'Amerİka'ya benzemeye başlıyoruz'

'Amerİka'ya benzemeye başlıyoruz'
'Amerİka'ya benzemeye başlıyoruz'

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Art Basel Mimami'de İznik çinilerinden ilham aldığı işleri büyük ilgi gören Elif Uras, New York'un yükselen Türk sanatçılarından. "21. yy'in başkenti" dediği İstanbul'dan, "Nerede o eski şehir" yakınmalarının arttığı New York'a, sohbetteyiz kendisiyle...

Öncelikle hukuk okurken yaptığınız ani dönüşün sebeplerini soralım. Her şeyi bir anda bırakmak cesaret isteyen bir hareket olsa gerek…
Ben ani bir dönüş gibi görmüyorum aslında. Cezanne da önce hukuk okumuş. Sonra sanat eğitimi almış. Bütün bu eğitim bir birikim sonuçta, bir şekilde insanın dünya görüşünü geliştiriyor, sanatçı olarak da biçimlendiriyor. Resimlerimdeki karmaşık hikayeler, şekiller, detaycılık da belki bununla bağlantılı. 

Galerist’teki ‘Panorama Pasajı’ serginiz Walter Benjamin’den ilham almıştı.Resminizi etkileyen başka düşünürler, yazarlar vardır kuşkusuz. Kimlerdir?
Bunların başında Norveçli-Amerikalı ekonomist Thorstein Veblen’in 1899 tarihli klasiği “ The Theory of the Leisure Class” geliyor. Günümüzü bir bakıma tanımlayan “göze çarpan tüketim /conspicious consumption” kavramını yaratan yazar. Günümüzün ekonomik dogması insanın rasyonel bir yaratık olduğunu kabul ediyor, bundan dolayı da sadece kendine yararlı ve faydalı olacak şekilde harcama yaptığını varsayıyor, halbuki Veblen’e göre ekonomi geliştikçe prestij ve sosyal statü için harcanan kaynaklar artıyor. 

Walter Benjamin için çok önemli bir tablo Klee’nin ‘Angelus Novus’unu da soralım. Sizin de böyle büyük anlam yüklediğiniz, yanınızdan ayırmadığınız resimler var mı?
Çarpıcı resimler denince Angelus Novus’un da hayatımda önemli bir yeri var. Hukuk Fakültesi’ne başvurumdaki yazıyı ‘ Angelus Novus’un etrafında kurgulandırıp, bir fotokopisini de forma iliştirmiştim. Benim görsel kütüphanem epey eklektik, hep bir çeşni kitapla gezerim, Osmanlı minyatür ustasi Levni, Picasso’nun seramikleri, Viyanalı tasarımcı Josef Hoffman, İznik çinileri, Klimt son zamanlarda yanımda taşıdıklarım. 

‘Panorama Pasajı’ sergisinde pasajlar için tüketim ekonomisinin orijinal tapınağı diyorsunuz. İstanbul ’da her yer AVM doldu. AVM’lere ne diyeceksiniz?
Pasajlar bize Avrupa’nın hediyesiyse, AVM’ler de Amerika’nın herhalde. Ama bu arada 600 senelik Kapalıçarşı da ilk AVM’lerden biri olmalı. İşlerimde karmaşık mekanlarla ve tüketim kültürüyle uğraştığım için, AVM’ler bana çok çekici geliyor. Öte taraftan da bir aynılaşma var tabii, Amerika’ya benzemeye başlıyoruz. 

İstanbul mu daha ilham verici sizin için New York mu? İkisinin de farklı etkileri vardır kuşkusuz. Nedir bu farklar?
New York’ta büyük bir kaynak var, sadece müzeler insanı ömrü boyunca meşgul edebilir. Ama bir yandan da herkesin dediği gibi “Nerede eski New York?” Ekonomik ve sosyal yapılaşma yüzünden İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra burayı kültür başkenti yapan enerji ve sinerjinin azaldığı, şehrin daha konservatif ve ileri yaşlılar tarafından ele geçirildiğini savunanlar olsa da NY her zaman geçerli. İstanbul ise bütün tarihine rağmen, “genç” bir şehir, daha oluşumda, her zaman beklentileri sarsıyor, heyecan verici keşifler sunuyor. İki şehir arasında gidip gelmek işlerin içeriğini de mutlaka etkiliyor. 

