Akın'la müzik muhabbetleri

O bir gemi mühendisi. Ama rehberlik yapıyor. Asıl işi ise müzik. Akın Eldes'i biraz klişe olacak ama Bulutsuzluk Özlemi'nin gitaristi olarak yıllarca izlediniz.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

O bir gemi mühendisi. Ama rehberlik yapıyor. Asıl işi ise müzik. Akın Eldes'i biraz klişe olacak ama Bulutsuzluk Özlemi'nin gitaristi olarak yıllarca izlediniz. Şimdi KAFİ isimli kendi projesiyle üstelik Cem Aksel, Gürol Ağırbaş ve Fransız müzisyen Patrick Chartol'den kurulu süper bir grupla karşımızda. İnsan gitarı yiyip bitirince geriye yapacak ne kalır diye merak ettiğimizden, Hakan Kurşun'un firması Pb Müzik etiketini gördüğümüzden, Kurşun'un müziğini beğendiğimizden ve tabii albümü sevdiğimizden derhal kendileriyle konuşmaya karar verdik. Merak edenler için söyleyelim Hakan ve Akın, Asım Can'ın düzenlediği meşhur Tepebaşı konserinde (1983) tanışmışlar. Serdar Ateşer'in evine takılmışlar nihayetinde neredeyse 20 yıldır arkadaşlar. Önce Akın'a sorduk sonra Hakan'a...
Neden yaptınız bu albümü diye sorsam?
Herkes kendini bir şekilde ifade etmek ister. Benim bu iş için bir formülüm yok. Arıyorum hala. Eskiden önce gitarı öğreneyim de sonra beste yaparım albüm yaparım diyordum. Sonra işin öyle olmadığını fark ettim. Yani çok sonra 1995'te. Biraz geç oldu galiba... (Akın Eldes 11 Kasım'da 40 yaşında olacak, sevenlerine duyurulur).
Sonra?
Beste yapmaya, aklıma gelenleri kaydetmeye başladım.
Albümün kapağını okuyunca depremden etkilendiğiniz anlaşılıyor.
Bestelerin çoğu depremden sonra yapıldı. Eskiden hayatımızda böyle bir kavram yoktu. Depremde gerçekten öleceğimi düşünmüştüm. Hatta arada giyindim ki çıplak bulmasınlar beni diye. Gerçekten hala korkuyorum. Bir ara yeniden deprem olacak söylentileri çıkmıştı. Hani yarın olacakmış, bilmemkim demiş, bakkal söylemiş gibi. Ben aman diyordum şu besteyi de kaydedeyim de nasıl olsa öleceğiz, eksik kalmasın. Gitarı bile evden çıkarken sağlama alıyorum artık.
Nasıl? Buzdolabının yanına mı koyuyorsunuz mesela?
Hayır. Üstüne yastık koyuyorum.
Grupla stüdyoya girerken tedirgin olduğunuzu yazmışsınız.
Parçalar yoruma açık dolayısıyla çalan insanlar yönlendiriyor biraz da. Aslında albüm biraz da müzik sohbeti gibi oldu. Cem (Aksel) ve Gürol (Ağırbaş) ile sohbetimiz vardı. Patrick'le sohbet etmediğimiz için biraz tedirgindim. Ama onunla da anlaştık.
O malum gitarist
Nedir plak şirketlerinden çektiğiniz? Albüm kitapçığında bir hayli değinmişsiniz bu konuya.
Valla aslında bu konuda pek konuşmak istemiyorum. Büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. (Bir not düşmek farz oldu. Akın Eldes plakçıları dolaşırken kendisine baba sana Türk Satriani imajı yapalım, bir de üstüne Bulutsuzluk Özlemi'nin eski gitaristi yazarız öyle satarız muamelesi yapmışlar. Akın albüm kapağındaki yazıda Satriani ismini bile kullanmamış, söylemeye dilimin varmadığı dünyaca meşhur bir gitarist diye yazmış.) Alternatif Teoman, Türk Satriani, Türk Shakira... Bence pazarlama için bile olsa yanlış bu yaklaşım.
Peki ama her yerde firma para kazanmak istiyor, sanatçı işini koruyup albümünü yayımlatmak. Başka bir ülkede olsa sizin için farklı olan ne olacaktı?
Açıkçası hiç böyle düşünmedim. En azından yurt dışında pek çok bağımsız küçük firma var.
Eskilere dönelim. Bulutsuzluk Özlemi'nin gitaristi olarak tanıdık sizi. Nasıl ayrıldınız?
Bulutsuzluk'tan 2001'de ayrıldım. Konuştuk. Nejat (Yavaşoğulları) başka bir ekiple yola devam etmeye karar verdi. Ben bazı şeylere kızıyordum o başka bir şey yapmak istiyordu. Sonuçta yıpranmıştık Nejat olgun biri ve bunu fark edince yollarımızı ayırdı.
Aslında rehberlik yapıyorsunuz değil mi?
Hayır. Aslında müzik yapıyorum. Para kazanmak için rehberlik yapıyorum. Aslında şöyle oldu Doğu Anadolu'ya gidecek rehber aranıyordu. Şu kadar para vericez dediler. Bir hesapladım bir gitar bir amfi üzerine bir şeyler daha alıyorum. Hiç düşünmeden kabul ettim. Halbuki hiç konuşamam öyle insanların karşısında filan.
Kaç yıl oldu?
Eee 15... Neyse müzik için kabul ettim yani.
Her iyi gitaristin karşılaştığı bir sorun var. Adam çok iyi çalıyor ama ondan öteye geçemiyor müzikte. Sınırları zorlayamıyor yeni bir yere açılamıyor. Sizin sınırlarınız ne kadar geniş?
Ben bu konuda şanslı hissediyorum kendimi. Kulağım çok açık. Miles Davis ya da Coltrane dinleyip mest oluyorum. Beş dakika sonra MTV'deki bir metal grubunun müziğiyle de gaza gelebiliyorum. Sıkı bir arabesk dinleyip uçabiliyorum. Ufuk çok değişken.
Albümün adı Kafi yani 'Yeterli' mi, KAFİ diye bilmediğimiz bir şey mi, Kaf dağı ve İ mi, hangisi? (Bu konu bir hayli konuşuldu soru biraz özet oldu...)
Hepsi. Aslında yurt dışında da kolay telaffuz edilen bir isim bulmak istedik. Kafi diye bir bestem de vardı. Albümün adını böyle koyduk. Bir de ruh hali yani. Deprem sonrası bunalımına yeter artık demek gibi bir şey.



