor, başarıyor. Ilıcalı farklı farklı yaşama dünyaları için her kılığa bürünebilen bir modeldir." (Nursima KESKİN/ERZURUM/DHA)