Afro-Türklerin tarihi

Afro-Türklerin tarihi
Afro-Türklerin tarihi

Ali Bey, eşi ve çocukları...

'Buradan iki adam deveyle hacca gitmiş, demişler ki bizim köyde hiç arap çocuk yok, şunu alalım. Anam öyle gelmiş...' Tarih Vakfı, 'Afro-Türk' hikâyelerini topladı





UMAY AKTAŞ SALMAN

İSTANBUL - Ataları 19. yüzyılda köle tüccarları tarafından ya da başka yollarla Anadolu’ya getirildi. Varlıklı ailelerin ev işlerinde ya da tarım alanlarında çalıştırılıyorlardı. Kimilerine göre ‘Arap bacı’ kimilerine göreyse yağmur yağarken camdan bakan Arap kızıydılar. Onlar aslında Afro-Türkler. Tarih Vakfı ‘Sesiz Bir Geçmişten Sesler: Afrika Kökenli ‘Türk’ Olmanın Dünü ve Bugünü’ adlı sözlü tarih çalışmasıyla Türkiye’de yaşayan Afrika kökenli Türkleri araştırdı. Resmi tarih kayıtlarında sessiz kalmış, bugün sayıları 5 binin üzerinde olduğu sanılan Afro-Türkler, sözlü tarif çalışmasıyla geçmişlerini ve bugünlerini dillendirdi.

100 kişi hikâyelerini anlattı
Tarih Vakfı, Avrupa Birliği Komisyonu Delegasyonu tarafından desteklenen projesiyle 100 Afro-Türk’le gö-rüştü. Onların hikâyelerini dinledi. Afrikalılar Dayanışma, Kültür ve Yardımlaşma Derneği işbirliğiyle gerçekleştirilen proje 11 ay sürdü. Çalışma kapsamında İzmir, Aydın, Muğla ve Balıkesir’deki üç farklı kuşağa ulaşıldı. Yaşam öyküsü görüşmeleri köken kurgusu, ekonomik ve toplumsal yaşam, oyun, çocukluk ve iş gibi başlıklar altında gruplandırılarak benzerlikler ve farklılıklar analiz edildi.

Çalışmada anlatılanlar geçmişe ışık tutuyor. Bafa’da yaşayan 104 yaşındaki Rabia Ereneci annesinin Türkiye’ye gelişini şöyle anlatıyor:
“Anamgil orada, ufak çocuk, başı kabak, yalınayak. Burdan iki adam deveyle haca gitmiş... ‘Hem hacıya geldik, hem bizim köyde hiç Arap çocuğu yok, Arap çocuğu almaya geldik. Biz bunları annelerinden babalarından saklı kaçıracağız’ demişler. Anam dil bilmez... Koymuşlar bunları develere, gece gündüz buraya getirmişler...”

İzmirli 70 yaşındaki bakkal Müşerref Çelikay “Arabistan’dan kaçırmışlar derlerdi ninem...”diye anlatıyor.
Garson Cahit Şenköz’ın atalarına dair bildikleri ise şöyle:
“Dedemin Aydın Germencik’e bağlı Turanlar Köyü’nde doğduğunu biliyorum . Daha öncekilerin de Turanlar’ın karşısındaki Araplar Köyü’nden göç ettiğini biliyorum. O köyün tamamı Afrika kökenli, Sudanlı...”
82 yaşındaki marangoz Kemal Sözgelmez ise çocukluğunda gördüğü siyahları anlatıyor: “Böyle büyük dudaklı, ayak topukları dışarı durur... Öyleleri vardı ki, küpeler vardı kulağında, burunlarında. Üstlerine başlarına peştamal örterlerdi. Manto, entari giymezlerdi. Ninem beş-altı sene oldu öleli, o da aynı Afrikalı kocaman dudaklı.”

Hem kadın, hem ‘zenci’ysen
Anlatılanlar bugün Afro- Türkler’e karşı ayrımcılığın devam ettiğini de gösteriyor. İzmirli bir genç kız yaşadıkları şöyle anlatıyor:
“İzmir’de de sorunla karşılaşıyordum. Türkiye’de bayan olmak zor, zenci olmak daha zor. Isparta’ya gittim, üniversiteye. Herkeste bir şaşkınlık. Yurda gittim, herkes bana bakıyor. Sokaktaki insanın bir şey söylemesi koymuyor ama üniversitede belirli düzeydeki insanların söylemesi koyuyor...”
Şoförlük yapan bir genç ise “Senden başka rengi bozuk insan yok burada” denilerek işten çıkarıldığını söylüyor.

Çoğu ‘Pele’ ve ‘Esmeray’ diye çağırılmış

Sözlü tarih çalışması Afrika kökenli olmaktan dolayı bugüne taşınmış ortak bir kültürel motifin olmadığını gösteriyor. Ancak yaşam öyküleri yüzyıllar öncesine dair ayrıntıları da anlatıyor.

* Yazılı kaynaklar Afrikalıların baharı karşılamak için ‘Dana Bayramı’ yaptıklarını, bunu yöneten ruhani lidere de Godya dediklerini belirtiyor. İzmir’de yaşayan Afrotürklerin anlatıkları 1960’lara dek bu bayramın yapıldığını gösteriyor.

* Görüşme yapılan 100 kişiden sadece 21’i kökenini kölelikle ilişkilendiriyor. Diğerleri köle, kölelik gibi tanımların kullanılmasından hoşlanmıyor.
* Yaşlı kuşak kendisini Arap olarak tanımlıyor, kentte yaşayan gençler ‘Afrika kökenliyiz’ diyor.
* Evililiklerde belirleyici neden renk değil.
* 19. yüzyılda İzmir’in Sabırtaşı, Dolapkuyu, Tamaşalık, İkiçeşmelik ve Ballıkuyu gibi yoksul zenci mahallelerinden söz ediliyor.
* Rengi nedeniyle ayrımcılık gördük diyenlerin çoğu kentlerde yaşıyor, kendilerine Pele, Esmeray diye isim takıldığını anlatıyor.
* İzmirli siyahlar kendilerini Borno, Afini, Tağali ve Cengi gibi kabile isimleriyle ayırıyor.