Anneyi tanıma vakti geldi!

Anneyi tanıma vakti geldi!
Anneyi tanıma vakti geldi!
Ekranların en uzun soluklu aşk hikâyesi 'How I Met Your Mother'ın final sezonu bugün ABD'de başlıyor. Dokuz yıldır, merakla beklediğimiz anne ile artık tanışıyoruz.
Haber: Alpbuğra Bahadır Gültekin - bahadir.gultekin@radikal.com.tr / Arşivi

“Çocuklar, size inanılmaz bir hikâye anlatacağım: Annenizle nasıl tanıştığımın hikâyesi…” Dokuz sene önce bu replikle başlayan, televizyon dünyasının en uzun soluklu aşk öyküsü ‘How I Met Your Mother’da (HIMYM) son dönemece girdik. Diziye adını veren bu büyük ‘muamma’, bugün yayımlanacak final sezonunun ilk bölümüyle birlikte aydınlığa kavuşuyor.

187 bölüm boyunca dizideki her kadına ‘anne’ gözüyle bakıyorduk ki, geçtiğimiz sezonun finalinde kendisinin gül cemalini görme şerefine nail olduk. Şimdi ise onu tanıma, bir kaynana edasıyla süzme fırsatı elimizde. Ama önce ‘HIMYM’yi es geçenlere kısa bir giriş yapalım.

Tersten başladı bu hikâye

‘HIMYM’, Hollywood menşeli romantik komedi profilinden biraz farklı. Hani güzel kadınla karizmatik bir adamın yolu, çetrefilli ama kör kör parmağım gözüne engelleri birer birer aşarak kesişir ya, ‘HIMYM’ ondan farklı olarak izleyiciyi daha ilk dakikada ters köşeye yatıracak bir kurguya sahip. Burada sonu, hayallerdeki mutlu aile tablosu olan bir aşk hikâyesinin nasıl başladığına şahit oluyoruz.

Günlerden bir gün iki çocuğunu karşısına alan bir baba, onlara ‘anneleriyle nasıl tanıştığının hikâyesini’ anlatıyor ve biz, bir anda 20 yıl önceye dönüyoruz. 30 yaşlarına merdiven dayamış, okulunu bitirdikten sonra işini, düzenini kuran ama tüm bunların arasında hep hayalini kurduğu ‘gerçek aşk’a kavuşamamanın eksikliğini hisseden o adamın, Ted Mosby’nin (Josh Radnor) yaşantısına…

Ne var ki hikâyemiz, ‘one night stand’ ilişkilerin tekdüzeliğinden sıkılan ve kendi ‘tek’ini aramaya koyulan Ted’in ‘Ben evlenmek istiyorum’ çabalarından ibaret değil. Üniversite çağlarından beri onun yanında olan Marshall (Jason Segel) ve Lily (Alyson Hannigan) çiftini, her gece başka bir kadının koynuna türlü türlü kurnazlıklarla girmeyi başaran Barney’yi (Neil Patrick Harris) ve yola sonradan dahil olmasına rağmen ekibi kusursuz bir biçimde tamamlayan Robin’i (Cobie Smulders) ihmal etmek namümkün.

Çünkü bu, birinin değil, herkesin hikâyesi. Ve bu serüvende hiç kimse ‘bifteğin yanında garnitür’ değil.

Bu ne sevgi ah!

‘HIMYM’ de tıpkı ‘Friends’ gibi insan ilişkilerine dair muazzam metaforlarla dolu tespitlere sahip. Ama önümüzde güzide bir ‘Friends’ örneği varken ve onun kalktığı koltuk hâlâ sıcaklığını korurken, ‘HIMYM’ neden bu kadar çok seviliyor olabilir?

Bunun altında izleyicinin dizide kendiyle özdeşleşen bir karakter bulmasından çok, her karakterle kendini özdeşleştirmesi yatıyor. Çünkü yeri geldiğinde Ted gibi duygusal, Robin gibi özgür, Lily gibi kontrol sahibi, Marshall gibi naif ve tabii ki Barney gibi eğlenceye düşkün olmak insanoğlunun fıtratında var. Son yılların sitcom’larını şöyle bir küme içine topladığımızda hep bir adım önde olan Friends’te ise izleyiciyle altı başrol karakter arasında, mesafesi birbirine eşit altı ok vardı. Ve herhangi bir bölüm, bu altı karakterden birinin üzerinde çok rahatlıkla dönebiliyordu.

Kanımca HIMYM’nin en büyük artısı ise ilişkiye dair bir Güzin Abla oluşu… Zira dizi, tek gecelik aşkın cazibesi ile sadakatin getirdiği sorumluluk duygusunu çarpıştırmayı, seyirciyi bu ikilem içinde bırakmayı çok iyi biliyor. Dizide sevgiliyi kendine bağlayabilme, aşk acısının üzerinden gelebilme, yeni bir ilişkiye hazır olabilme yolları da var; ‘Bekârlık sultanlıktır, her gece daldan dala konmaktır’ felsefesinin kapsamlı bir şekilde irdelenmesi de…

Aşk, seks, romantizm ve türevi sevgi böcüklüklerinden biraz olsun sıyrılırsak eğer, her bölümün içine sıkıştırılan ince göndermeleri keşfetmek için bile dizi baştan sona izlenebilir. Özellikle başta ‘Star Wars’ olmak üzere sinema dünyasının ikonik yapıtlarına hayransanız.

Bu sezon ‘efsanevi’ olur!

Ortaya çıktığı takdirde dizinin biteceğini bile bile, ‘anne’ ile tanışmayı tam dokuz sene bekledik. Dile kolay. Ama bu süre, kafamızda anne profiline dair oluşan muhteşemlik beklentisini o kadar büyüttü ki, eninde sonunda karşımıza Lily ile Robin kırması, güzellik açısından vasatın altında bir kadının çıkması çoğumuzu hayal kırıklığına uğrattı.

Senaristlerin vermeye çalıştığı ‘Her şey dış görünüş değil’ mesajına eyvallah çekersek eğer, düğün öncesi ve sonrasındaki iki buçuk günü anlatacak bu yeni 22 bölümün sonunda, ilk bakışta burun kıvırdığımız ‘anne’ye huyuyla, suyuyla, her şeyiyle âşık olabileceğimiz fikrine kapılıyorum. Dolayısıyla dizinin finalinin, daha önceki sezonlara benzemeyecek bir sürükleyiciliğe sahip olması çok büyük bir olasılık.

Neil Patrick Harris, çekimler bittikten sonra dizinin akıbetiyle ilgili küçük bir tüyo vermişti ve ‘How I Met Your Mother’ fanlarını muhteşem bir finalin beklediğini anlatmıştı. Barney karakterini unutulmayacak kılan Harris’in verdiği bu ipucuna güvenmemek olmaz. ‘Alias’ ve ‘Lost’ gibi son saniyede bir yol kazası yaşamazsak eğer, yeni sezon tam manasıyla efsa –biraz bekleyin- nevi olacak!