Ali Poyrazoğlu'yla 'İçimizdeki Carmen'

Ali Poyrazoğlu'yla 'İçimizdeki Carmen'
Ali Poyrazoğlu'yla 'İçimizdeki Carmen'

Gürer Aykal, Zeynep Hamedi, Ali Poyrazoğlu ve Müge Akgün (Soldan sağa).

Haber: MÜGE AKGÜN / Arşivi

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın bu yılki ‘özel konser’inin konuk şefi Ali Poyrazoğlu, Bizet’nin ünlü Carmen Operası’ndan seçtiği bölümleri yönetiyor. Önceki akşam Ali Poyrazoğlu, BİFO Onursal Şefi Gürel Aykal, Borusan Kültür Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi ve Genel Müdür Ahmet Erenli’yle bir araya geldik.
Klasik müzik alanında çalışan genç ve yetenekli müzisyenlerin yurtdışında yüksek lisans öğrenimlerini karşılamak üzere kurulan ‘Borusan Müzik Bursu’ fonuna aktarmak üzere dünyasının ünlü isimlerinin konuk şef olduğu ‘Özel Konser’ projesi 2006 yılında başlamıştı. Sırasıyla Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık, Rahmi Koç ve Bülent Eczacıbaşı bağışta bulunarak konuk şeflik yaptılar.
2010 yılında ise Cem Yılmaz’ın teklifiyle konuk şeflik başka bir boyuta taşındı. İlk üç yıl davetlilere verilen konserlerin biletleri Cem Yılmaz’la birlikte satışa çıkarıldı. Konseri 1750 kişi izledi ve 277 bin lira gelir elde edildi. Bu tutar 6 öğrenciye burs oldu.Ertesi yıl izleyicilerden gelen yoğun istek üzerine Cem Yılmaz tekrar şefliği üstlendi. Kahkahalar eşliğindeki bu konser de 290 bin lirayla 6 öğrenciye daha yurtdışı eğitim olanağı sağladı.
Ünlü sanatçı, söz ustası Ali Poyrazoğlu da eminim bu yıl çıtayı düşürmeyecek. Bir saat gecikmeli yemeğe katılan, “Size hangi yalanı söylesem acaba” diyerek kapıdan içeri giren Ali Poyrazoğlu şefliği çok sevmiş. Detaylara girmek istemese de konserde farklı bir Carmen’le karşılaşacağımızı, kadınların içindeki Carmen’i keşfedeceğini söylüyor.
Gürer Aykal’a göre de Ali Poyrazoğlu “Kendi kafasında yarattığı Carmen’in ritmlerinin peşinde”. Konserden sonra sahneleyeceği ‘Asi Kuş’ adlı oyununda da operadan yola çıkarak sanatın kadına bakışındaki değişimin, Carmen’in yarattığı devrimin sonrasında geliştiğini anlatan Poyrazoğlu’na bu konsere hazırlanırken çıkış noktası ise İspanyol müziğini dünyaya sevdiren, eseri besteleyen Bizet’nin İspanya’ya hiç gitmemesi olmuş. Poyrazoğlu, “Ben de çok heyecanlıyım, müzikten anlayan profesyonel bir seyirci var karşımda” diyor. Ama kendinden o kadar emin ki önümüzdeki yıl da Küçük Prens ya da Hamlet’i yönetmek istiyor. Hazırlıklar şimdiden başlamış. 11 Aralık Salı akşamı Lütfi Kırdar’daki konseri ben heyecanla bekliyorum, siz de kaçırmayın derim…

Kendini yeni baştan kurgula

Ünlü Amerikalı nörolog Oliver Wolf Sacks’tan alıntılayarak “Normal insan kendini anlatabilen insandır” diyor Poyrazoğlu. “Günümüzde herkes global dünyanın koşullarına uymalı. Kendini yeni baştan tanımlamalı, kurgulamalı ve egosunu atmalı. Bu ancak kültürün sanatın içinden geçerek, aydınlanarak yapılır. Rönesans insanı gibi farklı alanlarda da var olmalı. Sanat, kendini, dünyayı, öbür insanı, olan biteni anlama cesareti veriyor”. Zaten o da kendini oyunculuğun yanı sıra yazar, köşe yazarı, öğretmen, yaşam koçu olarak tanımlama yolunu seçti uzun yıllardır. Poyrazoğlu, “Bu gece egomu bıraktım, yıkadım astım geldim” dese de bizlere altyapının artık üstyapıyı belirlemediğini, yeni dünya düzenini her zamanki zeki ve sevimli tavrıyla anlattı. Ve Carmen’le başlayan sohbet Medici ailesine, armutlu, mandalinalı kereviz tarifinden Rimbaud’nun ‘Öteki sensin’ sözüne dek uzandı…