Annesi hep 'Dik dur' dedi ama öğretmedi

Kişisel gelişim konusuna meraklı olanlara bir alternatif daha: Feldenkrais metodu.
Haber: MELİS DABAĞOĞLU / Arşivi

İSTANBUL - Kişisel gelişim konusuna meraklı olanlara bir alternatif daha: Feldenkrais metodu. Rusya doğumlu Moshe Feldenkrais'in futbol oynarken dizini sakatlayıp iyileşmek için kendi bedeni üzerinde çalışmalar yaparak geliştirdiği metot özellikle sırt, kas, eklem, boyun, bel ağrıları çekenlerin derdine deva olabiliyor.
Bedenin doğru kullanımı temeline dayanan Feldenkrais atletlerin, müzisyenlerin, dansçıların, vücutlarının ince ayarını keşfetmelerinde bile destek olabiliyor. İstanbul'daki Bir Kültür ve Sanat Merkezi'nde de Lizet Bicirano tarafından uygulanan metot, her yaştaki insanın hareketleri esnasında zihniyle bedeni arasındaki ilişkiyi fark ederek bedenine uygun doğru hareketleri keşfetmesini ve bu sayede kendini iyi hissetmesini sağlıyor. Herhangi bir harekette kişi omurgasını tam ve doğru kullanmadığında bedenin ilgili bölümlerinde rahatsızlık çıkıyor.
Bicirano, metodun yaratıcısı olan Feldenkrais'in kendisiyle ilgili söylediği şu cümlesine dikkat çekiyor: "Annem bana hep dik durmamı söyledi ama nasıl dik duracağımı öğretmedi!"
Feldenkrais, 'bedeni sağlam kullanma farkındalığını kazandıran' bir metot. Zihin, beden ve hareket kelimeleri akla hemen yogayı getiriyor
ama Lizet Bicirano, Feldenkrais'in yogadan farklı olduğunu söylüyor:
Metodun yogadan farkı
"Feldenkrais'te, ben hareketi anlatıyorum ve kişi o hareketi yaparken aynı zamanda odaklanması gereken yeri söylüyorum. Dolayısıyla hareketi yaparken aklıyla onu takip ediyor. Yere uzanın diyorum ve sırtınızın yerle olan ilişkisini keşfetmenizi istiyorum. Yogada böyle bir hedef verilmiyor."
Zihin ve mekân ilişkisine gelince... Daima bir mekânda hareket eden varlıklarız, bu nedenle bedenin mekânı kullanırken kendini nasıl organize ettiği önemli. Bicirano, "Zihin ve mekân ilişkisi kurulunca uyumlar ve uyumsuzluklar tespit ediliyor, böylece uyumsuzlukları giderme şansını yakalıyoruz" diyor ve ekliyor: "Ben baştan topuğa sırtınızın yerle olan
temasını hissedin dediğim zaman, herkesin başının ya da topuğunun yerle olan temasını hissetmesi farklı oluyor. Dolayısıyla herkes kendisinden yola çıkarak kendi bedeniyle tanışıyor."
Bicirano, gündelik yaşamda genellikle aklın bedenden daha fazla çalıştığını ve sürekli bedenin önüne geçtiğini, bu metodun da bedenin kendini akıllıca organize etmesine yardımcı olduğunu belirtiyor.
ABD'de dört yıl Feldenkrais eğitimi alan Bicirano, derslerde önce oturup kalkma gibi temel hareketlerin doğru yapılışı ve nerede yanlış yapıldığı gösteriliyor. "24 oynak omurumuz var ve biz günlük hayatta bunun çok azını kullanıyoruz. Bütün yük birkaç omura biniyor. Derslerde, dayanak noktalarınızı kullanın diyorum. Yerde hareket ederken yerin kuvvetinden faydalanmanız lazım. Oysa biz genellikle ağırlık merkezine direnç göstererek hareket ediyoruz" diyen Bicirano, metodu Feldenkrais'in şu sözleriyle özetliyor:
"Hareket yaşamdır. Yaşam ise süreç. Sürecin kalitesini geliştirin, yaşamın kalitesi kendiliğinden gelişecektir."



Feldenkrais nasıl doğdu?
Rusya'da doğan Moshe Feldenkrais (1904-1984), gençlik yıllarında Filistin'e göç etmiş. Burada futbol oynamış, silahsız bir kendini savunma yöntemi olan Jiu-Jitsu yapmış. 1928'de Paris'e giderek makine mühendisliği ve elektroteknik okumuş, fizik alanında doktora yaparak Frederic -Joilot Curie ile birlikte çalışmalar yapmış.
1940'ta Nazilerden kaçarak İskoçya'ya gitmiş. Burada futbol oynarken dizini sakatlayınca kendi bedeni üzerinde çalışmalar yaparak kendi yöntemini geliştirmeye başlamış. 1951'de İsrail'e dönüp orduda elektronik bölümünün başına geçmiş, ancak sonra istifa edip gelişim, öğrenme ve hareket arasındaki ilişkilere yoğunlaşmış. ABD'de dersler verip, birçok öğretmen yetiştirmiş.