Adını BKM koydum / Büşra Pekin'in yolu!

Adını BKM koydum / Büşra Pekin'in yolu!
Adını BKM koydum / Büşra Pekin'in yolu!

Fotoğraf: Tolga Aktaş

Oynadığı 'Huysuz' müzikali vesilesiyle bir araya geldiğimiz Büşra Pekin'le sohbete Suudi Arabistan'da geçen çocukluğundan girdik, BKM Mutfak'a dahil olmasıyla değişen hayatından çıktık.
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

Geceleri roman okuduğu için hep geç uyuyan bir çocuk… Hatta sabah uyandığında aklında hep kitap cümleleri olurmuş: “Bir uyanıyorum, kafamda kitap cümleleri: ‘Evet, şimdi oraya gidiyordu. Oradan da buraya geliyordu…’ Dedim, ben ileride roman yazabilirim galiba.

Çocukken hayalini kurduğu gibi henüz bir roman yazmadı Büşra Pekin ama sevdiği her şeyin; müziğin, dansın ve kelimelerin birleştiği alanı yani oyunculuğu seçti kendine meslek olarak. Bale, halk oyunları, pop dans grubu, Türk sanat müziği korosu, rock müzik grubu, kompozisyon yarışmaları ve İngilizce münazaralar, çocukluğunun çok kaba bir özeti. İyi bir öğrenci olduğunu ama bütün boş zamanlarını sosyal aktivitelerle geçirdiğini anlatıyor: “Yeni ilişkiler kurmayı, yeni kişiler tanımayı çok seviyordum çünkü...”

Büşra Pekin’le, bu sezon oynadığı ‘Huysuz’ oyunu vesilesiyle buluştuk. Engin Alkan’ın beş farklı Molière komedisinden yola çıkarak yazıp yönettiği müzikalde, ‘Molière’in Huysuzu’ lakaplı eski tiyatro oyuncusunun ve çevresindekilerin biraz gerçek, biraz hayali hikâyesi anlatılıyor. Pekin ise oyunda, evin hizmetçisi Anjelik rolünde.

Dokuz Eylül Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunu Pekin, okuldayken de hep hizmetçi karakterlerini oynamak istermiş: “O karakterler arkadan iş çeviriyor ama bir yandan da seyircinin sağduyusu oluyor. Her an, her yerden çıkabilir olmaları enerjik ve ilginç gelir bana. Mesela birine kazık atıyor gibi görünebiliyor ama o aslında hiç de kazık değildir yaptığı; hikâyenin doğru finalize edilmesi için yaptığı bir şeydir. O yüzden teksti okuduğumda ‘Her karakteri oyanayabilirim’ dedim Engin ağabeye (Alkan) ama Anjelik’i bir başka sevdim.”

Hem okullu hem alaylı

Hayatımıza ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ programıyla giren oyuncunun konservatuvar mezunu olduğu aslında pek bilinmiyor. Kendisine sorarsanız, bir bakıma da alaylı aslında: “BKM Mutfak’a girdiğimde okul yeni bitmişti, İzmir’den İstanbul ’a gelmiştim. Evde oturup görüşmelere gitmeyi beklemek yerine, eğitim süreci devam etsin, hep aktif olayım istiyordum. Mutfak’ta skeç yazmak ve oynamak üzerine olan eğitimde bambaşka bir durum vardı. Usta-çırak ilişkisini deneyimledim, sahnede oynayarak bambaşka şeyler öğrendim, komedi üzerine yoğunlaşmak başka bir şeymiş, onu anladım. Okuldayken şive bile yapmıyordum, öyle söyleyeyim. Sadece klasik oyunları çalışıyorduk ya da komedi çalışacaksak Dario Fo çalışıyorduk. Pek çok şeyi burada öğrendim, o yüzden hem okulluyum hem alaylıyım diyorum.”

Yaşına oranla, filmografisi çok kalabalık Pekin’in. ‘Kutsal Damacana’ filmiyle başlayan kariyerinde, ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın ardından ‘Neşeli Hayat ’ ve ‘Çok Film Hareketler Bunlar’ filmleri geldi. ‘Gişe Memuru’ ve ‘Mutlu Aile’de de rol aldı… Çekimleri devam eden Mahsun Kırmızıgül’ün yeni filmi ‘Mucize’nin de kadrosunda. Bu arada ‘Aşağı Yukarı Yemişliler’ ve ‘İşler Güçler’ dizilerinde oynamışlığı da var… Bu günlerde ise ayrıntılarını henüz açıklayamadığı ancak hem yaratıcı tarafında bulunacağı hem de oynayacağı bir şov programının heyecanını yaşıyor.

Buluşmamıza vesile olan ‘Huysuz’ müzikali ise şu ara hayatını güzelleştiren bir başka mevzu. Konservatuvarda oynadığı oyunların dışında, profesyonel olarak sadece Sadri Alışık Tiyatrosu’nda ‘Selvi Boylum, Al Yazmalım’da oynamıştı Büşra Pekin. “Lisede çalıştığım ‘My Fair Lady’ müzikaline doyamayıp, ben bu işi yapmalıyım demiştim. İlk defa profesyonel anlamda nasip oldu bir müzikalde yer almak. O yüzden ayrı bir mutluluğum var” diyor.

