Altısı bir yerde!

Altısı bir yerde!
Altısı bir yerde!

'Sürgün'de Tolgahan Sayışman ve Saadet Aksoy başrolde.

Sinema yazarı Murat Özer bu hafta gösterime giren altı yerli filmi değerlendirdi. 'Kedi Özledi', 'Arkadaşlar Arasında', 'Sürgün', 'Erkekler', 'Yarım Kalan Mucize' ve 'Özür Dilerim', hepsi bir arada...
Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

Yanlışlıklar komedyası
Mustafa Şevki Doğan’ın ikinci filmi ‘Kedi Özledi’, ayrılığın melodramatik doğasını romantik komedi formülleriyle buluşturuyor ve buradan lezzetli bir sonuca ulaşmayı başarıyor.
KEDİ ÖZLEDİ **
Yönetmen: Mustafa Şevki Doğan
Oyuncular: İlker Ayrık, Algı Eke, Oya Aydoğan, Erkan Sever, Selim Erdoğan
Süre: 105 dk.

Aşkın ‘sadakat’ kavramıyla test edildiği filmlerin çoğu zaman melodram kurallarıyla ele alındığı, kimi zamansa romantik komedinin hizmetinde rotalarının belirlendiği düşünüldüğünde, Mustafa Şevki Doğan’ın ikinci filmi ‘Kedi Özledi’nin bu iki tür arasında gidip gelmesinin şaşılacak bir tarafı yok. İyi harmanlandığında bu türlerin birbirlerini yukarıya doğru çektikleri tartışılmaz bir gerçekken, iddiasını samimiyetinden alan bu küçük filmin tercihi de sorgulanır cinsten değil doğrusu. Burada bahsettiğimiz samimiyetin, filmi ortaya koyanların niyetiyle ilgili olmadığını, beyazperdeye yansıyanların izleyici üzerinde yarattığı etkiyle anlam kazandığını da belirtelim.
Erkeğin âşık olsa bile karşı koyamadığı ‘aldatma’ içgüdüsüne teslimiyetinin yarattığı ‘yanlışlıklar komedyası’ oluşturuyor ‘Kedi Özledi’nin özünü. Ama kesin bir toplumsal saptama yapmak ya da karakterleri yargılamak gibi bir iddiası yok filmin. Usulca çıktığı yolda ‘hatalar’ın ortaya koyduğu resmi göstermeye çalışıyor bize sadece, ki bunu da sonlara doğru uzayıp dağılmasını bir yana koyarsak başarıyla yerine getiriyor.
İlker Ayrık’ın işine ‘ciddiyet’le asıldığı, Algı Eke’nin seyirciyi bir yandan yabancılaştırırken öte yandan da içine çeken kompozisyon çalışmasıyla bir adım öne çıktığı ‘Kedi Özledi’de Oya Aydoğan’ın çabası da kayda değer işaretler taşıyor. Deneyimli aktris, ‘cuk oturmuş’ karakteriyle filmin taşıyıcı ayaklarından birine dönüşüyor. Sonuç olarak, ‘Kedi Özledi’nin seyirciyle kurduğu iletişimin sorumluları haline geliyor bu üç oyuncu ve samimi dokunuşlarıyla lezzet katıyorlar genel toplama.


Ayran değil, rakı!
Bir rakı masası etrafında buluşan dört arkadaşın ‘hayal kırıklığı’ temelli muhabbetleri, ‘Arkadaşlar Arasında’yı iyi bir ilk film yapmaya yetiyor.
ARKADAŞLAR ARASINDA **

Yönetmen: Gökhan Horzum
Oyuncular: İbrahim Kendirci, Salih Bademci, Sertan Erkaçan, Fırat Albayram
Süre: 81 dk.
İlk adı ‘Rakı Masası’ (IMDb’de hâlâ bu isimle anılıyor film) olan ‘Arkadaşlar Arasında’, Gökhan Horzum’un ilk uzun metrajlı sinema filmi. Senarist-yönetmen, zorluk derecesi yüksek projenin altından başarıyla kalkıyor bize sorarsanız.
Bir rakı masası etrafında toplanmış dört arkadaşın muhabbetlerinin etrafında dönen hikâye, geriye dönüşlerle 30’lu yaşlarındaki bu dört adamın dünyalarını açmaya çalışıyor. Buraya kadar her şey tamam gibi görünüyor, çok da zor bir şey değilmiş izlenimi veriyor. Ancak, işin zor kısmının bu ‘dağınık’ hikâyeciklerin en nihayetinde bir ‘sonuç bildirgesi’ sunması olduğunu söylememiz gerek. Gökhan Horzum, oyuncularının da katkısıyla veriyor bize bunu. Dört karakterin geçmişte yaşadıkları, giderek ortak bir noktaya doğru evriliyor ve birleştirilebilecek bir aşamaya taşınıyor. Çoğunlukla ‘hayal kırıklığı’yla açıklanan bir resim ortaya koyuyor sinemacı ve buradan ‘yarı aydınlık’ bir sonuç çıkarıyor.
Farklı sınıfsal köklerden gelen dört arkadaşın aynılaşmasını sağlayan ‘rakı masası’, memleketin en müstesna içkisinin neden ‘ayran değil de rakı’ olduğunu (ya da olması gerektiğini) da gösteriyor bizlere. Filmin keyif veren anlarından birinin, Sıla’nın telefon aracılığıyla bizimkilerin ‘dibini düşürdüğü’ sahne olduğunu da ekleyelim...


