Artık müzisyenler sınırları zorlamalı

Artık müzisyenler sınırları zorlamalı
Artık müzisyenler sınırları zorlamalı

Camillo, Türk piyanistler içinde Fazıl Say?ı çok beğeniyor, Fahir Atakoğlu, Genco Arı ve Aydın Esen?i de iyi tanıyor...

Bugün İş Sanat'ta bir konser verecek olan bol ödüllü caz piyanisti ve Michel Camilo, türler arasında dolaşan besteleri için 'Artık 21. yüzyılda yaşıyoruz, sanatçıların sınırları zorlaması gerek' diyor
Haber: ARZU HAKSUN GÜVENİLİR / Arşivi

İSTANBUL - Canlı performanslarında seyirciyi etkisi altına alan, Latin cazının dahi piyanisti, eğitmen, besteci ve Grammy Ödülü sahibi Michel Camilo, bu gece İş Sanat’ta bir konser veriyor. Camilo, farklı müzikal türleri caz müziğine uyarlamadaki ustalığı ve Latin cazına kattığı dinamizmle tanınan bir isim. Yaptığı müzik çoğu kez cazın da sınırlarını aşan, dünyanın en iyi müzisyenleriyle birlikte anılan bir usta. Caz, klasik, Latin ya da film müziği. Her an her yerde onun müziğiyle karşılaşmak mümkün. Ünlü piyanist İstanbul konseri öncesi sorularımızı yanıtladı. 

Klasik eğitim aldınız şimdi caz müziğinin en önemli isimlerinden birisiniz. Bu süreç nasıl gelişti? Caz müziğinde sizi çeken ne oldu?

Cazla tanıştığımda 14 yaşındaydım. Radyoda Art Tatum’un, piyano için ‘Tea for Two’ adlı parçasını dinledim. Daha sonra caz müziğinin benim için ne kadar önemli olduğunu düşünmeye ve ilgilenmeye başladım. 

Klasik eğitiminizin performansınız ve besteleriniz üzerindeki etkisi nedir?

Çok fazla. Özellikle enstrümanıma hâkimiyetimde aldığım eğitim ve birikimin yeri büyük. Ama bu demek değildir ki şimdi hayatımda sadece caz var. Klasik müziği hala çalıyor ve klasik müzikle ilgili beste çalışmalarımı sürdürüyorum.

Müziğinizde caz standartlarının dışında bir sound var. Bestelerinizde ve performansınızdaki melodi ve ritimlerde neleri ön planda tutuyorsunuz?

Yirmi birinci yüzyılda yaşıyoruz ve sanatçıların sanatta sınırları zorlamaları, daha yaratıcı olmaları gerekiyor.  Ben de repertuvarımı hazırlarken ve bestelerimi yaparken farklı çeşitlemeler yapıyorum. Örneğin trio ile hazırladığım repertuvarda ritim hâkim... Böylelikle birlikte çalıştığım müzisyenlerle yaptığım canlı performanslarda aramızda müthiş bir enerji ortaya çıkarken müzikle inanılmaz keşiflere çıkabiliyoruz.  

Latin müziğinde en çok hangi ritimleri performanslarınıza ve bestelerinize yansıtıyorsunuz?

Ritimleri bir ressamın paletindeki boyaları kullandığı  gibi kullanıyorum; son, salsa, pambizhe, songo, timba, guaguanco, calypso, samba, partido alto, bajon, buleria, contradanza, danza, bossa, v.b...

Müziğinizde piyano bazen perküsyon rolünü üstleniyor. Bu nasıl bir teknik ve klasikten geçiş nasıl oldu?

16 yaşımdayken Dominik Senfoni Orkestrası ile çalıyordum. Özellikle Arjantinli besteci Ginastera’yı ya da Stravinsky’i çalarken orkestra şefinden bu konuda eleştiri alıyordum. Bu da sanırım büyük bir orkestranın içinde ses çıkarma çabamdan kaynaklanıyordu. Daha sonra perküsyonlarla birlikte çalmaya başladım. Her yerde her an perküsyon duyuyordum. Sonunda yolumun ve müzikal kimliğimin bu olduğunu gördüm. 

Başarılı ve çok ödüllü bir müzisyensiniz. İlk Grammy ödülünü kazandığınızda neler hissettiniz?

Yaratıcı bir müzisyen kimliğini almaktan büyük onur duydum. Öğrendiklerimin, çalıştıklarımın ve müzik adına o zamana kadar yaptıklarımın karşılığını görmek beni inanılmaz mutlu etti. 

Besteleriniz arasında film müzikleri de var? Bununla ilgili yeni projeleriniz var mı?

Üç İspanyol filmi var; ‘Amo Tu Cama Rica’, ‘Los Peores Anos de Nuestra Vida’ ve ‘Two Much’. Şu aralar bir film müziği üzerine çalışmıyorum. Canlı ve çok özel bir konserimin DVD’si hazırlanıyor.

Yaptığınız film müziklerinin diğer beste çalışmalarınızdan ne gibi farkı var?

Film müziklerini bir kılıf gibi görüyorum. Bu endüstrinin içinde güçlü ve farklı bir dil. Yaptığım beste çalışmalarıyla arasında da ciddi farklar oluyor. O havayı iyi yakalamanız gerekiyor, çoğu zaman derine ve bazen de şahsa inerek...

Beğendiğiniz ve takip ettiğiniz cazcılar var mı?

Bill Evans, Oscar Peterson, Miles Davis, John Coltrane, Charlie Parker ve Art Tatum’un kayıtlarını kaçırmam. Büyüleyici performanslarını dinlediğimde her seferinde farklı bir nokta keşfetmek çok mutlu eder.  

İstanbul’da vereceğiniz konser repertuvarınızda neler olacak? İstanbullu müzik severi nasıl bir müzik yolculuğu bekliyor?

Geçen ay Japonya ile başlayan dünya turnesi kapsamında yolum İstanbul’dan da geçecek. En iyi bestelerimin yer aldığı ‘The Best of Michel Camilo’ repertuvarı ile izleyenlerin karşısına çıkacağım. Bu konserin çok keyifli ve eğlenceli olacağını düşünüyorum. Dinleyenleri şaşırtacak eserler yorumlayacağız...

Türkiye’deki caz müzisyenlerinden bildiğiniz ve beğendiğiniz var mı?

Fazıl Say’ı çok beğeniyorum. Fahir Atakoğlu, Genco Arı ve Aydın Esen’i de sayabilirim...