Ansızın yüze vuran şiddetli ağrı: Trigeminal Nevralji

Ansızın yüze vuran şiddetli ağrı: Trigeminal Nevralji
Ansızın yüze vuran şiddetli ağrı: Trigeminal Nevralji
Yüzün iki yanında yer alan trigeminal, sinir, ısırma, çiğneme gibi hareketlerden ve yüzdeki hassasiyetten sorumlu. Yaşlandıkça bu sinirin yanı başındaki kan damarlarının, sinir üzerinde basınç yaptığı düşünülüyor.

Birçok dişi birden çektirmek başlı başına bir ıstırap. Peki ya dişlerin, yanlış teşhis yüzünden çektirilmiş olmasına ne demeli? Ann Eastman, işte bunu yaşayanlardan biri. Diş ağrısı olduğunu düşündüren korkunç ağrılar yaşatan ama aslında yüzdeki bazı sinirlerin hasar görmesinden kaynaklanan bir hastalığa yakalanmıştı Eastman.

Ann Eastman'ın yüzünün sağ tarafını, şakağından alt çenesine kadar olan bölümü etkileyen trigeminal nevraljinin şiddetli dönemlerinde, saplanan ağrılar yüzünden yaşamı da adeta kararmıştı. "Öylece orada duruyor avaz avaz bağırıyordum. İnanılmaz bir ağrıydı. Kocam 'sus, komşular polis çağıracak!' diyordu" diye anlatıyor yaşadıklarını. Şimdi o günkü haline gülüyor ama yüzünde trigeminal nevralji sancısı ilk kez vurduğunda yaşadığı büyük korkuyu asla unutmuyor.

Ağrı genellikle 10 üzerinden 10 şiddetinde olur ve bazen 'intihara yol açabilecek nitelikte'dir. Ağrı türleri ani, şiddetli, bıçak saplantısı gibi, sürekli, yakıcı veya sancılı şeklinde nitelendirilir.

BBC'den Paula McGrath'ın haberine göre tıraş olmak ya da makyaj yapmak gibi sıradan faaliyetler birden ağrının başlamasını tetikleyebilir. Ağrı, geceleri hasta uyku halindeyken nadiren baş gösterir. Ataklar bir süre kaybolabilir ve sonra yeniden baş gösterir. Zamanla, ağrısız dönemlerin süresi kısalır ve ağrıların şiddeti artar.

Profesör Joanna Zakrzewska'ya göre, Ann Eastman'ın hikayesi gayet sıradan. Korkuya kapılmış, aylarca hatta bazen yıllarca hatalı tanı konulmuş, korkunç, aman vermez ağrılar yaşamış bir hasta.

Londra'daki kliniğinde, hasta kabul ederek bu pek bilinmeyen hastalık üzerinde araştırmalar yürütüyor Prof. Zakrzewska.
Ann Eastman şimdi 71 yaşında. Trigeminal nevraljiye yakalandığında 50-60'larındaymış. Ancak bu hastalığa, genç yaştaki insanlar ve hatta çocuklar bile yakalanabiliyor.

Yüzün iki yanında yer alan trigeminal sinir, ısırma, çiğneme gibi hareketlerden ve yüzdeki hassasiyetten sorumlu. Yaşlandıkça bu sinirin yanı başındaki kan damarlarının, sinir üzerinde basınç yaptığı düşünülüyor.

Prof. Zakrzewska, "Sinir üzerindeki basınç, değişik sinir türlerini koruma işlevini göre miyelin kılıfın yıpranmasına yol açıyor. Bunun sonucunda da 'hafifçe dokunma' duygusunu ileten sinirlerle 'şiddetli ağrı' duygusunu taşıyan sinirler arasında hatlar karışıyor." diyor.

Ann Eastman yüzündeki ağrılar başlayınca, diş hekimine başvurmuş hemen. "Derhal gel, dedi. Dişlerimi muayene etti, röntgen çekti, 'pek birşey göremiyorum ama şurada bir kaplamanız var, onu çıkarayım, belki kaplamanın altında bir şey olmuştur' dedi " diye anlatıyor.

Günler geçmiş ama ağrılar azalmamış. Eastman yeniden diş hekimini ziyaret etmiş; hekimin tavsiyesi 'çok güçlü bir mikroskobu olan bir uzman hekimi ziyaret edin' olmuş. Uzman hekim de, dişi dikkatle inceledikten sonra diş sinirlerinde bir sorun olduğuna hükmedip dişin çekilmesi gerektiğini söylemiş.

"Diş hekimine geri döndüm, o da dişimin kaplamadan geriye kalan kısmını çekti. Eve gittim, ağrımın kaybolmasını bekledim. Ama ağrı hiçbir yere gitmemişti. Dişimi kaybetmiştim ve yüzümdeki ağrı, aynı noktada canımı yakmaya devam ediyordu" diyor Ann Eastman.

Derdine çare arayan herkes gibi, internetten medet uman Eastman, "Google'dan araştırmaya başladım. Karşıma hemen trigeminal nevralji çıktı. Yazılanları okuduktan sonra 'bendeki bu olamaz! Zira bu hastalık tedavi edilemiyor' dedim kendi kendime" diye anlatıyor.