‘Efsane aşk’ anlatma zorluğu

Türk gençle Rum kızının aşkı klişesini tarihsel gerçekler eşliğinde anlatma derdindeki ‘Sürgün’, bir türlü derinleşemeyen yapısıyla etkisini hissettiremiyor.
SÜRGÜN *

Yönetmen: Erol Özlevi
Oyuncular: Saadet Aksoy, Tolgahan Sayışman, Mahir Günşiray, Ruhsar Öcal
Süre: 124 dk.
Yakın tarihimizin ‘kritik kararlar’ından birinin özel yansımalarının ne şekilde cereyan ettiğini gösterme niyetinde bir film ‘Sürgün’. Kıbrıs sorunu nedeniyle gerilen Türkiye -Yunanistan ilişkilerinin sonucunda, 1964’te kabine tarafından alınan Yunan vatandaşlarının ‘sürgün’ edilmesi kararını altyapıya yerleştiren hikâye, zengin çıkış noktasının talep ettiği derinliğe ulaşamıyor ne yazık ki.
İki saatlik filmin ilk yarım saatinin ‘umut verici’ olduğunu söyleyebiiriz, özellikle hazırlık aşamalarının. Oysa, işler kızışıp hikâyenin karmaşıklaştığı noktada ihtiyacı olanlara pek kucak açmıyor film. Türk genciyle Rum kızının ilişkisini anlatırken, bu ‘olanaksız’ aşkın etrafında dolanıp sadede gelemiyor bir türlü. Her şeyi aynı anda anlatma derdi, giderek zedeliyor hikâyeyi ve belli bir ‘toplanma noktası’ vermiyor bize. Tarihsel gerçekliğin sunduklarını klişeler eşliğinde karşılamayı tercih ediyor, özellikle ‘baba’ karakterinin tepkileri ve yolculuğu ekseninde.
İnandırıcılık sorununun da derinden hissedildiği ‘Sürgün’, Ruhsar Öcal dışındaki oyuncuları da layıkıyla değerlendiremiyor. Bu noktada ‘en zayıf halka’nın Tolgahan Sayışman olduğunu da belirtelim. Aktör, ‘efsane aşk’ın Türk ayağını netleştirecek ayrıntılardan nasiplenmemiş karakterinin tekdüzeliğine teslim oluyor.


Oscar’ın ikinci şansıGücü ‘penis’le özdeşleştirmek gibi müthiş bir ‘keşif’te bulunan ‘Erkekler’, eleştirel olmaktan ziyade ‘onaylayıcı’ bir noktaya taşıyor cümlelerini.
ERKEKLER *

Yönetmen: Faruk Aksoy
Oyuncular: Fikret Kuşkan, Ali Poyrazoğlu, Güneş Emir, Asuman Dabak
Süre: 119 dk.
Faruk Aksoy’un ‘Fetih 1453’le yakaladığı ticarî başarının yanına bile yaklaşamayacağı açık olan ‘Erkekler’, adından da anlaşılacağı üzere ‘erkek’ denen mahlûğun uçkuruyla imtihanını öne çıkarmaya çalışıyor. Ama buradan çıkabilecek malzemenin yüzde birine bile sahip olmadığını belirtelim öncelikle.
‘Oscar’ adını verdiği penisini keserek, bütün dertlerinin sorumlusu olduğunu düşündüğü bu ‘çıkıntı’dan kurtulmayı planlayan bir adamın hikâyesini takip ediyoruz filmde. Bir psikiyatr aracılığıyla ‘normalleştirilmeye’ çalışılan karakterin yolculuğu, onun özelinde bütün erkekleri aynı potaya atan bir yaklaşım gösteriyor. Penisin bir ‘iktidar simgesi’ olduğu gibi bir ‘keşif’te bulunuyor film ve bunun üzerinden yürüyerek alabildiğine zayıf cümleler kuruyor.
Filme dair asıl meselemizse karakterin ‘ikinci şans’ı hak ettiği konusundaki yaklaşımı oluyor. Her haltı yedikten sonra, sırf aile kurumunun korunması için ‘affedilen’ karakter, kelimenin tam anlamıyla midemizi bulandırıyor. Kadın neredeyse yok sayılıyor bu resimde, onun herhangi bir etkisi olmuyor gidişata, teslim bayrağını çekmesi bekleniyor, çektiriliyor da bu bayrak. İşin özü, ‘eleştirel’ olması beklenirken ‘onaylayıcı’ bir noktaya taşınıyor filmin kurduğu cümleler, ki neresinden bakılsa kadını küçültücü bir yaklaşım bu, günün erkek egemen iktidar anlayışına uygun biçimde...


