Anadolu pop'un iki emekçisi

Anadolu pop'un iki emekçisi
Anadolu pop'un iki emekçisi
Art arda hayata veda eden iki müzik emekçisi Ohannes Kemer'le Kerem Güney'in yolları bir zamanlar kesişmiş olmalı. İkisi de Kadıköy çocuğuydu, ikisi de Anadolu pop çevrelerinde bulunmuştu
Haber: DERYA BENGİ / Arşivi

70’li yılların kültürel zenginliğini simgeleyen iki müzik emekçisini art arda kaybettik. 73 yaşındaki Kerem Güney, Bodrum’da kalp yetmezliğinden, 62 yaşındaki Ohannes Kemer İstanbul ’da akciğer kanserinden vefat etti.
Kerem Güney’in gerçek ismi Yavuz Örten’di. İlk gençliğinde Üsküdar Musiki Cemiyeti’nde eğitim aldı, ama her şeyden önce edebiyat sevdalısıydı. ‘Ağustosta Aşk Var’ isimli şiir kitabını çıkardığı 20’li yaşlarını ‘Sartre etkisinde asi bir genç ’ olarak tanımlıyordu. 1969’da, 30 yaşında plak doldurmaya başladığında ismini değiştirip ‘Kerem Gibi’nin Kerem’ini, Yılmaz Güney’in Güney’ini ödünç aldı. İlk şarkısı ‘Nokta Noktam’la dikkat çekti. Popüler sanat müziği geleneğinin arabeskle el sıkıştığı çizgide incelikli besteler yaptı ve birbiri ardına plağa okudu. 1972’de, sözleri Hikmet Münir Ebcioğlu’na ait ‘Elveda Meyhaneci’, Zeki Müren’den Müzeyyen Senar’a, onlarca sanatçının yorumladığı bir hit oldu.
60’larda TİP saflarında benimsediği sol değerleri 1975’ten itibaren şarkılarına yansıtmaya başladı. Sabahattin Ali, Nâzım Hikmet, Enver Gökçe, Bülent Ecevit şiirlerini 45’liklerde ve teatral içerikli ‘Tapusuz Memet’ (1977), ‘Yetmez mi Gönül’ (1979) albümlerinde seslendirdi. ‘Aldırma Gönül’ bu dönemin en gözde bestesiydi.
Zülfü Livaneli ‘Aldırma Gönül’ü burjuvazinin gazino müziğiyle lümpen proletaryanın minibüs müziğinin buluşması olarak niteleyip eleştiriyordu: “Bu müzikler dünyaya boş vermeyi öğütlüyor. Oysa Sabahattin Ali’nin şiiri başka bir anlayışla bestelenseydi, ‘boşver gönül’ değil, ‘diren gönül’ anlamına gelebilirdi”. Zaman acaba Livaneli’yi mi, yoksa Güney’i mi haklı çıkardı? ‘Aldırma Gönül’ Edip Akbayram’ın rock’ında, Timur Selçuk’un piyanosunda, Selda’nın gitarında bir direniş marşına dönüşürken, Gönül Akkor’la, Kibariye’yle ve yakın zamanda ‘Parmaklıklar Ardında’ dizisiyle çok boyutlu bir kimlik kazanarak her eve girdi.
Bir+Bir dergisi için bir söyleşi yapmak üzere 2010 kışında Güney’le buluşmuştuk. 12 Eylül sonrası 1993’e kadar yaptığı son üç kasetin ardından müziği hemen hemen bırakmış gibiydi, ama keskin şiirler yazmaya devam ediyordu. Kendini hem müslüman, hem komünist olarak tarif eden, yeri geldikçe hükümete giydiren, biraz küskün, ama neşeli, hoşsohbet, kalender biriydi.
Kerem Güney, 16 Kasım’da, Ahmet Kaya ile aynı gün aramızdan ayrıldı. Kaya’yla bir ortak yanı da Attilâ İlhan’a olan tutkunluğuydu. Söz konusu söyleşide, gülümseyerek şöyle diyordu: “Ahmet Kaya’yı çok severim. Tanımıyorum kendisini, inşallah tanışacağız. Ona ilk olarak ‘Attilâ abiyi benim sevdiğim kadar seviyor musun?’ diye soracağım”. 

Anadolu pop kahramanı 
15 Kasım’da ölen Ohannes Kemer’le Kerem Güney’in yolları bir zamanlar kesişmiş olmalı. İkisi de Kadıköy çocuğuydu, ikisi de Anadolu pop çevrelerinde bulunmuştu, Kerem Güney’in Kadıköy çarşısında işlettiği Küçük Ev meyhanesine belki bir gece Ohannes Kemer de uğramış, hep bir ağızdan söylenen ‘Aldırma Gönül’e eşlik etmişti.
Milliyet’in Liselerarası Müzik Yarışması’nda 1969-72 arasında Kadıköy Ticaret Lisesi fırtınası esiyordu. Bu lise orkestrasının yarattığı yerel kahramanlardan ilki, 2010’da toprağa verdiğimiz ebedi hippi Nezih Cihanoğlu’ysa, ikincisi, aslen Yozgatlı Ermeni bir ailenin oğlu olan Ohannes Kemer’di. Arkadaşları arasındaki lâkabı kâh Doktor, kâh Mercimek’ti. Yarışmanın jüri üyesi Barış Manço, çok geçmeden Kemer’i ve aynı orkestradan Nur Moray’ı, Kurtalan Ekspres’e çağırdı.
Bir süre Dönüşüm’le ve Erol Büyükburç’la çalışan Kemer, esas maharetini Kurtalan Ekspres’te gösterdi. Gitara ve bağlamaya zaten hakimdi. Barış Manço’nun evinde duran, Cahit Berkay’a ait yaylı tamburu kurcalayıp iki haftada söktü. Bu enstrümanla Anadolu popa eşsiz bir derinlik kattı, Manço’nun ‘2023’ (1975) ve ‘Nick The Chopper’ (1976) albümlerinin mimarlığını üstlendi. Esprili ve diğerkâm kişiliğini Manço’lu komedi filmi ‘Baba Bizi Eversene’de de sergileyen Kemer, 2004’teki Roll dergisi söyleşisinde şöyle diyordu: “Bir grupta ‘golü kim atacak’ hikâyesi olmaması lazım. Mühim olan takım kazansın”.
70’lerin sonundan itibaren İngiltere’de ve Avustralya’da yaşayan, müziği iddiasızca sürdüren Ohannes Kemer, en son bu yaz, eski dostu İlhan Şeşen’in Kadıköy konserinde sahneye çıkmıştı.