'Araf' öncesi son çıkışta!..

'Araf' öncesi son çıkışta!..
'Araf' öncesi son çıkışta!..
Aramızdaki ölü ruhları yakalamak için mücadele eden polislerin yaşadıkları zorlukları (!)anlatan 'R.I.P.D. Ölümsüz Polisler', 'Ghost'la 'Men in Black' karışımı bir aksiyon komedisi.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

Galiba devam filmleri izlemek yerine onların havasını estiren başka yapımlar görmek daha keyifli… Çünkü seriye dönünce hem ilk adımın ruhu geri gelmiyor hem de zoraki bir şekilde aynı sularda dolaşıp duruyorsunuz. Ama eni konu çağrışımları itibariyle ‘bağzı’ filmleri hatırlatan yeni yapımlar, “Acaba farklı bir şey mi yapmışlar?” dürtüsüyle en azından belli noktalarda merak uyandırıyor. Bu haftanın aksiyonu (hem de ‘3D’ tekniğiyle taçlandırılmış!) ‘R.I.P.D. Ölümsüz Polisler’, öyküsünü size aktarmaya başlamasından yaklaşık 10-15 dakika sonra hemen elini belli ediyor: “Evet, hemen fark ettiğiniz gibi ‘Ghost’la ‘MIB’ (Men in Black) karışımıyım ben…”
Her zaman olduğu gibi önce öykü: Bir uyuşturucu operasyonu sırasında buldukları altını paylaşan iki polisten Nick Walker, vicdan azabı çekmektedir. Ortağı Hayes’e durumu açıklar ve kendi hakkından feragat etmek istediğini söyler. Hayes, başka bir operasyon sırasındaki karmaşadan yararlanarak Nick’i öldürür ve yoluna tek başına devam eder. Lakin genç polis ölür ölmez karşısına çıkan ‘Melekvari’ bir kişi eşliğinde bambaşka bir polis departmanında görevlendirilir. R.I.P.D. (Rest in Peace Department) adlı bu bölümün çalışanlarının asli işlevi, ‘Son yargı’dan kaçan ve insanlar arasında dolaşan ‘ölü ruhlar’ı (Yani ‘Araf’ yerine dünyayı kullanan bazı kendini bilmezler) yakalamaktır. Nick’in buradaki yeni partneri 1800’lerde ölmüş bir şerif olan Roy Pulsifer’dır. Zıt kişiliklere ve zamanlara sahip ikili, ‘Öte taraf’tan tekrar dünyaya gelip huzur ve güven ortamını bozmaya çalışanlara karşı mücadeleye başlarlar…

‘Alamancı’ yönetmen!

1968 doğumlu Alman yönetmen Robert Schwentke, ülkesinde çektiği ‘Tattoo’yla (yapım yılı 2002) tanındı. Avrupa işi ‘Se7en’ tadındaki bu film, onun dünya çapında üne kavuşmasını sağladı, nitekim 2005’te ‘Flightplan’le Hollywood’a ‘uçuş yolculuğu’ başladı. ‘The Time Traveler’s Wife’ ve ‘Red’, sonraki adımlarıydı. Schwentke, bir çizgi roman uyarlaması niteliğindeki ‘’R.I.P.D. Ölümsüz Polisler’le bir kez daha karşımıza geliyor. Film Amerika’da genellikle olumsuz eleştirilere muhatap olmuş. Doğrusunu söylemek gerekirse ben o kanıda değilim; evet konu zamanla aynı kulvardaki yapımlardaki bildik limanlara uğruyor, girişte de altını çizdiğim gibi özellikle ‘Ghost’ ve ‘Men in Black’i çağrıştırıyor ama yine de gayet eğlenceli, kendine özgü yanlara sahip bir yapım olmayı başarmış. Nick’in öte dünyaya kabul sahnesi, ‘3D’ tekniğinin de yardımıyla görsel açıdan hem çok başarılı hem de atmosfer bakımından etkileyici. Hangimiz fişimizin çekilmesinin ardından neler olacak, merak etmiyoruz ki? Schwentke işte bu soruya kendince cevap verirken meseleyi görsel açıdan son derce başarılı bir şekilde ‘resmetmiş.’ Bu sekansı izlerken hem sinemasal zevk alıyor hem de merak duygunuzla birlikte sahnelere kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz… ‘R.I.P.D. Ölümsüz Polisler’in üstesinden geldiği de bu; ‘eğlence sineması’na yeni eğlencelikler katması!..

Jeff Bridges döktürüyor

Oyunculuklara gelince: Günümüz Hollywood’nun iki Ryan’ından (Diğeri Gosling ve ikisi de ilginçtir Kanadalı) Reynolds, Nick Walker’da sevdiğinin karşısına farklı surette çıkmanın hüznünü yaşıyor ve yaşatıyor! Genç oyuncu kendisini çok da zorlamayan bu rolün üstesinden elbette kolaylıkla geliyor. Öte dünyadaki partneri Roy Pulsifer rolünde Jeff Bridges var. Emektar aktör karakterine bir tutam ‘The Big Lebowski’, bir tutam ‘True Grit’ ve çokça da ‘Buffalo Bill’ görüntüsü katıyor. Onu, bu sempatik aksiyonda izlemek keyifli bence… Öykünün kötü adamında ise Kevin Bacon var; elbette o da büyük bir değer ama burada kuşkusuz senaryonun ona kondurduğu rötuşlarla karikatürize bir tiplemeye soyunuyor. Ölümlüleri kapıda karşılayan melekte ise karşımıza Mary-Louise Parker geliyor. ‘Grand Canyon’ ve ‘Kızarmış Yeşil Domatesler’in bu unutulmaz oyuncusu, filmde ‘saygı’ kabilinden hoş esintiye soyunuyor. Nick ve Roy’un gerçek dünyadaki suretlerinde ise emektar oyuncu James Hong ve eski fotomodel Marisa Miller var.
Sonuç? Savaş çığlıklarının atıldığı ve yeni ölümlere davetiye çıkarıldığı bir ortamda, “Öte dünyaya gidiş ne menem bir şey” ve “Oralarda neler oluyor?”a eğlenceli bir aksiyonla cevap arayan (!) ‘R.I.P.D. Ölümsüz Polisler’, geneli itibariyle sınıfı geçen bir çalışma olmuş. “Özellikle aksiyon komedilerinden hoşlananlar için” diyelim…