Anlat Uğurcum

Uğur Yıldırım, Maraton programının -Şansal Büyüka ve Erman Toroğlu'dan sonra- üçüncü adamı.
Haber: MELİS DANİŞMEND / Arşivi

Uğur Yıldırım, Maraton programının -Şansal Büyüka ve Erman Toroğlu'dan sonra- üçüncü adamı. "Kim?" diyenlere kısaca "Oynatalım Uğurcum," diyelim. Reji odasında Büyüka ve Toroğlu'nun "Oynatalım Uğurcum,"la bezedikleri direktifleri doğrultusunda maç pozisyonlarını ekrana getirten (çünkü bu işi aslında başkası yapıyor) Yıldırım, programın yönetmeni. Burada bir ara verip hemen röportaj girişlerinde sıkça baş vurulan bir kaynağa, internetin faydalı sözlüğü Ek$i Sözlük'e bakalım. "Oynat Uğurcum," için neler yazıyor?
"Erman Hoca'nın pozisyonları tekrar göstermesi için ilgili kişiye söylediği cümle."
Fakat bir tanesi var ki Uğur Yıldırım'ın Türk halkının gözündeki yerini açıkça ortaya koyuyor:
"O rejideki Uğur denen şahsın bir program sırasında dellenip katana ile stüdyoyu basmasına yol açacak cümledir bu. İki gün üst üste Maraton ve Lig TV'deki programlarda program adamcıkları tarafından bu adama yapılan eziyet resmen insan hakları örgütüne şikayet edilmesi gereken bir işkence adeta."
Neyse o bu durumdan hiç şikayetçi değil. Büyüka ve Toroğlu'yla abi-kardeş ilişkileri olduğunu söyleyip sakin sakin, tatlı tatlı anlatıyor.
96'dan beri 'oynatıyorsunuz' değil mi?
Evet. atv'de Kale Arkası diye bir program yapıyorduk. Bir bölümünde de Hıncal Uluç'la Erman Toroğlu haftanın yorumunu yapıyorlardı. Sonraları programın o bölümü çok tutmaya başladı. Erman Hoca birkaç maçta "Uğurcum oynat bakalım," dedi. "Uğurcum, ileri, geri," derken o unvan bana yapıştı.
Erman Toroğlu sayesinde meşhur oldunuz yani...
Tabii. Yoksa ekranın arkasında olan bir insanın bu kadar tanınması pek görülmüş bir şey değil. Eğlence programlarına varıncaya kadar konu oldu. Hatta kahvede okey oynayanlar bile "Oynatsana Uğurcum," demeye başlamışlar. Öyle bir marka oldu. Ben bundan her zaman keyif aldım. 25-26 yıldır kamera arkasındayım, hiç önüne çıkmaya heves etmedim.
Erman Toroğlu ve Şansal Büyüka'nın bazen baş öğretmen gibi davranması sizin reji odasındaki teknisyenlerden biri olduğunuzu düşündürtüyor çoğu insana. Halbuki yönetmensiniz. Bu durumdan rahatsız olmuyor musunuz?
Bizim burada mesai arkadaşlığımız, onun ötesinde de iyi bir dostluğumuz var. Abi-kardeş gibiyiz. Ben bu konuda çok eleştiri aldım. Aslına bakarsanız bir amir-memur ilişkisi varsa Şansal Abi bizim amirimiz.
Program yönetmeni amir olmaz mı?
Servis olarak söylüyorum. Yoksa tabii ki yönetmen her şeyin başıdır. Dikkat ederseniz Şansal Abi bana bir şey sormadan da yapmıyor. Mesela bir -iki programda "İçeriden Uğur yönetir," diye bir takım şekerler de attı.
"Koskoca yönetmenim, bir 'bey' diyemediler," demiyorsunuz yani...
Hiç öyle komplekslerim olmadı. Ama bazen seyircinin bundan rahatsız olduğunu hissediyorum. Beni ezilen bir insan gibi görüp ekranlarda bu tür emirler yağdırılmaması konusunda hem fikir oluyorlar. Belki de bu nedenle beni daha sempatik hale getiriyorlar. Ama "Sen kimsin, bana oradan bağıracaksın," demedim hiç.