Yarım kalan heyecan
Biket İlhan’ın ‘Yarım Kalan Mucize’si, Köy Enstitüleri’nin tarihsel önemini bir kız çocuğunun okuma azmiyle netleştirmeye çalışıyor.
YARIM KALAN MUCİZE *

Yönetmen: Biket İlhan
Oyuncular: Nihan Belgin, Umut Beşkırma, Ayten Uncuoğlu, Yetkin Dikinciler, Dolunay Soysert
Süre: 91 dk.
Türkiye tarihinin önemli atılımlarından biri olduğunu düşündüğümüz Köy Enstitüleri’ne ‘Toprağın Çocukları’ndan sonra bir kez daha el atan sinemamız, Biket İlhan’ın ‘Yarım Kalan Mucize’siyle meselenin kız çocuklarının okuması noktasına yaklaşıyor daha çok. Ama bunu da ‘yarım kalan’ bir heyecanla sergilediğini söylememiz lâzım.
Köy Enstitüleri’ne karşı geliştirilen reflekslerin bu filmde de yerini aldığını, buna karşılık asıl odağın ‘her şeye rağmen’ okumak isteyen başkarakter Nahide olduğunu belirtmek gerek. Bugün bile okuma konusunda aşılamayacak engellerle karşılaşan kızlarımızın dönemin atmosferindeki ‘sembol’ değerleri tartışılmaz. Film de bu durum üzerinden hareket ederek bir hikâye ortaya koyuyor.
‘Yarım Kalan Mucize’, meselesine sadık kalarak yoluna devam etmesine karşın, bunu anlatırken çoğunlukla tekdüzelik tuzağına hapsoluyor. Başkarakterin bol çatışmalı yol haritasını takip ederken, bizi gelgitlere itecek bir duygusal hareketlenmeye yol açamıyor film. Evet, malzemesinin sınırı yok bu hikâyenin, ama filmin bu malzemeyi değerlendirme konusunda yeterince ‘heyecanlı’ olduğunu söylemek zor. Başroldeki Nihan Belgin de Nahide’nin dramını seyirciye aksettirmekten uzak bir görüntü çiziyor, bahsettiğimiz heyecansızlık ondan başlayıp filmin tamamına yayılıyor.


Engelli koşu
Cemil Ağacıkoğlu, yazıp yönettiği ikinci filmi ‘Özür Dilerim’le engellilerin aile içindeki konumlarını mercek altına alıyor.
ÖZÜR DİLERİM *
Yönetmen:
Cemil Ağacıkoğlu
Oyuncular: Güven Kıraç, Sema Poyraz, Köksal Engür, Gökhan Kıraç
Süre: 85 dk.
Fotoğraf sanatçısı Cemil Ağacıkoğlu, ilk filmi ‘Eylül’le takdirimizi kazandıktan sonra sıvandığı ikinci projesi ‘Özür Dilerim’le ‘hassas’ bir meselenin etrafında dolanmaya çalışıyor. Engellilerin aile içindeki konumlarını mercek altına alan yönetmen, buradan bir ‘saptama’yla çıkma çabasında, ama resmin tamamına baktığımızda bunun pek de gerçekleşmediğini görüyoruz.
Cefakâr anne ile engelli oğlunu merkeze alan hikâye, ikilinin çevresindeki diğer karakterlerin önyargılarına da yer açıyor. Bir ailenin iç dinamiklerini fazlasıyla etkileyen durumu sömürmüyor fim, bu doğru. Ancak, dişe dokunur bir cümle de sarf etmiyor, bize açıp okuyabileceğimiz bir hikâye de sunmuyor. Bilinen toplumsal ya da bireysel refleksleri tekrarlarken, anne karakterinin özelinde bir yere ulaşmaya çalışıyor, ama orada da aşılması zor duvarlar bekliyor onu. Evet, Sema Poyraz’ın bu karakterde dikkat çekici bir performansa ulaştığını kabul ediyoruz, ancak oyuncunun değerli çabasını taçlandıracak bir karakter derinliği söz konusu değil burada.


VİZYONU DEVAM EDEN YERLİLER
Bu İşte Bir Yalnızlık Var **
Düğün Dernek *
Yozgat Blues **
Saroyan Ülkesi ***
Mc Dandik *
Tamam mıyız? **
Erkek Tarafı: Testosteron **
RGG: Ayas **
Su ve Ateş **
Hayatboyu **
Sevgi Taşı *
Hükümet Kadın 2 *
Sen Aydınlatırsın Geceyi ***
Benim Dünyam *