Noel sırasında yeniden ağrılı bir dönem geçiren Ann Eastman, yeni bir diş hekimine danışıyor; bu hekim de Eastman'ın bir dişini çekiyor. İlk ataktan yedi ay sonra ve iki dişini kaybetmiş haldeyken, Eastman'ın diş hekimi telefon ediyor ve kendisi için, bir diş hastalıkları hastanesinde uzman bulduğunu bildiriyor.

İşte bu hastanede Prof. Zakrzewska'nın meslektaşlarından birini görmüş Eastman. "Tam kapıdan içeri girerken en büyük ataklardan birine yakalandım. Doktor orada elimi tutuyor ve 'klasik bir vaka, klasik bir vaka' deyip duruyordu. Hemen carbamazepine adlı antikonvülsan ilaçtan verdiler" diyor.

Söz konusu ilaç ciddi yan etkiler yaratabiliyor. Dolayısıyla hastalara düşük dozlarda başlayıp dozu yavaş yavaş artırmaları tavsiye ediliyor. Ann Eastman, "İlaç ağrılarınızı kontrol altına aldığında o dozda kalmanız gerekiyor. Ağrılarınızın birden duruverdiğini düşünüyorsunuz ama yine zaman zaman, özellikle yemek yerken ufak ağrılar saplanıyor yüzünüze. Ama ilaçla kontrol altına almadan önce, hiç yemek yiyemiyorsunuz, sadece püreleştirilmiş besinleri çay kaşığıyla ağzınızın diğer tarafına iteliyorsunuz. Çiğneme, ağrıları yeni baştan tetikliyor zira" diyor.

Hastaların, sancıların ansızın dönmesi olasılığını dikkate alarak, tatilde bile ilaçlarını yanlarından ayırmamaları tavsiye ediliyor.
Kimi hastalar çektikleri ağrılarla mevsimler arasında bir ilişki gözlemliyor. Keith Ireland örneğin, sadece kış aylarında trigeminal nevralji atakları yaşıyormuş. "Atakları tetikleyici kimi etmenler var. Sıcak ve soğuk yiyecek ve içecekler örneğin. Benim ağrılarımı tetikleyen ise elektrikli diş fırçası oldu. Çok kötü bir ağrı dönemi yaşadım. Tekrar eski diş fırçama geri döndüm." diyor.

Ireland da, kulağının hemen dışında odaklanan şiddetli ağrıyı teşhis ettirmekte epey zorluk yaşamış. Ama nihayet hastalığı neurontin adlı ilaçla kontrol altına almış. "Etkili düzeyde dozu bulunca, ilaç, tamamen dindirmese de, ağrılarımı önemli ölçüde kontrol altına aldı." diyor Keith Ireland.

Prof. Zakrzewska'ya göre, ameliyat son derece ciddi bir iş. "Doğru cerrahlar tarafından yapılacak kapsamlı bir nöroşirürjik müdahale, hastayı ağrılarından kurtarabilir. Tanı doğru yapılabilir ve sinire basınç yapan damar bulunabilirse, ameliyat geçiren hastaların yüzde 70'i, 10 yıl sonra da ağrısız yaşam sürdürebiliyor" diyor.

Trigeminal nevralji hastalarına, çok ender vakalarda görülebildiği gibi, sinir üzerinde basınç yapan başka bir unsur olmadığını belirlemek için Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) uygulanması da gerekiyor.

Prof. Zakrzewska, genel anesteziyi kaldıramayan bazı trigeminal nevralji hastalarına uygulanabilecek bir diğer tedavi şeklinin söz konusu sinirin imha edilmesi olabileceğini belirtiyor. "Bu yöntemle ağrıyı taşıyıcı sinir imha edilerek sancıların durdurulmasına çalışılıyor. Bunlar çok daha küçük boyutlardaki işlemler. Bunlardan biri, benim 'siniri pişirmek' diye adlandırdığım radyofrekans termokoagulasyon (RF) yöntemi. Trigeminal sinire gliserol enjeksiyonu yapılıyor. Hatta artık, gamma bıçağı ile müdahale de mevcut" diyor.

Bu müdahalelerden sonra normalde 4 yıla kadar ağrısız bir dönem yaşanabiliyor. Ama söz konusu cerrahi müdahaleleri tekrarlamak da mümkün. Hastaların, yüzlerinde uyuşma, his kaybı gibi sonuçlar yaşayabilecekleri kaydediliyor.

Prof. Zakrzewska, "Bu korkunç hastalığa neyin yol açtığını bulmaya çalışıyoruz hala" diyor.

Ancak gelecekte umut olduğunu da vurgulayan Prof. Zakrzewska, "Ben uluslararası düzeyde, yepyeni bir sodyum-kanal blokeri kullanarak önemli bir ilaç denemesini yürütmekteyim. Bununla trigeminal nevralji ağrılarını kontrol altına alıp daha az yan etki yaratacak bir ilaç üretmeyi umuyoruz. Şimdiye kadarki veriler, önemli bir buluşun mümkün olabileceğini gösteriyor" diyor.