'Albüm artık sadece kartvizit gibi'

'Albüm artık sadece kartvizit gibi'
'Albüm artık sadece kartvizit gibi'
Birlikte çalıştığı müzisyenler arasında Bob Marley'den Miles Davis'e yok yok... Bas gitarın yaşayan efsanesi Stanley Clarke, bu akşamki CRR konseri öncesi Radikal'e konuştu: "Müzik endüstrisi uzun bir değişim döneminden geçiyor. Birçok sanatçı artık albüm satışa çıkarmıyor, CD'leri sadece karvizitleri gibi. Bu gerçek bir değişim ama sonu nereye varır onu size ben de söyleyemem."
Haber: GÜLDEHAN AYSAN - guldehanaysan@gmail.com / Arşivi

Stanley Clarke.. Caz müziğin efsane basçısı… 7 Nisan’da CRR Konser Salonu’nda… Birçok defa Istanbul’da sahne alan müzisyen, bas gitarı melodik bir enstrüman gibi sahne önüne çıkarmasıyla tanınıyor. Efsanevi sanatçının soloları her daim kulağımızda… Bob Marley, Quincy Jones, Stan Getz, Art Blakey, Aretha Franklin, Chick Corea, Miles Davis gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşmış Stanley Clarke’la yeni albümü, genç müzisyenler ve turnesi hakkında konuştuk…

İstanbul ’da sahneye çıkmak konusunda neler hissediyorsunuz?
İstanbul’a gelmeyi her seferinde dört gözle bekliyorum. Birçok defa Istanbul Caz Fextivali’nde aldım ve izleyicinin muhteşem olduğunu biliyorum. İzleyicinin olağnüstü bir caz anlayışı var. Zaten şehrin kendisi eşsiz bir yer, özellikle tarihi açıdan. Genç müzisyenlerden oluşan grubumu İstanbul’a ve insanlarına tanıştırmak için sabırsızlanıyorum.


Son albümünüz “Up” nasıl bir album? Birçok müzik tarzını bir araya topluyor…

Bu albümle ilgili çok heyecanlıyım. Sanırım bugüne kadar kaydettiğim en enerjik, eğlenceli, ritmik ve tempolu albüm. Buradaki amacım arkadaşlarımla bir kayıt yapmaktı. Stüdyoyay girdiğimiz her sefer tamamen eğlenceden ibaretti. Yarattığım atmosfer dış etkenlerden çok daha az etkilenmemi sağladı. Etrafımda olmasından keyif aldığım insanlarla çevrili olunca, kayıtlar hiç çaba sarf etmeden tamamlandı sanki. Herkes çalmaya ve kayda girmeye hazır geldi. Hepsi de harika müzisyenler ve birlikte doğal bir akışta çaldık. Stüdyoya girdiklerinde, her şeylerini işe kattılar. Çaldığım türlerin en iyilerini bir araya toplayabildim… Joe Walsh, Jimmy Herring, Stewart Copeland, Greg Phillinganes, Chick Corea, Lenny Castro ve daha birçokları…

Bu turnede, sizin de desteklediğiniz genç müzisyenlerle çalıyorsunuz. Biraz onlardan bahseder misiniz?
Akustik piyanoda Beka Gochiashvili, bateride Mike Mitchell ve klavyede Cameron Graves benimle beraber. Son birkaç yıldır beraber çalıyoruz. Beka ve Mike çok genç olmalarına ragmen şimdiden ödül almış, sıradıiı müzisyenler. Benim, Horace Silver, Art Blakey, Dexter Gordon, Joe Henderson gibi isimlerle çalmaya başladığım yıllardaki yaşlardalar. Cameron Graves biraz daha büyük ve klavyede deneyimli. Hepsi birlikte bana büyük bir enerji veriyorlar ve izleyici için kesinlikle harika bir deneyim olacak!


Genç müzisyenlere önerileriniz nedir?

