Anne her fotoğrafımı Facebook'a koyup 'tag'leme lütfen!

Anne her fotoğrafımı Facebook'a koyup 'tag'leme lütfen!
Anne her fotoğrafımı Facebook'a koyup 'tag'leme lütfen!
Bir gün anne-babanıza başlıktaki gibi bir uyarı yapmak zorunda kalacağınız aklınıza gelir miydi? Devir 'sosyal medya' devri, anne-babalar, anneanne-dedeler de geri kalmıyor haliyle. Sekiz kişiye "Ebeveyninizin sosyal medyayla ilişkisi nasıl?" diye sorduk. Ortaya eğlenceli öyküler döküldü...

‘Kızım, Ahmet, Seda ve Barış’la bilmemnebarda’
Ecem Türker, 32, fotoğrafçı


Anneme fotoğraf göndermeye korkuyorum çünkü gönderdiğim fotoğraftaki arkadaşlarımı anında tag’leyerek Facebook’a koyuyor. “Kızım, Ahmet, Burçin, Seda ve Barış’la bilmemnebarda” yazıyor altına da. Utanmıyorum ama bana çok gereksiz geliyor bu. İnsanlara da ayıp oluyor. Özellikle erkek arkadaşlarıma... Kiminle birlikteysem ya fotoğraf isteyip tag’leyerek erkek arkadaşımı kendi arkadaşlarıyla tanıştırıyor ya da onun her gönderisini beğenerek harika bir kaynana olacağının sinyallerini veriyor. Artık ona fotoğraf göndereceğim zaman Facebook’a koymayacağının garantisini almadan yollamıyorum.

Annemizin durduğu yer aşırı sosyal medya!
Ebru Key Akıncı, 39,
Excel PR, direktör


Anneyle internette durmak zor. Sosyal medya ise kara kuşak! Çünkü annemiz her yerde, Instagram dahil! ‘Anne niye sosyal medyasın?’ sorusuna “Ya seviyorum karışmayın bana” diyor. Twitter’da bazılarını tanıdığına pişman olduğunu, bazılarını ise daha yakından tanımak istediğini söylüyor. Kastettiği kim bilmiyoruz, sormuyoruz da. Çünkü en son Twitter’da sadece koyun resimleri paylaşan ve ona göre dünyaca ünlü (sadece 26 bin takipçisi olan) bir adamı arıyordu. Koyuncu adamı daha iyi tanımak istiyormuş, kısmetse Avustralya’ya gidecek. Tabii, “Anne masaüstünü toparlaman lazım” dediğimizde salondaki yemek masasını toplayan, gazeteleri bir kenara, yakın gözlüğünü eline alan bir insanın vardığı nokta göz yaşartıcı: Artık annemiz link paylaşabiliyor. Geceleri hesabından atılan “Profilimde gezenleri şu programla yakaladım, siz de tıklayın” virüsünden nasıl olduysa kurtuldu. Skype’ı hâlâ “Aman ben beceremiyorum” diye reddetse de görüntü geldiğinde “Sen de bizi görüyor musun, ya maşallah” diye tepki veriyor. Herhangi başarılı bir Skype bağlantısında “Gel gel, ortancalarıma bak” kısmı tabii ki yaşanıyor. Whatsapp’ı çılgınca kullanıyor, çiçekler, kalpler ve dua eden iki elin birbirine çarptığı ikonlar içinde “Dokuz kişiye gönder duaların kabul olsun” mantralarını paylaşıyor. Bazen de yukarıda ‘typing typing typing’ yazıyor ve annemden sadece ‘ok’ geliyor. O arada neler olduğunu bilmiyoruz. Annemizin durduğu yer sosyal medya filan değil, ‘aşırı sosyal’ medya. Neyse ki hâlâ bazı arkadaşlarımızın annesi gibi günde 28 defa çocuğuna dil çıkartıp göz kırpmıyor!

