Ahırkapı'da şenlik var!

ABRO yani Ahırkapı Büyük Roman Orkestrası üyelerinden Osman Dursun, Yalçın Görgülü ve Pire Mehmet'le Armada Oteli'nin lobisindeyiz. Armada'nın, Ahırkapı mahallesi için önemi büyük.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

ABRO yani Ahırkapı Büyük Roman Orkestrası üyelerinden Osman Dursun, Yalçın Görgülü ve Pire Mehmet'le Armada Oteli'nin lobisindeyiz. Armada'nın, Ahırkapı mahallesi için önemi büyük. Zira otel tam mahallenin ortasında ve burada yaşayan Romanlar için yeni fırsatlar doğuruyor. İşte en somut örnek karşımızda. Romanlar toplanmış kendi orkestralarını kurmuş. Kanun çalan Osman, ilk defa bu kadar büyük bir ekibin bir araya geldiğini söylüyor, şapkasını hafifçe arkaya iterek. Evet şapka, çünkü Romanlar'ın hepsi bir örnek, bir Çigan Orkestrası lezzetinde giyiniyor. "İmaj maker'ınız var mı?" sorusuna "Yok," yanıtını veriyorlar, "Otelin sahibi Kemal Bey sağolsun, Hıdrellez Şenliği için bize bu kıyafetleri kiralamıştı. Sonra üzerimizde kaldı işte."
Ahırkapı Mahallesi Romanları hakkında bir - iki şey söylemek gerekirse, bir kere hepsi müzisyen. "Bizde çocuktan başlar eğitim," diye anlatıyorlar, "hiçbir şey öğretmeye gerek yok yani özellikle. Çocuğun içinde vardır kendi kendine öğrenir." Pire Mehmet ekliyor, "Mesela Osman işe giderken çocuk da yanındadır. Orada öğrenir." Osman'ın oğlu çello çalıyor, 10 yaşında ama Pire Mehmet'in söylediğine göre darbukayı da kırar gibi çalıyormuş.
Bizde tiyatro olmaz
ABRO 26 kişiden oluşuyor. 18 - 65 yaş arası her nesilden Roman bir arada. İlk kez 5 Mayıs Hıdrellez Şenlikleri'nde bir araya gelmişler, önceden ayrı ayrı çalışıyorlarmış şimdi bir arada daha mutlular. "Konserde önce kendimiz eğleniyoruz. Bunu görenler de zaten kopuyor," diyorlar. "Aramızda bir iş bölümü yaptık," diye anlatıyor Osman, "Biz basınla ilgileniyoruz. Ama aramızda ayrı gayrı yok. Bizde tiyatro olmaz. Nasılsak öyleyiz yani.
Hepimiz eşitiz. Tam bir demokratik ortam..." Evet demokratik bir ortam, ama "Aramıza yabancı giremez," diyor Pire Mehmet, "biz hepimiz akrabayız." Zaten biraz da bu yüzden bu kadar iyi anlaşıyorlar.
Orkestrada kemanlar, kanun, klarnet, darbukalar, trompet, bir de çello var. Okullular, konservatuarda okuyanlar da var içlerinde. 5 Mayıs'ta herkesi coşturunca bir anda ünlenmişler ve büyük firmalardan albüm teklifleri almışlar. Sony Müzik'ten yayımlanan albümleri 9 Ekim'de piyasaya çıktı bile. Kısaca olaylar hızlı gelişmiş. "Dört albümlük bir anlaşma yaptık," diyor Osman, "Umuyorum ki 14 albüm olsun." Peki neler var albümde? "Hep bizim şarkılarımız, eski güzel parçalar var, bir de Pulp Fiction müziğini yaptık güzel oldu (yani Dick Dale & His delTones'un, Pulp Fiction filminin açılış sahnesi müziği olarak ünlenen Misirlou isimli parçasını.)
Peki şimdi albüm de çıktı neler var programda?
"Gece kulüplerinde, caz festivallerinde çalmak istiyoruz," diyor Osman, dünya çapında Gipsy Kings gibi bir marka olmak istiyorlar; "Müziğimiz öyle 'Hadi gel bir beste yapalım filan,' tarzı değil. İçimizden gelen bir şey." Pire Mehmet ekliyor, "Yemek yemek gibi bir şey, hayatımız bu yani." Pire Mehmet eski müzisyen; Abdullah Yüce, Müzeyyen Senar, Sevim Tanyürek, Alaaddin Şensoy'la çalmış, "Muazzez Abacı, Muazzez Ersoy, aklına kim gelirse," diyor. Bu arada başlıyor mahalleden bahsetmeye, "Kadınlarımız," diyor, "başımızın tacıdır. Bunlar, (Osman'la Yalçın'ı göstererek) saat birde, ikide kalkarlar, onlar olmasa kim çeker bizim kahrımızı. O ana kadar sessiz kalan Yalçın (meğer Cami Derneği'nin başkanıymış, hepsi namazında niyazındaymış) anlatıyor; "Geçenlerde karım 'Siz artık Laila'da çalarsınız, bize de önlerden yer ayırırsınız,' dedi. Ben de 'Daha ilk günden karısını çocuğunu getirdi,' derler dedim, sonra televizyonun kumandasını havada gördüm." Romanlar hep neşeli mutlu bilinir, öyle mi gerçekten diye merak ediyor insan. "Olur mu öyle şey," diyor Osman, "herkes öyle sanıyor ama bizim hayatımızda üzüntü de acı da vardır. Ama biz neşeli olmayı seviyoruz. Kavga etsek de dargınlık olmaz." Anlaşılan o ki bu kış ABRO ismini pek sık duyacağız. Şimdiden dizi ve reklam filmi teklifleri gelmesine bakılırsa...
En büyük hayâlleri Selânik'te konser vermek
ABRO üyelerinin dedeleri, mübadele zamanında Selânik'i terk edip Ahırkapı'ya yerleşmişler. Osman anlatıyor, "Ailelerimizin orada mahallesi varmış. Benim annemin doğum kağıdında Selanik yazıyor. Rumca biliyor hepsi. 80 yıl sonra o mahalleye gidip konser vermek istiyoruz." Hiç gittiniz mi sorusuna "Ben gittim geçenlerde," diye yanıt veriyor 65 yaşındaki Pire Mehmet, "62 senesinde, yani o zaman pasaport da yoktu, şey vardı... Uzo fabrikasında çalmıştık." Osman, 'Amca diyor (Şirin Baba da diyorlar) uzo kazanına düşmüş, o gün bugündür böyle... (Herkes gülmekten yerlere yatıyor, amca gülümsüyor.)