Akbil bedava, ülke daha özgür olsun

Akbil bedava, ülke daha özgür olsun
Akbil bedava, ülke daha özgür olsun

Soldan sağa: Uğur, Esra, Alperen, Nilüfer... Oturan: Birce

Seçimlere bir hafta kala, ilk defa oy kullanacak beş gençle birlikteyiz. Birce, Esra, Uğur, Alperen ve Nilüfer'le adaylardan ne gibi beklentileri olduğundan, polisin tavrına ve son Twitter yasağına gündeme dair ne var ne yok konuştuk...
Haber: ESRA ÜLKAR / Arşivi
ASYA ROBINS / Arşivi

İlk kez oy kullanacak gençler olarak adaylardan ne gibi beklentileriniz var? 


Uğur Sincar: Biraz daha rahat olabilmeyi, saygı görmeyi bekliyorum. Her şeyin daha açık yaşanmasını ve insanların eşit olmasını istiyorum. İmkânlarımızın daha iyi olması lazım, genciz, enerjimizi harcayabileceğimiz yer isterim. Tiyatroya, konsere rahatlıkla gitmek isterim. Ve biraz daha maddi destek.. Kredi Yurtlar Kurumu bursu yetmiyor; 300 lira sadece. Bir konser kaç para biliyorsunuz.
Esra Hasandayıoğlu: Huzurlu bir ortam istiyorum. Herkesin birbirine saygı duyduğu, ayrımcılığın olmadığı bir yer... Ülkenin, hükümetin de bakış açısı bu olmalı. “Herkesin başbakanıyım” diyebilmeli bir insan.
Birce Selçik: “Herkes benim halkım” deyip bu şekilde çalışsın. Ulaşımdaki sorunlar düzeltilmeli. Kadına şiddeti önleme konusunda çalışmalar vaat etmesi lazım. Hayvan haklarına değer verilmiyor, hayvanları katletmeye başladılar. Hiç bu konularla ilgili vaatler veren birini duymadım.
Alperen Bal: Bu seçimi genel seçim olarak görüyorum. AKP ’nin gitmesi gerektiğini ve belediye seçimlerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yerel yönetimden de ücretsiz ulaşım, altyapı hizmetleri, daha halk odaklı bir yönetim biçimi bekliyorum. Bütün olarak sisteme bakıp doğayı, emeği, kadını özgürleştirmemiz lazım.
Nilüfer Üner: Ben de ücretsiz ulaşım isterim. Belediyelerin sanat merkezlerini kapatması değil tam tersine yeni sanat merkezleri açması gerek. Ücretsiz sanat eğitim hizmeti sunması iyi olur. Kadının eve hapsedildiğini, siyasetten uzaklaştırıldığını düşüyorum. Kentsel dönüşüm denen şey, şehirleri talan ediyor. Tarihi eserlere saygı yok bu ülkede. Trafik sorununu yok etmek için ormanları yok ediyorlar, tamamen ters mantık bunlar.

Metro ağı genişledi, Marmaray açıldı. Bunlar yeterli değil mi sizce?



Birce: Metrobüsü de yaptılar ama insanlar her gün çile çekiyor. O kaosu, kavgaları insan görünce “Bu metrobüs iyi mi oldu, kötü mü” diye düşünmeye başlıyor. İnsan gibi yolculuk yapmıyorum.
Alperen: Yıl olmuş 2014, hâlâ metrobüs ve metro yapınca neden seviniyorlar? Yapacaksın tabii. Hem yaptın ama bir sürü yerde yok, hesabını vermeliler. Yıllardır iktidardalar.

Nilüfer: Melih Gökçek de ağaç kesip yol yapmaya çalışıyor. Bunu hizmet olarak mı görmeliyiz?


Alperen: Yerel yönetim ya da genel yönetim odağına neyi alıyor? Ülke çok gergin, tapeler çıkıyor. Bence ülkenin çivisi çıktı.
Esra: Ben de genel seçim olarak bakıyorum ve tek istediğim özgür bir ortam. Tamamen onu baz alarak oy vereceğim. Bir sürü kayıp oldu, ortam çok gerildi, çok huzursuzum.

