Aileler bu haftasonu AVM gezmedi!

Aileler bu haftasonu AVM gezmedi!
Aileler bu haftasonu AVM gezmedi!
İstanbullu ailelerin bu haftasonu hedefinde AVM'ler değil, büyük bir coşkunun yaşandığı Taksim Meydanı oldu.
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Gezi Parkı'nı son bıraktığımda geçen cumartesi geceyarısıydı. Gaz yiye yiye Taksim'i 'almış', parka ulaşmıştık. Parkta tanımadık sima yok denecek kadar azdı, kocaman bir tanış kalabalığı nihayet Gezi'de bulmuş gibiydik. Bir haftalık seyahatin ardından cumartesi akşamı İstanbul 'a ayak basar basmaz çantaları attığımız gibi tekrardan Gezi'deydik. Kadıköy- Beşiktaş vapuru bıraktığımız gibi; Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray formalı, eli bayraklı, yüzü Vendetta maskeli bir vapur dolusu insan sloganlarla Taksim'e ulaşmaya çalışıyordu. Meydan, 'kutlanamayan' tüm 1 Mayıs'ların acısını çıkarırcasına hıncahınç: Üç ayrı koldan parka yürüyen taraftar grupları, bayraklar, 'direnişe' selam çakan seyyar satıcılar ve çoluk çocuk parka ilerleyen aileler...

Gezi Parkı bir hafta öncekinden bambaşka bir kitleyi ağırlıyor: Günlerden Cumartesi ve İstanbullu aileler bu sefer AVM'leri değil, Gezi'yi doldurmuş. Her çadırın, standın önünde çocuklarıyla fotoğraf çektiren, zekice laflarla dolu pankartları okuyup gülen, birlikte geldiği arkadaşını, komşusunu kaybetmemek için seslenen, konser alanına yanaşan, ortada 'Hükümet istifa' diye zıplayarak slogan atan kalabalıklara karışan, biraz oturup soluklanmak için çadırların arasında yer bakınan yüzlerce insan...

Ve Çarşı yürüyor

19.03'te Beşiktaş'tan yürüyüşe geçen Çarşı grubu kalabalık kitlesiyle, meşalelere parka giriş yapıyor, arkalarından Fenerbahçeliler giriş yapıyor. Parkı tavaf edip sinemacıların toplandığı Sine-Sen çadırına atıyoruz kendimizi. Oyuncular Güven Kıraç, Serdar Orçin, Ruhi Sarı, Orhan Alkaya, yönetmenler Emin Alper, Özcan Alper, Ömür Atay, senarist Önder Çakar, yapımcı Sevil Demirci, 'Godzilla ' Selahaddin çadırda nöbet halinde. Sinemacıların çadırının komşusu Garaj İstanbul ekibi. Sine-Sen çadırının etrafı "Burada hangi ünlüler var?" sorusuyla yaklaşan küçük bir kalabalık tarafından sarılmış durumda. İçerideki 'ünlüler' kimisini kesmiyor, "Aman bunlar ünlü değilmiş o kadar!" sözleriyle uzaklaşıyorlar.

Bir ara tuvaletin önünde biri 'Mustafa Kemal'in askerleriyiz!' coşkusuyla gözyaşları içinde kalan, diğeri erkek arkadaşıyla tartışmış olmanın siniriyle ağlayan iki kadın yan yana düşüyor. Bir üçüncü kadın yanaşıyor; "Ne oldu, biber gazı mı attılar?" Bir başkasından geliyor yanıt, "Yok, yok... Kalabalıktan çok duygulandılar, ondan!" İlk günlerdeki nezaketse tam gaz sürüyor; gazdan kaçarken "Pardon!" diyen gençlerden sonra, Cumartesi parkı gezmeye gelenler de kibarlıktan ödün vermiyor. Metrobüste birbirini ezen İstanbullular, bu kıyametvari kalabalıkta sürekli birbirine yer veriyor, yol açıyor, standlardan gelen ikramı gülümseyen yüzlerce karşılıyor. Burada herkes gülüyor...