Yengemi Facebook’ta eklemedim...
Nil Atay, 32, veteriner


Annemle babamın teknolojiye yüz vermemesi hep yararıma oldu zira arkadaşlarımın çoğu zaman yakındıkları şey sıkıcı bir aile fotoğrafında habersizce etiketlenmiş olmak ya da kontrol edilemeyen fotoğraf yorumları olurdu. Kuzenimin evlenip Amerika’ya taşınmasıyla; ununu elemiş, eleğini asmış amcam ile yengem anne-babamın bu eksikliğini tüm aileye yetecek kadar tamamladılar. Artık Skype kurulmuş akşamları yüz yüze görüşmeler başlamıştı. Süreç hızla ilerledi, akıllı telefonlardan görüntülü aramalara dönüştü. Aile toplantılarında durup dururken “Hadi bunu çekip yollayalım”lar ise bonustu. En son hatırladığım ise yengemin Facebook hesabı açması. Tam “Eklesem mi” diye düşünürken, kuzenimin duvarına “Kızım çocukların fotoğraflarını koyma buraya, nazar değer” yazdığını gördüm ve elimi ‘arkadaş olarak ekle’ butonundan hızla çektim!

Bizimkiler için internet eşittir Facebook
Serkan Ocak, 31, gazeteci


Annemden geçen hafta bir telefon aldım, torun krizi tutmuş. ‘Görüntülü’ konuşmalar yapabildiği cep telefonuyla arayarak “Oğlum, Mira’nın (kızım) fotoğrafını internete yüklesene” dedi annem. “Mesaj mı atayım?”, “Mail’le mi göndereyim?” derken, annemin ‘Facebook’ demek istediğini geç de olsa anladım. Facebook kullanmıyorum. Ancak annemin Facebook’u bu kadar içselleştirdiğini, tüm dijital dünyasının Facebook’tan ibaret olduğunu fark etmek biraz şaşırttı. Anne-babamın internetle tanışması bel-boyun fıtığı araştırmalarıyla başladı. Dijital dünyalarının büyük kısmını Facebook’un kaplaması uzun sürmedi. Bunun bir yandan emekli babamın ve ev hanımı annemin boş vakitlerini değerlendirmeleri ve torun hasreti gidermeleri açısından iyi olduğu da bir gerçek. Şu sıra ‘selfieyi’ de keşfetmişler. İlk denemelerini de yaptılar. Buyurun...

Anneannemin yaşla mücadelesi: Bilgisayar oyunu
Öncü Ünal, 23, öğrenci


17 Ağustos depreminde teyzem ve iki kuzenimi kaybedince anneannem büyük bir depresyona girdi. Bir gün onların eskiden oynadığı atariyle oynamaya başladı, acısını unutmak için. Bu terapi haline geldi, günde 8-9 saat oynamaya başladı. Bazı oyunları 4-5 saat boyunca aynı bölümde hiç hak kaybetmeden oyanayabiliyordu. Teknoloji geliştikçe de geride kalmadı, bizim bilgisayarı aldı. İlk bilgisayar oyunu Diablo 1 oldu, karakterlerin ismini de benim adım, Öncü koyardı. Öğrenince oyun birincisi olmaya başladı ve Silkroad gibi online oyunlara geçti, annem ve babam ile de oynarlardı. Sonra yeni bilgisayar aldı ve oyun üstüne oyun bitirdi. ‘Çılgın anneanne’ kıvamına gelmişti. Bugün hâlâ yeni çıkan oyunları alıp birkaç ayda bitiriyor.

Annemin akıllı telefonu yok, kendisi akıllı!
Bağış Erten, 41, gazeteci


Benim durumum farklı. Annem ne Facebook biliyor ne Skype. Akıllı telefonu da yok. Ama kendisi akıllı. Bunda bir sorun yok ama aklından çok daha üstün bir evhamı var. O yüzden sağ salim olduğumu öğrenmek için her yolu deniyor. Misal, mobil operatörlerin ‘kim aramış’ servisini en iyi kullanan o. ‘Aradığınız kişi şu anda ulaşılabilir durumda’ uyarısı hiç sektirmiyor. Uçaktan iniyorsun, telefonu açıyorsun. ‘Kim aramış’tan daha önce annen arıyor. Kardeşinin uçağı havada. Annemden telefon: “Bak bakalım şu şey’den (flight radar) havada nerede şu an.” Torunu telefonlara cevap vermiyor. Facebook’ta durumu nedir, bunalımda mı diye merak edebiliyor. Benden daha çok ‘cepbank’la para gönderiyor (Tabii ki aracı kurum benim). GPS sistemini keşfedememiş olması tüm ailenin ortak sevinci! Bir ara Twitter’a da heveslenmişti. Neyse ki kısa sürdü. Birine Twitter’da ne döndüğünü sürekli açıklamak zorunda kaldığınızı bir düşünün! Selfie’yi keşfetse gittiğim her yeri görebilmek için zorla çektirir. Şimdilerde 70’ine yaklaşıyor. Call-center’ı (ben oluyorum) arayıp Digiturk Plus’la dizilerini kaydetmeyi sevdi. Belki biraz oyalanır.