Muhalefet partileri hakkında ne düşünüyorsunuz?



Birce: Yetersizler.
Nilüfer: Muhalefeti ayırmamız gerek: Ana muhalefet ve diğerleri. Ana muhalefeti yetersiz görüyorum.
Alperen: Muhalefet yeterli olsaydı bunca insan sokağa çıkmazdı. Seçim öncesi adaylara bakınca da Gezi’yi hiç anlamadıklarını görüyoruz. 

Kültürel vaatler sizi etkiler mi?

Uğur: Tabii ki ama hiçbirine güvenmiyorum.
Esra: Birisi var ki “Barok yapacağız” falan diyor ama sanatla ilişkisi malum... Böyle birisinin “Tiyatrolar açacağım, sanatı şöyle destekleyeceğim” demesine inanamazsın zaten.
Uğur: Bana göre hepsi aynı. Onun da gelince aynı şeyi yapmayacağı nereden belli. Ben hiçbirini sevmiyorum. (Gülüyorlar).
Alperen: Siyaset bence böyle bir şey değil. Halkın siyasette söz hakkı olması gerekiyor diyoruz ya biz ne kadar bastırırsak ülkenin yönetimi de bir şekilde değişecektir.
Uğur: Bu sistemin hepsi yanlış.
Alperen: Bence de.
Uğur: Thomas More’un ütopyası gibi bir şey olmalı. Yönetici olmamalı. Herkes kendisi ne yapacağını bilmeli. Çoban gibi, ne lüzum var yöneticilere. Bizimle iletişim kuramıyorlar bile.
Nilüfer: Bir tiyatro bileti 50 lira, gitmek pek mümkün olmuyor.
Uğur: Tiyatroya gidemiyorum, tiyatro eğitimi alayım dedim. Uzakta bir kültür merkezi buldum. Tiyatro yapmaya başladım. Baktım giderken çok yol masrafı yapıyorum. Bıraktım.
Esra: Öğrenci haliyle pek mümkün olmuyor. Ben Trabzon’dan özellikle bunun için İstanbul ’a geldim. “İstanbul’a gidersem konserlerin anasını ağlatacağım” diyordum. Nereye ağlatıyorsun! (Gülüyoruz). Ailemle yaşıyorum, harçlıklarım da var ama yetmiyor.
Türkiye ’den kaçmak yerine mücadele etmeli’

Sosyal medyada ‘Tası Tarağı Toplayıp Uruguay’a Yerleşmek İçin 28 Sebep’ diye bir liste dolaştı. Siz başka bir ülkeye yerleşmek ister misiniz?


Birce: Uruguay köy gibi yer diyorlar. Askerlik zorunlu değil, o iyi. Petrol ucuz. İnternet, müzeler ücretsiz...
Esra: Maddeleri okuyunca aklım çelinmedi değil! Türkiye’yi seviyorum ama huzurlu bir ortam yok. İnsan akıl sağlığını yitirecek seviyeye geliyor. Yine de burayı tercih ederim.
Uğur: Neden olmasın, şartları daha iyi. Ötekileştirme yoktur herhalde.
Alperen: Niye bu kadar umutsuz olduğunuzu anlamıyorum. Hazirandan sonra umutsuz olacaksan burada bir sorun görüyorum. İlk kez insanlar “Gençler ne yapıyor?” diye soruyor. Gençlik ilk defa sokağa çıkıp protesto ediyor. Ben Gezi’den sonra çok umutluyum, Uruguay’a falan gitmem.
Nilüfer: Ben de gitmek istemiyorum. Bazı kazanımları elde edemedik, Gezi Parkı konusundaki yürütme kararı alındı ama tekrar bozuldu. Bozulsa da yaptırmayacağız. Kürtaj ve internet yasaları geçti ama mücadele vermek, kaçmaktan mantıklı.

Gezi’den önce eylemlere katılır mıydınız? 


