Altın Palmiye aldı ama polemikten kurtulamadı

Altın Palmiye aldı ama polemikten kurtulamadı
Altın Palmiye aldı ama polemikten kurtulamadı
Nuri Bilge Ceylan, gösterimdeki 'Kış Uykusu' filmiyle sinema dünyasının en prestijli ödülü Altın Palmiye'yi aldı ama 'güzel ve yalnız ülkesinde' polemiklerden kurtulamadı. Bu kez polemik konusu filmin konusu var mı, yok mu? Hıncal Uluç'a göre 'konu yok ama benzersiz film', Onur Baştürk'e göre ise 'konu var'. Reha Muhtar da Baştürk'le aynı görüşte!

Türkiye sinemasının dünya çapında tanınan ismi Nuri Bilge Ceylan, şu sıralar gösterimdeki son filmi ‘Kış Uykusu’yla sinema dünyasının en büyük ödülü kabul edilen Cannes’da Altın Palmiye aldığında ‘Filmleri artık yavaşlığıyla ya da yuvarlanan elmanın süresiyle dalga konusu yapılmaz’ diye düşünmüştük. Yanılmışız. Bu kez filmin konusu olup olmadığı polemik konusu. Fakat işin iyi tarafı en azından bu kez Nuri Bilge Ceylan sinemasıyla dalga geçilmiyor.

Hıncal Uluç, Sabah’taki köşesinde “Kış Uykusu’na, bir öykü izlemeye değil, aynaya bakmaya, kendinizi görmeye gidin. Herkeste kendinizden bir parça bulacaksınız.. Kafanızı daha da karıştırayım mı?. Bir anda, gördüklerinizin hepsi olacaksınız.. Bir anda hiçbiri.. İnsan oğlu bu işte.. Karmaşık, kompleks, anlaşılmaz!.. Benzersiz!. NBC’nin Kış Uykusu, insanı çözmüyor. Tersine, nasıl çözülmez bir yaratık olduğumuzu gösteriyor.. Onun için günlerdir tartışılıyor.. Daha da çok tartışırız!..” diye yazınca Hürriyet’ten Onur Baştürk’ten itiraz geldi.

‘Hıncal Uluç yanılıyor’ başlıklı yazısında Baştürk, “Filmin ya da Ceylan’ın avukatı değilim ama söylemeden duramam: Filmin bir öyküsü var. Taşrada kendine küçük bir krallık inşa eden adamın dönüşümünün (ya da her şeyi kabullenişinin) öyküsü... Giriş-gelişme-sonuç arıyorsanız illa, o da var. Hem de fazlasıyla... (.../...) Öykü dediğin illa arka arkaya sürekli bir aksiyon olması demek değildir. En önemlisi bir çatışmanın olmasıdır. Bu filmde de yeterince var. Senaryonun birinci kuralı zaten budur. Okullarda böyle öğretilir, klasik (bize öyle öğrettiler). Dolayısıyla lafın çok olduğu doğru, ama öykü var Hıncal Bey” diye yazdı.

Vatan’dan Reha Muhtar da Onur Baştürk’le benzer görüşte: “Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu filmine gidene kadar, ünlü yönetmenin Cehov’dan esinlendiği öyküsünün ne olduğunu bilmiyordum... Filmi izleyen eleştirmenler; filmin ne anlattığını anlatmıyorlardı... Varsa yoksa Nuri Bilge Ceylan’ın “uzun diyalog“ muhabbeti... (.../...) Milleti 3.5 saat diyalog muhabbetiyle o kadar korkutmuşlardı ki, kimse kendisinde 3.5 saat diyalog dinleyecek cesareti bulamıyordu... Seyirci sayısı alabildiğine düşürülmüştü böylece... Senaryo filmin ikinci yarısından itibaren, finale doğru gittikçe ilginçleşen muhteşem bir damar yakalıyor... (.../...) Film Aydın’la kız kardeşi arasındaki hesaplaşmayla başlıyor, eşler arasındaki hesaplaşmayla bitiyor... İkinci yarı film; sanki yeniden başlamış gibi, inanılmaz bir tempo kazanıyor... Yeni bir enerjiyle doluyor... Filmin damarı, öykünün can alıcı noktası Aydın’ın kendiyle ve eşiyle hesaplaşması... Kördüğümler burada çözülüyor...

Hıncal Uluç ise bugünkü yazısında Baştürk ve Muhtar’a cevap verdi: “Reha Muhtar dostum uzun uzun yazmış.. Özeti “Eleştirmenler, ‘Kış Uykusu’nun öyküsü yok. Bol diyalog var’ diye filmin içini boşalttılar, seyirciyi korkuttular, filmden uzaklaştırdılar” diyor. Sonra hikayeyi anlatıyor.. Aydın şu, kız kardeşi şu, karısı da şu.. Sonra.. Sonrasını anlatıyor Reha “Film, Aydın’la kız kardeşi arasındaki hesaplaşmayla başlıyor, eşler arasındaki hesaplaşmayla bitiyor..” Yani Reha “Diyalog” lafını hesaplaşmaya çeviriyor, o kadar.. Onur Baştürk Kardeşim, “Eleştirmenler” demiyor.. Doğrudan “Hıncal Uluç yanılıyor” diye başlık atıp yazıyor. “Filmin bir öyküsü var.” Ama o öykü ne özetlemiyor bile. Sevgili Reha, Sevgili Onur, Kış Uykusu’nun öyküsünü bana yazın, köşeme koyacağım ki, beni okuyup “Filmin öyküsü yokmuş” diyenler yanıldıklarını anlasınlar. Sevgilerimle..”