Babamla Messenger’dan sohbet ederiz
Sinem Dönmez, 29, gazeteci


Dijital fotoğraf makinelerinin hayatımıza girmesiyle aynı anda analogdan dijitale geçen babam, briç oynamak için de internete ihtiyaç duyunca işler sarpa sardı. Babam gerçek bir teknoloji insanı. Gtalk, Facebook, şimdi de Twitter kullanıyor. “Instagram açsana” dedim, “Ben öyle telefondan fotoğraf çekmem” dedi. Yoksa orada da fenomen olurdu. Babamla -aynı evde yaşadığımız halde- normalde çok konuşmayız ama Facebook Messenger’dan epey sohbet etmişliğimiz var. Bu durum, abim ve ailesi Amerika’ya taşındığında iyice şahaneleşti. Macbook’umu kullanmaya alışması yetmedi, bir de Skype indirdi, her akşam abimleri arıyor. Okuldan gelir gelmez bilgisayarı açardık da annelerimiz “Yüzünü gören yok” diye söylenirdi ya, babam da neredeyse öyle. Akşamları gelir, yemekten sonra bilgisayarı açar, briç saati başlar. Üstelik bu duruma söylenmek görevi bana ait. Şahane bir şey.

Sahte isimle Twitter’a giren annem!
Burak Kuru, 29, gazeteci


Geçen yıl bir gün Twitter’ın karanlık dehlizlerinde dolanırken, aynı kişiden bana gelen “Yazılarınızı beğenerek okuyorum. Daha sık yazmayı düşünmüyor musunuz? Çünkü yazılarınız çok güzel” tweet’leri gözüme çarpmıştı. Hem iltifatın bu 90’lardan kalma halini kullanan kişiyi merak etmiştim hem de o dönem Radikal’de çalışmam nedeniyle ‘Bunu neden yayın yönetmenimiz Eyüp Can’a yazıp kampanya başlatmıyor da bana yazıyor’ diye kızmıştım. Sonra o kişinin takip ettiklerine, onu takip edenlere baktım ve beklemeye koyuldum. İki gün sonra “Oğlum ne kadar kabasın. Twitter’da sana mesaj atanlara neden cevap vermiyorsun” deyince taşlar yerine oturdu: Şüphelerimde haklıydım, annem sahte isimle hesap açıp Twitter’a dahil olmuş, yılların ‘stalker’ını, yani beni, iki-üç mesajla ayartabileceğini düşünmüştü. Zamane ebeveynleri!
Bu kadın aynı zamanda, “Bana internetten dizi izlemeyi öğretsene” diyerek eski bölümleri takibe başladı, akabinde “Kelime oyunu oynayacağım” diyerek iPad’ime el koydu. Annem meğersem, alttan alta sosyal medya işlerine girmiş; ailede kim var kim yok sosyal medyadan onları takibe başlamış. “Oğlum tehlikeli yazıyorsun, başına bir şey gelecek diye korkuyorum” sözleriyle tacizlerde bile bulunmuş. Neyse ki deşifre olunca Twitter’ı amacına uygun kullanmak geldi aklına: Dizi izlerken onunla ilgili tweet atmak ve yazılanları okumak! Gazete yazarlarına mail atmak ve mail trafiğini kontrol etmek için bilgisayar kullanan babamı ise Facebook’ta görmem uzun sürmedi. Beni arkadaş olarak ekleme talebini ise “Baba buralar tehlikeli, görmeyeyim seni bir daha buralarda” diye yanıtlayıp kibarca reddedecektim…