Alabora hepimizi altüst edecek

Kanal D'nin eğlence ve heyecan dolu yeni yarışma programı "Alabora" bu akşam başlıyor. 14 yarışmacının süper lüks teknede birbirlerine karşı mücadele edeceği, 500 bin TL ödüllü yarışmayı, Vine videolarıyla ses getiren Anıl İlter sunacak.

“Alabora” nasıl bir yarışma olacak?
- “Alabora”, yedi kız ve yedi erkek yarışmacının 13 hafta boyunca Bodrum’da süper lüks bir teknede birbirlerine karşı mücadele edeceği, yüzde yüz yerli ve özgün bir yarışma formatı. Her ne kadar “kızlar” ve “erkekler” diye iki farklı grup olsalar da, hem teknede kalabilmek hem de büyük ödülü kazanabilmek için karşı tarafın oylarına ihtiyaç duyuyorlar. Ayrıca para ödülleri, ceza oyunları, koruma, korunma ve madalyon oyunlarının yanı sıra bir de eleme oyunu var. Yarışmacılar hem bireysel olarak yarışıyor hem de takım olarak. Bazen kendi grupları içinde bir rekabete girecekler, bazen de karşı tarafla...
Bu yarışma izleyicilere “Survivor”ı mı anımsatacak?
- “Alabora”yı farklı kılan birçok özelliği var. Bunlardan biri, oylamaların yüz yüze yapılması. Örneğin ödül oyunlarında erkekler karşı taraftan birinin adını verip finale çıkarırken, kızlar da herkesin yüzüne karşı kimi istediklerini söylüyor. Elemelerde de tekneden kimin ayrılmasını istiyorlarsa bunu açıkça rakiplerinin yüzüne söylemek zorundalar. Bir de tekneden ayrılması kesinleşen yarışmacı, o ana kadar kazandığı parayı bir arkadaşına bırakacak. Yarışmanın en ilginç yanı bu bence. Ayrıca erkeklerin kendi aralarında, kızların kendi aralarında oynayacakları oyunları kazananlar, karşı taraftan bir kişiyi koruma altına alıyor ve o kişi o hafta diğerleri tarafından istenmese bile teknede kalıyor. Kısacası “Alabora”da dengeler sürekli değişiyor, sürprizlerin sonu gelmiyor.
KAZANAMAYANA CEZA VAR
Yarışmadaki oyunların zorluk derecesi nasıl?
- Kız ve erkekler arasında olacağı için elbette güç dengeleri çok ince hesaplanıyor. Çekişmenin üst düzeyde olacağı, hem izleyene hem de oynayana keyif verecek parkurlar hazırladık.
Oyunları kazanamayanlar için ceza var mı?
- Evet, var. Yarışmacılara teknede lüks bir hayat sunuluyor. Oyunu kaybeden takım, tüm bu lükslerden bir hafta boyunca mahrum kalarak cezalandırılacak. Tekneyi temizleyecek, karşı takıma hizmet edecek ve belki de cezanın en kötü yanı bir hafta boyunca
Bodrum sıcağında denize giremeyecek.
Sizin denizle aranız nasıl, haftalarca bir teknede yaşayabilir misiniz?
- Ben tam bir deniz bağımlısıyım. Haftalarca bir teknede yaşayabilirim. Hatta tekne sahibi olma hayalim var. Bu yüzden yarışmacılara imrenmiyor değilim.
BEYAZIT ÖZTÜRK’Ü ÖRNEK ALIYORUM
Sunuculuk kariyerinizde emin adımlarla ilerliyorsunuz. Kendinize örnek aldığınız isimler var mı?
- Kesinlikle Beyazıt Öztürk! Geçtiğimiz dönemde bir süre yanında bulunup programını hazırlarken ona yardımcı olmaya çalıştım. Bu sürede disiplinini, izleyici ve konukları için yaptığı itinalı çalışmaları görme fırsatı buldum. Onun gibi bir profesyonel olabilirsem ne mutlu bana.
İnternette yayınladığınız videolar çok ilgi çekti, bu videoların çıkış noktası neydi?
- Vine, altı saniyelik videoların paylaşıldığı bir mobil uygulama. Ben bu uygulamayı geçen sene indirdim telefonuma. Oyuncu arkadaşım Osman Karagöz’le birlikte tüm eğlencemizi bu uygulama ile takipçilerimizle paylaşmaya başladık. Çok ilgi gördü...
Videolarınızın izlenme oranı nasıl?
- 700 bin takipçim var Vine’da. Haliyle izlenme ve beğenme oranları yüksek. Bence uygulamanın bu kadar tutmasının sebebi altı saniye gibi kısa bir sürede tüketiliyor oluşu. İnsanlar mobil uygulamalarda hızlı tüketim ve eğlence arıyor. Bu uygulama da tüm bu isteklere yanıt veriyor.
Günlük hayatta hemen herkesin yaşadığı olayları birkaç saniye içinde eğlenceli videolarla takipçilerinize aktarıyorsunuz. “Şu konuyu da çekin” tarzında istekler alıyor musunuz?
- Tabii ki. Takipçilerimiz bu tarz isteklerini paylaşıyor. Evlilik teklifleri için hazırladıkları videolara kayıt istiyorlar, bazen kız arkadaşlarının doğum günlerini kutlamamı istiyorlar. Mümkün olduğunca kırmamaya çalışıyorum.
“O KADIN ” HEMEN YANI BAŞIMDAYMIŞ
“Kariyerimi eşime borçluyum” demişsiniz. Bunu biraz açar mısınız? – Eşim, benim en büyük destekçim. Düzenli bir ev hayatı insanı kesinlikle disipline sokuyor. Sorumluluklarınızın daha fazla bilincinde oluyorsunuz. Dış etkenlerden uzak sadece işinize konsantre oluyorsunuz.
“Evlilik adamı” olduğunuzu ne zaman anladınız?
- Beni güldüren, bana enerji veren bir kadının varlığını ve bu kadının hemen yanı başımda olduğunu gördüğümde...
Nasıl bir babasınız peki?
- İyi bir baba olmaya çalışıyorum. Bir kızım var. Şu dönemde kız babası olmanın keyfini sürüyorum. Ama ilerleyen dönemde benim için zorlukları olacaktır elbette. (Gülüyor)
KARİYERİME TELEVİZYONCU OLARAK DEVAM EDECEĞİM
Oyunculuk kariyerinizde nasıl ilerlemeyi planlıyorsunuz?
- Şu anda “Kızılelma” dizisinde oyunculuk yapmaya devam ediyorum. Aslında bakarsanız kariyerimi televizyoncu olarak devam ettirme düşüncem var. Oyunculuk, sunuculuğu çok besleyen bir iş. Her sunum biraz oyunculuk gerektirir. İkisi de olmazsa olmazım.