Akademisyenler uyardı: İstanbul SOS

Boğaziçi'nden Harvard Üniversitesi'ne 224 akademisyenden uyarı: Tepeden inme dönüşüm projeleri, İstanbul'a geri dönülmez hasar veriyor.
Haber: ELİF İNCE - elif.ince@radikal.com.tr / Arşivi

Şehir, çevre, mimarlık ve tarih konularında çalışan 224 üniversite öğretim üyesi, ortak bir bildiri yayımlayarak İstanbul ’un tepeden inme projelerle içine girdiği ‘dönüşüm’ sürecini eleştirdi. 3. Köprü, Boğaziçi Karayolu Tüp Geçişi, Tarlabaşı ve Fener-Balat gibi projelerin katılım ve şeffaflık ilkelerine aykırı şekilde planlandığını belirten akademisyenler, bu projelerin kentin tarihi, sosyal yapısı ve doğasına kalıcı hasar vereceği uyarısını yaptı.
Boğaziçi Üniversitesi’nden 48, Bilgi Üniversitesi Mimarlık ve Mimari Tasarım bölümlerinden 55, İTÜ Mimarlık Bölümü’nden 10 öğretim üyesinin yanısıra, ODTÜ, Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ile Harvard ve Oxford Üniversitesi’nden akademisyenler bildiriye imza attı. İmza atanlar arasında Cemal Kafadar, Selim Deringil, Edhem Eldem, Ayşe Buğra, Ahmet Kuyaş, Çağlar Keyder, Şevket Pamuk, İhsan Bilgin, Han Tümertekin, Uğur Tanyeli ve Zeynep İnankur gibi isimler yer alıyor.
‘İstanbul Bildirisi’ başlıklı açıklamada şu noktalara dikkat çekiliyor: 
Haliç Metro Geçiş Köprüsü, Boğaziçi Karayolu Tüp Geçişi, 3. Boğaz Köprüsü, Taksim ve Yenikapı Meydan Düzenlemeleri, Tarlabaşı ve Fener-Balat gibi 5366 Sayılı Yenileme Yasası kapsamındaki projeler ve Çamlıca Camii gibi birçok projenin karar, tasarım ve ihale aşamalarında demokratik katılım, bağımsız denetim ve şeffaflık ilkelerinin ihlal edildiğini, uzman kuruluşlar ve sivil toplumun görüşlerine yer verilmediğini gözlemlemekteyiz.
Kamu yararına yönelik
ciddi tehlikeler barındıran bu projeler gerçekleştirildiği takdirde kentin doğal çevresi, sosyal yapısı, tarihi ve fiziksel dokusunda geri dönülmez hasarlar oluşacağı konusunda kamuoyunu
uyarmak isteriz.
Bu projelerin İstanbulluların sağlığı ve şehrin geleceği açısından içerdiği tehlikeleri gören bilim insanları olarak yetkilileri kamu yararını ve varlığını dikkate alan, çevresel ve sosyal faktörlere, tarihi ve kültürel değerlere duyarlı gelişim politikaları üretmeye davet ediyoruz. Şehrimiz için büyük bir metropole yakışan, katılımcı ve denetlenebilir çalışma mekanizmalarının hayata geçirilmesini talep ediyoruz.
İstanbul kâbusa mı dönüşecek? 
Bir diğer uyarı da mimarlık ve tasarım bienallerinin küratörlerinden geldi. İstanbul Tasarım Bienali ile Rotterdam Mimarlık Bienali küratörleri, şehrin kuzeye doğru genişlemesini hedefleyen projeleri eleştirerek, “İstanbul bir kâbusa mı dönüşecek yoksa ilham verici bir örnek mi teşkil edecek? Bu yeni ve son derece iddialı kentsel projeler, eğer söylendiği gibi İstanbul’un coğrafyasına paraşüt gibi iniverecek olursa, birinci senaryo gerçekleşecektir” dedi. Küratörler, İstanbul’un mevcut imar planına göre Marmara Denizi boyunca, yani yatay doğrultuda büyümesinin öngörüldüğünü, bunun da ekolojik değerleri korumak amacı taşıdığını belirtti. Kentin büyümesini kuzeye çeken ‘Çılgın’ kanal projesi, kentin kuzeybatısında yer alacağı söylenen yeni İstanbul şehri projesi, üçüncü havalimanı projesi ve bütün bu altyapıları Boğaz’ı geçerek
birleştirecek uluslararası otoyol projesinin yol açacağı hasarları küratörler şöyle anlattı:
İstanbul’un içme suyunun en az yüzde 10’u kaybedilecek ve yerine yeni kaynaklar aranmak durumunda kalınacaktır; bu da suyun giderek daha da uzak yerlerden getirilmeye çalışılması anlamına gelmektedir.
Tarım daha da marjinalleşecek, tarımsal alanlar gayrimenkul yatırımcıları için daha da cazip hale gelecek ve İstanbul bugün sahip olduğu tarım
ürünlerini yakınından elde etme şansını kaybedecektir.
Metni 1. İstanbul Tasarım
Bienali ‘Musibet’ sergisi küratörü Emre Arolat, 5. Rotterdam Mimarlık Bienali küratörleri Asu Aksoy, George Brugmans, Joachim Declerck, Kristian Koreman and Elma van Boxel, Fernando de Mello Franco, Marta Moreira, Milton Braga, Henk Ovink ile 6. Rotterdam Mimarlık Bienali küratörü Dirk Sijmons imzaladı.