@omererbil

Anadolu'yu önce Anadolu insanına sonra dünyaya anlatıyorlar

Anadolu'yu önce Anadolu insanına sonra dünyaya anlatıyorlar
Anadolu'yu önce Anadolu insanına sonra dünyaya anlatıyorlar
2007 yılında yayın hayatına başlayan ve sekiz yılda 44 sayı yayınlayan, Türkiye'nin ilk arkeoloji temalı dergisi Aktüel Arkeoloji, "Anadolu İnsanına Anadolu'yu Anlatıyoruz" diyerek yola çıkmış olsa da son dört yıldır İngilizce yayınladıkları Actual Archaeology Magazine - Anatolia ile Anadolu'yu dünyaya hem tanıtmaya hem de anlatmaya devam ediyor.
Haber: ÖMER ERBİL - omer.erbil@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - Aktüel Arkeoloji, 2007 yılında, arkeoloji eğitimlerini tamamlamış genç girişimciler tarafından kuruldu. Başlangıçta yaptıklarının sadece 100 yıllık arkeoloji geçmişi olan bir ülkede dergi çıkarmak olduğunu düşünseler de sonraki yıllarda, binlerce yıllık bir kültürel mirasın sorumluluğu ile birlikte, yapmaya çalıştıklarının bu kadar da basit olmadığını gördüler. Anadolu, insanlık tarihinin en önemli alanlarından biri olarak yıllarca ihmal edilmiş ve tanıtılmamıştı. Aktüel Arkeoloji’nin bunu aşmak için gösterdiği çaba, ortaya binlerce okuyucuya ulaşan, sekiz yıldır arkeoloji ile toplum arasında güçlü ve etkili bir bağ kurmayı başarmış ulusal ve uluslararası olmak üzere iki ayrı yayın çıkmasına neden oldu. Aktüel Arkeoloji Dergisi Yazı işleri Müdürü Murat Nağış ile konuştuk…

 

Aktüel Arkeoloji fikri nasıl başladı?

 

Aktüel Arkeoloji, sebep-sonuç ilişkisi doğrultusunda, özellikle de günümüzde arkeoloji ile ilgili olarak gelinen süreçle ortaya çıkan bir beklentiyi karşılamak amacıyla kuruldu. Dergiyi kurmayı planlarken, Türkiye ’nin son 100 yıllık bilimsel arkeoloji tarihini, ülkenin arkeolojik zenginliklerini, dünyanın arkeolojiye ve arkeoloji yayıncılığına bakışını biliyorduk. Bizdeki sorunun, sadece toplumla arkeoloji arasındaki ilişkiyi oluşturacak bir yayının eksikliği değil, bunun ötesinde bir bilinç, farkındalık ve eğitim sorunu olduğunu görmüştük.

 

Bu sorun çözülemez mi ya da nasıl çözülmeli?

 

Az önce de belirttiğimiz gibi biz bir sonuçtuk; sebep olan ise özellikle 1990 sonrası kültür mirası ve kültür turizmi kavramlarının dünyada yaygınlaşması, Türkiye’de arkeolojik zenginliğin bir korku değil de yavaş yavaş bir zenginlik olarak algılanmaya başlaması ve bunun toplumsal ve ekonomik bir girdi olarak kabul edilmesi gerçeğiydi. Dünya tarih ve arkeolojik değer anlamında bizim sahip olduğumuz şeyleri bizden daha iyi biliyordu. Fakat bizim durumumuzda, bunlara ulaşmaktan tutun da görsel malzemesine erişime kadar birçok eksiklik vardı. 1990 sonrası bunlar aşılmaya başladı. 2000'li yıllarla da Türkiye tarih ve arkeolojik değer anlayışı açısından iyice gelişmeye başladı.

 

Arkeoloji sanki belli bir zümrenin takip ettiği, elit bir takipçisi olduğu düşünülür. Bunu genele yaymak mümkün mü?

 

19. yüzyılda Avrupa’da özel seçkinler kulübü vardı, bunlar Afrika’ya Safari yapmaya gidiyormuş gibi o zaman Osmanlı coğrafyasına ve Mısır’a arkeoloji ve eser gezileri yaparlardı. Buldukları ve topladıkları eserleri Avrupa’ya taşır orada kendilerine göre bir tarih ve arkeoloji anlayışı geliştirirlerdi. İlk arkeoloji de böyle başladı denebilir. Bunun biraz daha bilimseli 1970'li yıllara kadar Türkiye’de devam etti. Arkeolojinin seçkinlerin ve zenginlerin işi ve bilimi olduğu algısı bilim dünyasında da sürdü. Bu süre içerisinde ulusal devlet kimliği ile toplumun tek tipleşmesi toplumla arkeoloji arasındaki bağın iyice açılmasına yol açtı. Toplum arkeolojik alanları “gavur” eseri olarak görüyor ve kendine ait hissetmiyordu. Bu nedenle 1950-60 sonrası Anadolu’da büyük bir arkeoloji tahribatı yaşandı. Bunun etkileri hala günümüze kadar devam etmekte... Tabii 1980 sonrası ve 90'lı yıllarla birlikte arkeoloji orta sınıfın da ilgisini çekmeye başladı ve her kesimden insan, arkeolojiye ilgi gösterdi. Dünyada "kültür mirası" kavramının yükselmesi ve sonrasında Türkiye’de yabancı turist sayısının artması ile birlikte arkeoloji artık tahrip edilmesi gereken değil de para kazanılabilecek bir değer olarak görülmeye başlanınca arkeolojik kalıntılar önemsenmeye başlandı.

