Arap semalarından elektronik büyüler

Arap semalarından elektronik büyüler
Arap semalarından elektronik büyüler
Lübnanlı Yasmine Hamdan yılın önemli keşiflerinden. Ne yapın edin, buram buram elektronik, hatta trip hop kokan 'Ya Nass' albümüne kulak verin.
Haber: SARP DAKNİ / Arşivi

Beyrut hâlâ çok güzel bir kadın. Tıpkı İstanbul gibi. Onca kötülüğe, yıkıma, parçalanmaya rağmen inatla direniyor. İzleri asla tam olarak silinemeyecek bu acılar, artık daha olgun bir güzelliğin içine yedirilmiş ince çizgilere dönüşmüş. 1970’lerin ortasına kadar içinde büyüleyici bir hayat barındıran Art Nouveau binaların birçoğu terk edilmiş. Çoktan kurumuş sarmaşıklar onları sanki bir yere kımıldayamasın diye sarıp sarmalamış adeta. Dalların arasına dağılmış irili ufaklı kurşun izlerine takılıyor gözlerimiz. Ama hayat devam ediyor. İstanbul’u aratmayacak gece hayatı da öyle. Arkadaş tavsiyesiyle gittiğimiz Oscar Wilde adlı minicik harika barda ‘kanlı meri’mizi yudumlarken çalmaya başlayan bir şarkı dikkatimi çekiyor. İnternet bağlantım olmadığı için ‘shazam’layamayıp, barmene sorma metodunu deniyorum.
Aldığım cevabı nasılsa unutacağım için, küçük bir kâğıda yazdırıp doğruca cebe! Geleneksel Ortadoğu formu üzerine inşa edilmiş ‘Nediya’ adlı bu nefis şarkı bir yandan da buram buram Avrupa kokuyordu. İstanbul’a döndükten sonra bu küçük notu da, şarkıyı da unutmuşum. Ta ki Deezer’ın ana sayfasında yeniden karşıma çıkıncaya kadar. Hamdan’ın uluslararası sulara açılmak için tercih ettiği gemi Deezer olmuş. Geçen sene Kwaidan etiketi ile sadece Fransa ve Lübnan’da yayımlanan albümünü beş yeni şarkı ekleyip sıfır kilometre hale getiren şarkıcının ‘Ya Nass’ albümü, yılın en önemli keşiflerinden biri olmaya aday. Beyrut’ta yaşarken kurduğu Soapkills adlı grubuyla ciddi bir çıkış yakalayan Yasmine, Paris’e taşındıktan sonra Cocorosie ve Madonna’nın kariyerinde önemli bir yeri olan elektronik büyücüsü Mirwais’e kadar çok sayıda isimle çalışmış. Ama onu solo bir albüm yapmaya cesaretlendiren kişi Nouvelle Vague’ın kurucularından biri olan Marc Collin’den başkası değil. Arap kökenlerinden asla tam olarak uzaklaşmadan, onu adeta yeniden tanımlayan bir çizgiye yerleştiren Hamdan’ın Lübnan, Mısır, Filistin ve Kuveyt diyalektlerine açıkça vurgular yaptığı söylenen vokali gerçekten etkileyici. Ne dediğini hiç anlayamayacak olsak da, ‘Samar’, ‘Bala Tantanat’, ‘La Mouch’ gibi şarkılar en azından melodileriyle akla kolayca yerleşiyor. Gerçi zaman zaman dikkat dağıtıcı küçük sarkmalar da olmuyor değil. Siz yine de buram buram elektronik hatta trip hop kokan ‘Ya Nass’ albümüne kulak vermeyi deneyin. Çok yakında Jim Jarmusch’un yeni filminde de boy gösterecek olan Yasmine Hamdan’la tanıştığıma pek memnunum doğrusu...