Ademle Havva'dan bu günlere

Ademle Havva'dan bu günlere
Ademle Havva'dan bu günlere
Galeri Apel'deki 'Giyim Kuşam' sergisinde Adem ile Havva'nın incir yaprağıyla örtündüğü günlerden bu yana giysiler üzerinden insanların birbirlerinin yaşamına müdahalesi ele alınıyor.
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Her kültürde rivayetler farklı ama Âdem’le Havva’nın birbirlerini görüp çıplaklıklarını gizlemek için örtündükleri incir yaprağı insanoğlunun ilk giysisi sayılır. Ve asıl öykü de ikilinin cennetten kovulup dünyaya sürgüne gelmesiyle başlamış...
Bugün insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri olan ‘giyinme’ sadece örtünmek ya da hava koşullarına uyum sağlamak için yapılan bir eylem değil. O artık toplumsal ve bireysel kimliklerimizin bir parçası. Kimi zaman da baskı aracı. Galeri Apel’de açılan ‘Giyim Kuşam’ temalı sergi, Âdem ile Havva’nın utanç simgesiyle başlayan ‘giyinmenin’ günlükgereksinim halinden uzaklaşma öyküsünü farklı sanatçıların bakış açılarıyla anlatıyor.
Serginin küratörü, kendisi “Ben öyle büyük lafları sevmem” dese de Türkiye çağdaş sanatının son 35 yılına damgasını vurmuş isimlerden biri olan Nuran Terzioğlu.
Galerisi Apel’de hatta daha önce Ankara ’da Tanbay ve Urart’ta yöneticilik yaptığı yıllardan bu yana Nuran Terzioğlu, grup ve solo sergilerini hep bir konsept çerçevesinde hazırladı. Toplumsal değişimleri, siyasal ve sosyal olayların yansımalarını, yorumlarını görmek mümkün oldu bu sergilerde. İlk akla gelenler ‘Okuma Köşesi’, ‘Beraber ve Solo Şarkılar’, ‘Kültür Fizik’, ‘Vitrin’, ‘Sokak’, ‘Kayıtsız Coğrafyalar’, ‘Gece’, ‘Damak’, ‘Kıyafetname’ daha onlarcası...
Nuran Terzioğlu 1992’de yaptığı ‘Toprak ve Lif’ sergisinden beri kılık ve kıyafet üzerine bir sergi yapmayı düşünüyormuş. Ona göre kıyafet üzerinden insanlar birbirlerinin yaşamına müdahale ediyorlar, baskı kuruyorlar: “İnsanları diğer canlılardan ayıran başlıca özellikler arasında sayılabilecek olan giyinme eylemi, yaşam koşullarından korunma amacının dışında kültürel farklılıkların ortaya çıkarıldığı, sosyal statülerin belirlendiği, prestij kazanımlarının arttırıldığı, dini ritüellerin gerçekleştirildiği bir araç haline geliyor. Giyim kuşamın tarihsel süreçteki bu değişimi, korunma gerekliliğinin giyinmeye, giyinmenin de görüntüde öneme yol açtığı değişim, insanların günlük hayatlarında birbirlerine müdahale etmeleriyle son buluyor. İlk bakışta sadece giyinmeyle ilgili görünen bu tavır zamanla insan hayatına bir müdahaleye dönüşüyor. Oysa giyinme üzerimizde yaptığımız bir yerleştirme sanatı. Her sabah akşam üstümüzde bir düzenleme yapıyoruz.”

Yeni bir müdahale
Terzioğlu, özellikle bu müdahalenin altını çizme amacıyla düzenlediği ‘Giyim Kuşam’ sergisiyle aslında yeni bir müdahaleyi de gündeme getiriyor. Galeriye girenleri karşılayan Yücel Kale’nin metal kaşıklardan yaptığı ‘tasarruf sahibi’ heykeli Nasreddin Hoca’nın ‘Ye kürküm ye’ fıkrasına nazire gibi de okunabilir, çarmıha gerilmiş İsa olarak da...
Hande Varsat, ‘Elemterefiş’ başlıklı düzenlemesinde kadına ‘dökme kurşun’lardan bir zırh giydirerek kadına karşı şiddeti engellemeye çalışıyor. Birsen Canbaz, somon balığının pullu derisinden hazırlanan elbiseyle kadını olası tehlikelerden koruma dürtüsüyle yola çıkmış gibi görünüyor.
Gamze Taştan’ın ‘Çılgın Tayyör’lü kadınları ciddi iş kadını imajını yerle bir ediyor. Esma Paçal Turam’ın insanları her zamanki sakin ve dünyayı umursamaz halleriyle piyasa yapıyor. Selin Levi, Sinderella’nın gardırobunda hepimizin çocukluk hayallerini süsleyen ayakkabılara, elbiselere camla hayat vermiş.
Güler Güngör’ün kadınları tüm şıklığına rağmen tel kafes içinde dolanıyor. Sümbül Eren’in ‘Etimolojik Kuşam’ adını verdiği yamalı yorganı ise kadın cinsinin üzerine kâbus gibi çöken bekâret sorununa dikkati çekiyor. Bayram Candan ise zincirlerden yaptığı elbisesiyle ‘Beni Giy’ diyor.
Suzy Hug Levy’nin renkli tel kablolardan yaptığı ‘Duvak’, ‘Çocuk Gelin’, ‘Mouth Wide Shut’ ve ‘Bekâret Kemeri’ isimli yerleştirmelerinin yer aldığı kadın sorunlarına gönderme yaptığı köşe serginin en anlamlı köşelerinden biri.
Sergide özel bir oda ayrılmış ‘resmi tarih’ bölümünde yer alan Sakin’e Çil’in ‘Deli Gömleği’, ‘İdam Gömleği’ ve ‘Ceset Torbası’ düzenlemeleri ise söze gerek bırakmıyor, sadece ‘insana tokat gibi çarpıyor’ diyebilirim. Galeri Apel’deki bu özel sergi 23 Şubat’a dek devam ediyor.

Sergideki sanatçılar


Sena Arcak, Aydan Baktır, Birsen Canbaz, Bayram Candan, Sakine Çil, Sümbül Eren, Şakir Gökçebağ, Aslımay Altay Göney, Güler Güngör, Yücel Kale, Suzy Hug Levy, Selin Levy, Tuğrul Selçuk, Emre Senan, Elif Süsler, Sibel Şuhubi, Gamze Taşdan, Esma Paçal Turam, Hande Varsat, Y. Bahadır Yıldız.