 

Ülkemiz insanları arkeoloji ile barıştı mı? Ona gereken ilgiyi gösteriyor mu?

 

Tam olarak bunu söylemek zor, çünkü arkeolojiyi sadece turizm açısından değerlendiren bir anlayışa sahibiz. Arkeoloji ve turizmi birbirinden çok iyi ayırmak gerekiyor. Bir ikincisi ise Türkiye sanayileşmesini sağlayamadığı için son dönem kalkınmasını imar üzerine ve kentsel dönüşüm üzerine inşa ediyor. Bunun iki önemli sonucu ortaya çıkıyor: Birincisi tarım toprakları, ikincisi ise arkeolojik kalıntılar. Şimdilerde imar ile arkeoloji karşı karşıya kalmış durumda. Bu durumdan kısa vadede kazançlı çıkan imar dünyası olsa da, uzun vadede kaybeden hem Türkiye hem toplum hem de arkeoloji olacak.

 

Son sayılarınız hep tema üzerine kurulu, beklenen tepkiyi alıyor musunuz?

 

Evet, bir süredir her sayımızı tek bir tema üzerine belirleyip, her bir konuyu arkeoloji üzerinden yaklaşarak anlatıyoruz. Özellikle Türkiye ve dünya gündemine göndermeler yapıyoruz.  İnanç sistemleri, bayramlar, haç, kadın, hayvan, ticaret, şiddet ve savaş gibi temaların çağlar boyunca insanla olan ilişkisini, hem arkeolojik hem sosyolojik olarak irdeleyen sayılar çıkarıyoruz. Arkeolojinin içerisine  daha fazla  sosyal bilim katıyoruz. Toplumu ciddi anlamda şaşırtıyor bu sayılar. Bu sayıları okuyan okurlarımız, önyargılarını ve kalıplaşmış inançlarını sorgulayabiliyorlar. Bazen binlerce yıl hiçbir şey değişmeden devam ediyor, biz de değişen ya da değişmeyen şeyleri anlatıyoruz.

 

İngilizce yayınınız da var sanırım…

 

İngilizce olarak dünyaya ulaştırdığımız dergimiz Actual Archaeology Magazine  - Anatolia, son dört yılda Avrupa’nın  en iyi  arkeoloji dergilerinden biri  olarak büyük değer gördü. Yaptığımız iş kolay kolay kimsenin göze alamadığı bir iş. Türkiye’de İngilizce bir dergi hazırlayıp dünyaya dağıtıyoruz. Dergimiz, tüm Avrupa, ABD ve Japonya’da oldukça iyi bir  okunma oranına ulaştı. Yurtdışında azımsanamayacak sayıda bir kitleye hitap ediyor. Aynı zamanda Türkiye’nin tanıtımına ve kültür turizmine  büyük bir katkı sağlıyor.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan destek alıyor musunuz?

 

Birkaç yıl önce önemli bir destek görüyorduk, ama maalesef son dönemde özellikle Tanıtma Genel Müdürlüğü tüm başvurularımıza olumsuz yaklaştı. İngilizce dergimizin temelde yayınlanma amacı Türkiye’nin arkeolojik ve kültürel miras değerlerini dünyaya anlatmak. Bu nedenle en başta bizi desteklemesi gereken bir kurum olması beklenirken maalesef bizden oldukça uzakta görünüyorlar.

 

Bildiğim kadarıyla eski eserlerin korunması yönünde kampanyalar düzenliyorsunuz…

 

Evet, Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak birçok sosyal sorumluk çalışması, yarışmalar, etkinlikler ve projeler yapıyoruz. Yurtdışına kaçırılan eserlerin Türkiye’ye geri getirilmesi için uluslararası kampanyalar düzenleyerek bu eserlerin ülkemize geri dönmesi için katkı sağlıyoruz. Şimdilerde Zeugma’dan kaçırılan ve Bowling Green State Üniversitesinde sergilenen eserlerin geri verilmesi için bir kampanya yürütüyoruz. Arkeoloji temalı fotoğraf yarışması ve karikatür  yarışması ile arkeolojik alanların fotoğraflanmasını sağlıyoruz  ve büyük bir  görsel arşiv oluşturuyoruz. Benzeri birçok proje ile  Anadolu’yu korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak için sosyal sorumluluk çalışmaları yapıyoruz.