Bilmiyorum takip edebildiniz mi, Şükran Moral’ın “Amemus/Sevişme” videosu bayağı tartışıldı. Moral’ın bir kadınla sevişmesi tepki aldı ve sergi iptal edildi. Böyle şeyler New York’ta olur mu?
Böyle işler seyircinin performansa yansıttığı önyargılar ve tepkilerle var oluyor. Buna benzeyen bir işi birkaç sene önce New York’ta ‘kurumsal kritik’ ekolünden kadın sanatçı Andrea Fraser, Friedrich Petzel Gallery’de göstermişti. Koleksiyoner esere talip oluyor, bir otel odasında randevulaşılıyor, sanatçı koleksiyonerle sevişiyor, bu sevişme videoya çekiliyor. Sergide gösterilen de videoydu. Kimsenin gıkı çıkmadı, skandal olmadı. 

Son dönemlerde güncel sanat yükselişte gibi gözüküyor Türkiye ’de. Pek çok genç sanatçı sergiler açıyor. Nasıl buluyorsunuz İstanbul’daki bu gelişimi?
Çok hızlı ve heyecan verici. Bunun arkasında tabii ki özel sermaye yatıyor, Türkiye son on yılda ekonomik açıdan sınıf atladı, sanat da bununla el ele yükseldi. Umarım bu gelişim kalıcı olur. 

Modern ve gelenek nasıl buluşuyor eserlerinizde?
İznik çinileri ve seramikleri Osmanlı sanatında 15 ve 17. yy’lar arasında bir Rönesans dönemi olmuş. Bugün bakıyoruz ki, T.C. tarihinde modern Türk sanatı Batı’nın gölgesinde ve etkisinde ilerlemiş, ilerliyor, geleneksel sanatlar “kitsch”e indirgenmiş. Beni pratik olarak çini sanatıyla tanıştıran Dr. Işıl Akbaygil ve İznik Eğitim ve Öğretim Vakfı oldu, sanata verdikleri destek gerçekten çok önemli. Birkaç senedir İznik Vakfı yardımıyla İznik’in seramik tekniğiyle ve görsel motifleriyle Batı’nın figüratif geleneğini birleştiren işler üretiyorum. Kadın vücuduna gönderme yapan formlar hem deseni hem resmi hem de heykeli içinde barındırıyorlar. 

İstanbul için 21. yüzyılın başkenti diyorsunuz. Nedir İstanbul’u başkent yapan?
21. yüzyılı tanımlayan diyalektik Batı versus İslam dikalektiği. İstanbul da hem Batı’nın hem İslam’ın etkilerinin büyülü bir ahenkle birleştiği yegane mekan. 

Art Basel Miami’de çini işlerinizin büyük ilgi görmesi sizin için sürpriz oldu mu?
Miami’de gösterdiğim ‘Belly/Göbek’ serisini Amerika’da ilk defa sergiledim, Galerist’in tasarladığı mekanda epey minimal bir sunum oldu. Benim için önemli bir sergiydi, ilgi gördüğüne çok sevindim. 

Yeni bir sergi için çalışıyor musunuz? Neler söyleyecek bize yeni işler?
Ermeni asıllı Amerikalı sanatçı Linda Ganjian ile yaptığım işbirliği “Göbek Taşı” New York’ta Pratt Manhattan Gallery’de 12 Şubat 2011’e kadar devam edecek “Blind Dates” isimli sergide gösterimde olacak. Benim için bir ilk oldu, başka bir sanatçı ile ortaklaşa bir çalışma geliştirmek, 3 seneyi geçen bir süreç oldu. Zaten küratörler de biri Türk, biri Ermeni asıllı bir ikili, Defne Ayaş ve Neery Melkonian. Sergi de Osmanlı topraklarının barındırdığı farklı kimlikleri ve kültürleri sorgulayan ortak ikili çalışmalardan oluşuyor. Bunun dışında Mart 2011’de New York’ta Armory Show’da yapacağım kişisel sergi için çalışıyorum.


    ETİKETLER:

    ekonomi

    ,

    Dünya

    ,

    Türkiye

    ,

    İstanbul

    ,

    İslam

    ,

    sanat