Şu ileri, geri meselesi de meşhur.
VTR'yi kullanan arkadaşın önünde daha önceden tespit edilmiş listeler var. Mesela Fenerbahçe maçındaki üç-dört pozisyon birbirine eklenmiş şekilde geliyor. Biz 24 saniyelik pozisyonu üç dakika tartışıyoruz. İleri alıyoruz, geri alıyoruz. 'Jog' dediğimiz bir tuş var. Ona bastığınız zaman resim duruyor. Ama bunu yapan aslında başka bir arkadaş.
Neden "Uğurcum oynat," diyorlar o zaman?
Ben ekibin başında olduğum için. Yukarıdaki toplantılarda Şansal Abi'nin veya Erman Hoca'nın birebir muhatap olduğu insan benim. "Uğurcum VTR'ci arkadaşa söyle, oynatsın," dese çok uzayacak. Biz de VTR'ci arkadaşla öyle bir hale geldik ki, vücut dilimizle konuşuyoruz. Zaten VTR'ci kardeşim kalkıp da "Ben oynatıyorum, niye Uğurcum diyor," demedi.
Peki reji odasında saçınızı başınızı yolacak hale geliyor musunuz?
Şansal Abi'yle Erman Abi'nin anlaşması gerektiğini defalarca konuştuk. Bir pozisyonu tartışacak mıyız? Şansal Abi diyor ki "Steviç'in pozisyonunu getirebilir miyiz ekrana?" Erman Abi de "Ya onda bir şey yok, sen Ortega'nın pozisyonunu getir," diyor. Açmazda kalıyorsunuz. Ya da "Buna bir plot'tan bakalım," diyor Erman Hoca. Şansal Abi "Kale arkasından daha iyi gözüküyor," diyor. Ama ben elimden geldiğince ikisini de memnun etmeye çalışıyorum. Çünkü gerçekten çok önemli işlevleri var.
Hiç kendinizi tanıtırken 'Oynatalım Uğurcum,' kalıbını kullanmak zorunda kaldınız mı?
Bir yere gidiyoruz mesela. "Uğur," diyorum, el sıkışıyoruz, insanlar
"Merhaba," diyor. "Yönetmenim," diyorum falan. Öztürk Abi (Tekin) yanımda mesela, "Ya Uğur hangi Uğur biliyor musunuz?" deyince "Ooo," deyip çekip öpüyorlar. Yani benim iki tane antenim olsa yadırgamayacaklar. Bu işi yapan adamın olsa olsa anteni olur diye düşünecekler. Bazen çoğu yerde "Sen miydin?" diyorlar. Kerli ferli bir adam bekliyorlar.
Maçlara çok sık gidiyor musunuz? Beşiktaşlısınız değil mi?
Övünmek gibi olmasın, Beşiktaşlıyım. Fırsat buldukça gidiyorum.
Beraber maçlara gidiyor musunuz?
Şansal Büyüka işleri yüzünden pek maça gitmez. Ama Erman Hoca'yla her deplasmanda beraberiz.
O Ankaragücü'nü tutuyor değil mi?
Tuttuğunu iddia ediyor.
Neden?
Pozisyon icabı üç büyüklere eşit mesafede olduğunu deklare ediyor. Ama rakı masalarında "Ya hocam söyle," diyoruz. Yemin billah ediyor.
Bankacılık mezunu
1957 Ankara doğumlu Yıldırım, Ankara İktisadi İlimler Akademisi Bankacılık ve Sigortacılık Yüksek Okulu'ndan mezun. Son Havadis, Hürriyet, Milliyet, Günaydın Ankara bürolarında foto muhabir olarak çalıştı. 1980'de TRT haber merkezinde kamera asistanı olarak göreve başladı ve baş kameramanlığa kadar yükseldi. '91'de Star'ın kamera servisi şefi ve haber masası yönetmeni olarak çalıştı. Savaş kameramanlığı da yaptı. atv kurulunca oraya geçip spor programları ve maçlarda naklen yayın yönetmenliği yaptı. Show TV'de yayınlanan Maraton'da ve Lig TV'de yönetmenlik yapıyor.