Afrika deneme tahtası gibi

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Münir Öztürk, genetik mühendislerinin yapısını değiştirdikleri ürünleri ilkin kendi ülkeleri yerine Afrika'da denediklerini söyledi




KAYSERİ - Ege Üniversitesi Fen Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Münir Öztürk, genetik yapısı değiştirilmiş ürün geliştirenlerin, bunun ekimini kendi ülkelerinde değil Afrika’da yaptığını söyledi.


Öztürk, dünyada yaklaşık 81 milyon hektar alana, gen yapısı değiştirilmiş ürünlerin ekildiğini söyledi.


Bu ürünlerin başında soya fasülyesi, mısır, pamuk ve kanolanın geldiğini ifade eden Öztürk, kanola yağının da Türkiye’de yeni kullanılmaya başlandığını kaydetti.


Prof. Dr. Öztürk, Portekiz, Kanada, ABD, Meksika, Kolombiya, Şili, Bolivya, Arjantin, Uruguay, Paraguay gibi 50 bin hektarın üzerinde biyoteknolojik ürün yetiştiren 14 ülke olduğunu belirterek, Mısır’ın da yavaş yavaş bu işin içine girdiğini anlattı.


Genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerin daha çok Afrika üzerinde denendiğini ileri süren Öztürk, "bu işle uğraşanlar geliştirdikleri ürünleri kendi ülkelerinde ekmiyorlar. Bu konuda Afrika adeta deneme tahtası olarak kullanılıyor" dedi. Öztürk, genetik mühendisliğinin "kes yapıştır" kadar basit olmadığını ifade ederek, şöyle devam etti:


"Bir tek herbiside (ot öldürücü) dayanıklı mutant bakteri üretmek için milyonlarca mikroorganizmanın denenmesi gereklidir. Yani başarılı bir sonuç elde etmek için milyonlarca mikroorganizmayı yok etmeniz lazım. Çünkü bu organizmalar çok hızlı bir şekilde, hastalıklara ve iklim değişikliklerine dayanıklı dünyadaki mevcut tahıl çeşidini değiştirebilir. Böylece gıda üretimini ani katostrafik zararlara açık tutabilir. Birden bire bir veba salgını veya bir kuraklık yaşanabilir. Bunların dayanıklılığı sadece böceklere karşıysa toptan bir felaket yaratabilir." Gen yapısı değiştirilen ürünlerin insan sağlığına da zararları olduğunu belirten Öztürk, gıda ürünlerinde yeni alerjenler ortaya çıkabileceğini bildirdi.


Öztürk, yabani otlarda artış ve yabani akrabalara gen aktarımı olabileceğine dikkati çekerek, şunları anlattı:


"Bunlar birbirlerine gen aktarabilir, ana gen kaynağını da tahrip edebilirler. Önemli zararlılara ait hassas genlerin boşuna harcanması söz konusu olabilir. Yeni veya daha tehlikeli virüslerin yaratılması söz konusu olabilir. Herbisid kullanım şeklinin değişmesi, herbiside dayanıklı yeni istilacı türler getirebilir. Örneğin kolzadaki bileşimin bir parçasının sıçanlardaki DNA ile reaksiyona girdiği yakın zamanda belirlenmiştir. Muhtemelen genetik yapısı değiştirilmiş kolza ekilmesi sonucu bu gen sıçanlara da geçmiştir. Bu da olası mutajenik (gen değiştirici) ve karsinojenik (kanser yapıcı) bulguların işareti olabilir."


Genetik mühendisliği ürünlerinin uzun kullanımından dolayı oluşacak tehlikelerin iyice araştırılması gerektiğine işaret eden Öztürk, "bunlarda 150 kadar toksik gen gurubu bulunmaktadır. Bunlar alerjik durum ve toksisite yaratabilirler" dedi.