Uğur: Benim ilk deneyimim Gezi.
Birce: Öğrenci eylemlerine gidiyordum. Ama bu kadar insanı bir arada ilk defa Gezi’de gördüm. İnsanlar bıkmış. Kaos çıkaran gruplar olsa da öyle bir dayanışma vardı ki iktidar ‘Çapulcular’ dedikçe güçlendi.
Alperen: Gezi’de çok fazla provokasyon vardı. Polislerin cam kırarken görüntüleri çıktı ortaya.

Polisin de emir kulu olduğunu düşünen bir sürü insan var...



Uğur: O ikilemde ben de kaldım. Ama sonuçta seçim hakkı onun. Bizim polislerimiz çok kaba, bakış açısı suratlarından belli oluyor.
Esra: Polis akrabalarım var, çok arada kaldım. Polisin emir kulu olduğunu düşünüyordum ama onun da bir iradesi olduğunu anladım. Gezi’yi desteklediğim için akrabalarım tarafından ‘komünist’ olarak değerlendiriliyorum. “Polislere bu kadar yüklenmeyin” dediğimde arkadaşlarım tarafından başka türlü değerlendiriliyorum. Sürekli bir kategorize edilme mevzuu var. İnsanlar fikir ayrımını kabul etmiyor.
Alperen: Gösteri Yürüyüşü Yasası var, insanlar anayasal hakkını kullanıyor. Yasal bir eylemi durdurmak için emir alsan da uygulamamalısın.
Söyleşi için AKP Gençlik Kolları ile çeşitli görüşmeler yaptık ama kendilerinden herhangi bir katılım olmadı.

Gündemi nasıl takip ediyorsunuz?


Birce: Whatsapp’tan birbirimize ‘caps’ atıyoruz. Dalgasını geçiyoruz. ‘Babacım’lar falan...
Uğur: Farklı görüşü olan biri varsa dalga geçmem. Karşımdaki bir birey sonuçta. Kimseyi siyasi görüşüne göre değerlendirmem.
Alperen: Bu görüşe saygı duymanın ötesinde bir şey. Adam milyar dolar saklıyor, biz burada “Akbil kaç lira?” diye konuşuyoruz. Komik. Ben adamın evde depoladığı paraya saygı duyamam.
Uğur: Tabii ki hırsızlık bu ama konuyu uzatmam. Benim için önemli olan karşımdakinin bana saygılı olması ve benim de ona saygılı olmam.
Esra: 25 Mart’ta bir şeyler olacakmış merakla bekliyorum.
Alperen: Tapeler bence böyle bir sistemde, böyle bir iktidarın nasıl çürüdüğünü göstermesi açısından önemli.

Twitter yasağını nasıl karşıladılar?


Nilüfer: Bu vahim ve gülünç yasağın üstüne DNS ayarlarını değiştirdik. Twitter’ın Başbaka’nın ağzından çıkan tek cümleyle sınırlandırılması beni endişelendiriyor.
Esra: Twitter’ın kapatıldığını Facebook’tan duydum. DNS ayarlarını değiştirip girdim. Kendi içlerinde de çelişiyorlar; Başbakan kapatılmasını istiyor, Abdullah Gül ve Melih Gökçek tweet atıyor. Twitter bence kapatılamaz. Herkes bir yolunu bulup yine girer.
Alperen: Ülkenin normal bir yolda ilerlemediğinin göstergesi. Bir çeşit faşizm. Kararı veren de kaldırılmış bir mahkeme, hukuksuz bir eylem... Başımızda bir çılgın var ve bu onun ürünlerinden biri.
Birce: Çok sinirlendim. Bir siteye girme hakkım elimden alınamaz. Sorun varsa sorunu yaratanların hesapları kapatılsın. Bizi ülke olarak geriye attı. Bakanların Twitter’a girmesi de çok komik.
Uğur: Sabah internetten okudum. Kapanması mümkün değil, uyarı amaçlı bence. Şaşırmadım çünkü gençleri kışkırtmak için bir şeyler yapılmasını bekliyordum.