Hakan Kurşun'dan yeni albümler
Akın Eldes'in albümü KAFİ, Pb Müzik Yapım isimli yeni bir firmadan yayımlanan ilk albüm. Firmanın sahibi ise dikkatli müzik dinleyicilerinin hemen hatırlayacağı bir isim. Hakan Kurşun ve kardeşi Kaan. K.A.O.S. isimli ilk albümüyle o zaman bizi de derinden etkileyen, "Oh be Türkiye'de de iyi işler yapılıyor" dedirten Hakan sonradan uzun bir ara verdi, sesi sedası çıkmadı. Şimdi ikinci albümünü kendi firmasından yayımlamaya hazırlanıyor, üstelik başka sürprizleri de var...
Bir albüm yaptınız. Sonra yok oldunuz. Neredeydiniz?
Aslında yok olmadım yeni parçalar yaptım. İki albümlük malzeme oldu. Çoktan beridir beklediği doğru. Plak şirketimle sorunum vardı. Onu çözdüm, kontratımı aldım. Şimdi kendi plak şirketimden yayınlayacağım. Tarih vermek istemiyorum çünkü şu ana kadar söz verdiğim hiçbir tarihte albümü gerçekleştiremedim. Ama çıkacak yani.
İlk albüme göre bizi şaşırtacak şeyler var mı?
Hayır. Ama tabii ki bir adım öteye gitmeye uğraşıyoruz.
Yine tüm enstrümanları kendiniz mi çalacaksınız?
Canlı kayıtlar da yaptık. Güzel oluyor. Ama yine tek başıma kaydettiğim şarkılar da olacak. Tek başına çalıştığın zaman çok keyifli ama canlı çalmak zorlaşıyor. Çünkü çok ütopik bir dünya orası.
Güzel bir dünya ama...
Evet de zor oluyor sonra çalması. O yüzden şimdi daha şarkı gibi şarkılar yaptım. Bir de bir şarkı nereye kadar gidebilir. Nereye gitmeli nerede bitmeli... Bazen bir şarkı gerçekten bitmeli. Bunlar üzerinde çalıyorum şu aralar.
Nasıl yapımlar peşindesiniz?
Bir manifestomuz var aslında. Canlı müzik her şeyden önce. Herkes kendi şarkısını söylemeli, kendi bestelemeli, kendi çalmalı. Bunlar kurallar.
Piyasayı nasıl görüyorsunuz?
Sistem gelişti, teknoloji gelişti, iletişim gelişti. Türler geliştikçe küçük şirketler de çoğalıyor, Türkiye'de de böyle olacak. Ama bence Türkiye'de sistemin en büyük sorunu teliflerle ilgili. Dağıtım bile sonra geliyor. Sanatçı ancak telif alırsa para kazanabilir.
Neler var sırada peki?
Cem Aksel'in Tayf'ın ve Tic Tac'ın albümü yolda. Ama henüz tarihleri belli değil.