‘Huysuz’da canlandırdığı hizmetçi Anjelik, bütün aileyi çekip çevirebilen, onları her türlü zarardan korumaya çalışan bir kadın. Kocasını kaybetmiş ve artık bir ailesi yok. “Belki bu acılar onu bu kadar güçlü yapmıştır ve bu aileye bu kadar sahip çıkması da bundandır” diyor Pekin. Anjelik’in patronu Harpagan, onun kötülüğünü istemiyor ama para da vermiyor. Harpagan’ın kızı Sümbül deseniz kızı gibi, kardeşi gibi olmuş. Evin ‘sonradan hanımı’ Madam Biju’nun da kötü niyetinin farkında olduğundan, canına tak etse de onları bırakıp gidemiyor. Anjelik’i Türk toplumundaki annelere benzetiyor Pekin: “Her şeyin farkında bir kere… Kocaya yansıtmadan kızıyla konuşuyor, kızın bilmediğini babayla konuşuyor. Ortada hep bir aracı görevi var. Bütün sırlar onda birikiyor, yeri geldiğinde onları açmayı ya da toparlamayı biliyor. Aynı bizim annelerimiz gibi...”

Karakterini muzur bir yerden aldığını söyleyen oyuncu, nelerden beslendiğini ise şöyle özetliyor: “Çocukken de otobüse bindiğimde teyzelerle sohbet etmeyi ya da annemin günlerine gitmeyi çok severdim. İnsan seviyorum ben. Gözlem yapayım diye değil ama sohbet ede ede bazı haller içime işledi galiba.”

‘30’a girdim, rahatladım!’

Babasının işi nedeniyle gittikleri Suudi Arabistan’da doğdu Büşra Pekin ve bu, hemen her röportajında soruluyor. Peki, acaba herhangi bir Avrupa ülkesinde doğsaydı, yine bu kadar sorulur muydu? Şöyle diyor: “Almanya’da doğan pek çok kişi var, onlara bu soru bu kadar sorulmuyor olabilir hakikaten.”

Anne Ankaralı, hatta daha uzaklara gidersek Urfa-Siverekli, baba ise İstanbullu. Pekin’in hayatı ise beş yaşında İzmir’e yerleşene kadar babasının görevi nedeniyle gittikleri Suudi Arabistan’da son derece kozmopolit bir mahallede geçiyor. Lise son sınıfı Amerika’da tamamlıyor ancak oyunculuk eğitimini kendi dili ve kendi kültüründe almak istediği için Türkiye ’ye dönüyor. Yine de bir ayağı orada, hâlâ Amerika’ya gidip oyunlar izliyor, workshop’lara katılıyor.

Bu arada üç ayrı ülkede geçen çocukluğundan yadigâr bir inancı var Pekin’in. Herkesin hayatta mutlaka bir görevi olduğunu ve bu minik görevlerin, bir araya geldiğinde ‘insanlığı’ oluşturduğunu düşünüyor: “Aslında bir ekip çalışması gibi. Görevinden vazgeçenler, yerine getirenler, umudunu kaybedenler ya da henüz görevinin ne olduğunu bulamayanlar… Bütün bu çaba, her gün kendimize sorduğumuz, belki sormaya korktuğumuz ya da cevabını bilmek istediğimiz soruları çözmekle geçiyor. Hayatın kendisi her gün yeni bir görev veriyor, ben de kendi köşemde çorbaya tuz katmakla uğraşıyorum.”

Neden-sonuç ilişkilerini de önemsediğini anlatıyor: “Belki okuduğum kitaplardandır… Ya da belki kendi içimden, özümden gelen bir şeydir, bilemiyorum. Hâlâ daha, bir şeyi yapıyorsam, sonucunu gördüysem, onu neden yaptığıma durup mutlaka bir bakarım. Şu an böyle gidiyor da acaba neden böyle gidiyor? Kötü de gidiyorsa, iyi de gidiyorsa, onun nedenini bulup, oraya geri dönmem gerekiyorsa, geri dönerim! Araştırıp orayı rahatlatmak isterim.”

Şimdilerde 30’larının başında, o çok meşhur rahatlamaya girmiş hatta: “Ben daha çok başındayım ama sanki bir klik var ve o kliğe birden basmışsın gibi... Daha önce görmediğin, fark etmediğin şeyleri fark etmeye başlıyorsun.” Mesela? Anlatıyor: “Senden daha önce ve sonra gelen kuşağı daha iyi anlıyorsun. Bu beni rahatlattı ama bundan bir tık önce, yani 29’un sonlarında ‘Eyvah, ne oluyoruz!’ diyordum, daha o olgunlukta değilim gibi hissediyordum. Ama 30’a girdiğim gün, ilahi bir rahatlama geldi.”

Kendi deyimiyle, hiç değişmeyen özelliğiyse neşesi. “Eğlenmeyi hep sevdim” diyor, “Ben gülmeye çok meraklıyım… Ama pek çok acı var hayatta. Haberleri seyrederken mesela hüzünleniyorum, çok etkileniyorum. Film izlerken de... İkisini birbirinden ayırmıyorum, gülüyorum ama hüzünlü de bir insanım.”

'Yılmaz Erdoğan’dan çok şey öğrendik'

“Çok Güzel Hareketler Bunlar’la, BKM Mutfak’la anılmaktan mutluyum çünkü o herkesin bizi tanımasını sağlayan, çok önemli bir işti. Evet, içindeyken de çok mutluyduk ama daha sonra bana kattığı şeyleri düşündükçe ekip arkadaşlarıma, Yılmaz Erdoğan’a duyduğum minnet artıyor. Çok şey öğrendik çünkü... Her hafta bu kadar farklı karakterler yaratmanın başka alanlarda mümkün olacağını düşünmüyorum, büyük bir spordu bizim için. Ama tabii ki insan sadece orayla kalmamak, sonradan yaptığı işlerle de beğenilmek istiyor...

‘Huysuz’ müzikali bugün 16.00’da Trump Tiyatro Salonu’nda!