Aileler kusursuz değil

Aileler kusursuz değil
Aileler kusursuz değil

Konservatuara gireceğimi söylediğimde evde ölü haberi alınmışcasına bir hava esti

Avukat olmasını isteyen ailesine direndi. Hayalini kovalayıp şarkıcı oldu. Son günlerde '30' isimli şarkısıyla sıkça karşımıza çıkan Mavi'nin hikayesini ondan dinledik
Haber: Ali Mert Alan / Arşivi

Aslında bir avukatsınız. Şarkıcılığa geçişiniz nasıl oldu?
Benimki klasik çocukluk hayaliydi. Ailenin çok desteklememesi, uzak durmamı istemesi üzerine müzikle profesyonel olarak ilgilenemedim ama sonra üniversite başladığında şarkı yapmaya başladım. Onunla da beraber gençlik boyunca avukatlık veya okul dışında her şeyle uğraştım. Gezginlik, kısa film yönetmenliği, oyunculuk dersleri, tiyatro, fotoğrafçılık ne gelirse aklınıza her türlü şeyi denedim. Sonra okul bir şekilde beni bırakmadı. Daha doğrusu annemler okulu bırakmama izin vermedi. Ben her sene olay çıkarıp başka şeyler yapıyordum. Konservatuara gireceğim dedim evde ölü haberi alınmışcasına bir hava esti. Baktım ki bu iş olmayacak, beş yıldır falan okuldaydım. Sonra bir gün bana “Biz yanlış yapmışız, sen bu iş için yaratılmamışsın. İstiyorsan baştan başla” dediler . 24’ümde sıfırdan baştan başlamak bana korkutucu göründü. Ben de “Madem öyle bu okulu bitireyim sonra beni rahat bırakın” dedim. Bir sene içerisinde 20’nin üzerinde dersi verip okulu bitirdim. Avukatlık düzgün bir şekilde yapılırsa güzel bir şey diyerek deneyeyim dedim... İki, üç sene çalıştıktan sonra haksızlığın, mantığı olmayan çalışma saatlerinin,beni çok mutsuz ettiğini fark ettim. En sonunda ileride gözüm açık gitmeyecek bir tek müzik var dedim.
Sonrası nasıl gelişti?
Kolay olmuyor. Kimseyi tanımıyordum, etrafımda müzikle uğraşan tek bir arkadaşım bile yoktu. Şarkıları minik minik insanlara gezdirerek, aile desteği olmadığı için maddi anlamda sıkışarak iki buçuk sene kadar yuvarlandım. İnsanların bir süre sonra seni kaybeden olarak gördükleri, ailenin “ne de olsa vazgeçecek, biz hiç bir şey yokmuş gibi davranalım” dediği bir duruma döndük. Ama en sonunda menajerim Süheyl’le şanslı bir karşılaşma oldu sonrasında da yol açıldı. 

Nazan Öncel insana kendini öldürtür! 

“30’una kolay gelinmiyor diyorsunuz” 30 yıllık hayatınızdan nasıl dersler çıkardınız?
Hiç bir şey göründüğü kadar çözülmez olmuyor. İçinde olduğumuz çağ sebebiyle insanlar 18’ini bitirince ergenliği bitirmiyor. Bu meslek kaygısı bir de özellikle son dönemdeki bireyselleşme ve kendini bulma akımıyla ergenlik bayağı sürüyor. Ben 30’u o anlamda bir dönem olarak görüyorum. Nihayet olgunlaşıp, rahatladığımız bir zaman. Ailelerin hiçbir zaman kusursuz olmadığı ve bununla hiçbir zaman sinirsel bir harbe girilmemesi gerektiği; ne olursa olsun kendimiz olmak ve bunun peşinden gitmek gerektiğini düşünüyorum.
Hayatınızda en unutamadığınız acı hangisiydi?
Gerçek olarak şudur: Ben bunu bizimkilere bir cümlede söylemiştim. Belki onların da okuduklarında hoşlarına gitmeyecek ama “Beni korumaya çalıştığınız şeyler ve benim mutsuz olacağımdan korkup engellemeye çalıştığınız şeylerden ziyade benim sizinle olan bu çarpışmam çok üzdü. Benim uzun vadede en çok canımı yakan “Bir noktada senin arkandayız, ne olursa olsun yanındayız”ı duymamak oldu. Yanımdalar ama bunu bir şekilde telaffuz etmediler. Benim kendim olmak ve bu şekilde sevilmek adına ailemle seneler boyunca yaptığım savaş beni çok yıprattı. Acı olaraksa sevdiklerimi kaybetmek, ölümler...
Peki ailenizle şu an durum nasıl?
Bir sene veto yedim. Sonraki sene görmezden ve duymazdan gelindim. Albümün çıkacağı haberini verince babam seneler sonra “Hayırlı olsun, hiçbir şeyde bu kadar diretmemiştin” dedi. Onlar şu anda şaşkın ve kararsızlar. Birisi güzel bir şey söyleyince çok hoşlarına gidiyor, bir gün göz önünde olmamdan rahatsızlanıp annem “Yetmiyor mu bu kadar gazete haberi” diyebiliyor... Korktukları başlarına gelmedi, umarım da gelmez. Kendim gibi kaldım. Şu an daha iyiyiz yani.
Ses tonunuz Nazan Öncel’i andırıyor.
Evet Nazan Öncel diyorlar, İzel diyorlar, Sibel Alaş diyorlar, Sıla diyorlar. Tesadüf, çünkü Nazan Öncel’i severim. Ama Nazan Öncel bir dozdan sonra insana kendini öldürtebilir. Damar bir hali vardır, acılı ve çok yürekli. Benim anladığım sesinden etkilenmek değil de galiba insanların duyguları birbirine benziyor.


    ETİKETLER:

    Nazan Öncel

    ,

    haber