Müzik eğitimine çok inanıyorum. Çok şanslıyım ki benim müzik kariyerimin temelinde sıradışı bir eğitim var. Philadelphia Academy of Music’te okudum. Ek olarak muazzam ustalar ve özel eğitmenlerle çalışma fırsatımoldu. İlk müzik eğitimim gelenekseldi ve çok sıkıydı ve üzerine inşa edebileceğim sağlam bir altyapı verdi. Genç müzisyenlerin başarılı olabilmek için bu işte kendilerini eğitmeleri gerektiğine inanıyorum. Bu çağda yetenek bir şekilde ortaya çıkıyor, ama tek başına yetenek her zaman başarılı bir kariyerin garantisi olmuyor. Genç müzisyenlere elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Bu zaten bir caz geleneğidir. Kesinlikle, zamanı geldiğinde, kendi sanatsal vizyonlarını başarıya ulaştıran benim gibi müzsiyelerin en önemli görevi, başarı elde etmeye çalışan yeni müzsiyenlere yardım etmek.

Bir sonraki neslin müzisyenleri neler beklemeli? Müzik sanayiinin gelişimi sizce ne yönde ilerliyor?
Müzik sanayii, bir bütün olarak son kırk yılda inanılmaz değişti. Müzik ve teknolojinin birleşmesiyle, iş kısmı tamamen farklı bir boyut kazandı. Ben de izleyip bu yolculuğun tadını çıkarmaya çalışıyorum. Sanırım müzik endüstrisi uzun bir değişim döneminden geçiyor. Ben büyürken vinyl plaklar vardı. Arkadaşlarınıza ödünç verirdiniz. Ama hepsi de kopyasını çıkartamayacağınız değerli eşyalardı. Şimdi her şey çok farklı. Büyük albüm satışlarının olduğu zamanlar geçmişte kalacak. Birçok sanatçı artık albüm satışa çıkarmıyor ve CD’leri sadece karvizitleri gibi. Bu gerçek bir değişim ama sonu nereye varır onu size ben de söyleyemem…


Bize biraz daha eski günlerden bahseder misiniz? Beraber çaldığınız bütün o efsanevi müzisyenler, atmosfer nasıldı?

Kariyerime başlamak için New York’a geldiğimde o açıdan çok şanslıydım. Şehre gelir gelmez Horace Silver, Art Blakey, Dexter Gordon, Joe Henderson, Pharoah Sanders, Gil Evans ve Stan Getz gibi isimlerle çalışma fırsatı buldum. Hepsi de farklı farklı konularda örnek alınası, harika müzisyenlerdi. Çalışma esnasında alınabilecek en iyi eğitimdi. Caz müziğinin en iy, yönlerinden biri, çalışırken ustaların, genç müzisyenlere gösterdiği ilgidir. Sanırım o genç yaşımda bana verilen tüm müzikal bilgiy ive liderlik özelliklerini sünger gibi çekecek kadar akıllıydım. Bana ömür boyu faydası oldu. Daha iyi bir altyapı isteyemezdim doğrusu.

Her zaman çalmaktan zevk alacağınız bir parça var mı?
Haksızlık bu ama! Çoğunlukla o anı yaşayan biriyim. Bu biraz ebeveynlere hangi çocuklarını daha çok sevdiklerini sormaya benziyor. Turnede ya da kayıtta çaldıklarıma ne kattığım benimi için gerçekten çok önemli. Bu yüzden her parça ve her proje benim için eşsiz, kendine ait.
Genellikle en sevdiğim albümü sorarlar. Sanırım şu anda en sevdiğim album en yeni albümüm. Ama Nemperor Records’dan çıkan ilk 3 albümümün ayrı bir yeri var sanırım –Journey To Love, Stanley Clarke ve School Days. Çünkü bu albümler bir sanatçı olarak kim olduğumu şekillendiren çalışmalardı.. Ve bu 3 albüm, bas gitarı melodic bir enstrüman olarak sahne önüne çıkarma mücadelemi başlattılar.

Stanley Clarke 7 Nisan Salı saat 20.00’de CRR Konser Salonu’nda.