Ankara'da çalışmak tadından yenmiyor

Ankara'da çalışmak tadından yenmiyor
Ankara'da çalışmak tadından yenmiyor
Behzat Ç.'nin asistanı Harun'u canlandıran Fatih Artman kendisine gönderilen meyve tabaklarından memnun, "Ankara'da şöhret olmak daha steril" diyor
Haber: AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi

Behzat Ç. tabir caizse ‘sessiz ve derinden’ ilerliyor. Mevzuya Emrah Serbes’in ‘Her Temas İz Bırakır’ ve ‘Son Hafriyat’ kitaplarıyla aşina olanlar için, dizinin müptelalık yaratması beklenen sondu. Bisküvi yemeden sorguya girmeyen, platonik âşık, babasına sık sık kızan, amiri Behzat Ç.’ye laf kondurmayan karakteri Harun’u canlandıran Fatih Artman henüz Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda öğrenci. İlgiden memnun da, Topkek yemekten bıkmış usanmış... 

Emrah Serbes’i daha önce okumuş muydunuz, diziyle mi tanıştınız?
Daha önce okumamıştım. Diziyle tanıdım. 

Öğrenciyken, Harun karakterini canlandırmanız istenince ne hissettiniz?
Çok mutlu oldum. Harun’da dizideki bütün karakterlerden farklı olarak her şey var, zaman zaman saflık, zaman zaman sinirlilik, mutluluk. Ben de Harun’un her şeyini en iyi şekilde göstermeye çalışıyorum. Öğrenciyim hâlâ. Ama iyi tepkiler alıyorum. Aslında bazen kötü tepki almak ve kendimi sorgulamak da istiyorum ama izleyenler çok eğlendiğini söylüyor. Dizide okuldan bazı arkadaşlarımla karşılıklı çalıştık, bu da çok keyifli oldu. 

Ankara alışılmış bir dizi mekânı değil. Nasıl burada dizi çekmek?
Ankara’da çekim yapmak benim için tadından yenmeyecek bir şey oldu. Üstelik ben dizinin çekimlerinin yapıldığı Gazi Mahallesi’nde doğdum büyüdüm. Hiç bozulmamış bir semttir orası. Birçok anımın olduğu bir yerde çekim yapmak çok güzeldi. Geçenlerde konuşurken, Ege Aydan “Bir daha böyle bir fırsat yakalayamayabilirsin” dedi. O yüzden benim için çok duygusal oluyor o sahneler. Ankaralı olup da burada çalışınca daha güçlü hissediyorum kendimi. 

Dizide Gençlerbirliği-Ankaragücü çekişmesi var. Sizin Ankara takımlarıyla gönül bağınız var mı?
Ankara’da iki kere maça gittim. Benim için Ankaragücü ve Gençlerbirliği gibi bir ikilem olmadı. Diziyle ben de onlardan biri gibi oldum. Behzat Ç., Gençlerbirliği taraftarı, ben Ankaragücü. Geçenlerde stadyumda çekim oldu, sahnem olmadığı halde katıldım. Gençlerbirliği’nden biri geldi heyecanla, çekindim kızacak diye, “Sen miydin o Ankaragüçlü?” dedi, öptü. 

Harun’un dizideki platonik aşkı Eda, rakibi de Selim. Bu duruma bozulup size şikâyet edenler olmuyor mu?
Harun kaba bir tip her şekilde. Kibar olmaya çalışırken de başaramıyor. O yüzden Eda’yı fazla etkilemesi mümkün değil. Eda’yla ilişkisi çok başka. Behzat Ç.’yle kurduğu ilişki gibi değil. Çok duygusal ama beceriksiz. İnsanlar Selim’e çok kızıyor. Yolda “Üzülme” diyenler oluyor. Geçenlerde telefon edip biri “Nerede o Selim, biz arkadaşlarla içiyoruz, adresini ver, onu döveceğiz” dedi. Adamları dizi olduğuna zor ikna ettim. “Tatlı tatlı anlaşıyoruz normal hayatta” dedim. 

Ankara küçük bir kent. Burada şöhret olmak nasıl bir his?
Çoğu insan tanıyor. İstanbul ’u bilmiyorum ama benim anladığım kadarıyla Ankara’da şöhret olmak daha steril bir şey. İstanbul’daki ünlü arkadaşlarımla konuşunca onların bu durumu daha farklı yaşadığını anlıyorum. Ankara’da insanlar yalnızca bakıp gülümseyip bir şeyler söylüyorlar. Bu sene mezun olduktan sonra İstanbul’a yerleşmeyi düşünüyorum. Tiyatro her şeyden önemli benim için, tiyatro yapmak istiyorum. Daha sonrasında da televizyon dizileri, sinema belki. Çünkü bu başka bir tatmin duygusu yaşatıyor insana. Dizi başladığında bir Ankara-İstanbul kıyaslaması oldu. Buraya İstanbul’dan gelenler biraz sıkılır. Ankara muazzam bir kent bence ama onu görmek için Ankara’da olmak, Ankaralı olmak lazım. 

‘Behzat Ç.’de kimi zaman şiddet oranı artıyor. Polisin orantısız şiddet kullanması tartışmalarından sonra tepki aldınız mı?
Eleştiri geliyor zaman zaman. Kurunun yanında yaş da yanıyor. Behzat Ç. daha şiddete dayalı şeyler yapıyor. Harun onun şık bir modeli. Bir keresinde bir taksici Harun için “Psikopat” dedi. Biraz şaşırdım, azıcık bozuldum. Ne olursa olsun psikopat değil bence. Polis olmaktan çok memnun, biraz hava atmak için de böyle yapıyor. Çok küfredip, çok dövdüğümüz sahneler oldu ama biz kimseye “Polisler böyledir” demiyoruz. Son dönemde şiddete karşı hassasiyetimiz biraz arttı. Ailenin izlediği bir dizide bazı şeyleri biraz kısmak, ödün vermek gerekti. Gelip “Polisle aramız iyi değil” diyenler oldu. Ama benim karşılaştığım polisler diziyi çok seviyor. İlginç bir şekilde itiraz gelmedi. Belki vardır, ben tanık olmadım.

Yemekten gına geldi
Harun sürekli bir şey yiyor...
Yalnızca bisküviden değil bir sürü şeyi sürekli yemekten bıkkınlık geldi. Bir bölümde yedi kez Topkek yemek zorunda kaldım. Bazen bir şeyi yirmi kez yiyorum. Yolda dürümle fotoğraf çektirmek isteyenler, meyve tabağı gönderenler oldu. Bu ilgi benim de hoşuma gidiyor aslında.