Artvin ormanlarında ayı avı

Artvin ormanlarında ayı avı
Artvin ormanlarında ayı avı
Türkiye'de sayıları üç bin olduğu tahmin edilen ayıların peşindeyiz. Yer Artvin Şavşat'ın ormanlık alanları. Doğa Derneği Memeli Koordinatörü Dr. Özgün Emre Can ile birlikte foto kapan kurmak ve biraz da şanslıysak ayı gözlemlemek üzere arazideyiz

Şavşat’ın girişinde uğradığımız marketin sahibi Battalgazi Balcı bizi ayılarla ilgili bir şehir efsanesiyle karşılıyor.
Battalgazi’nin dedesinin amcasının oğlu Sofi Balcı bölgede namlı bir pehlivandır. Ormanda arkadaşıyla birlikte ayının saldırısına uğrar. Ayı arkadaşını yaralar. Sofi ise ayıyla kavgaya tutuşur.

Sonuçta ayı Sofi’nin başını koparır ancak kendisi de aldığı darbeler sonucunda ölür. Hikayeyi dinledikten sonra Dr. Emre Can’ın “Şehir efsanesi bunlar inanmayın” sözlerine Battalgazi Balcı’nn yanıtı da hikayesi kadar ilginç oluyor.

“Mümin kimdir? İnanan. Bizde inanıyoruz”
Karşılaştığımız ve sohbet ettiğimiz köylülerin hemen tamamının ayılarla ilgili anlatacak bir efsanesi var. Ayı sperminden zehirlenip ölen kadından, ayının kaçırarak iki yıl mağarasında tutsak ettiği kadına, hatta ayıdan çocuk yapanına kadar ayı efsaneleri günlük yaşamın içinde girmiş durumda.

Ayıları bekleyen büyük tehlike 
Ayılarla ilgili bilimsel gerçekler ise efsaneler kadar eğlenceli değil. Can’a göre ayı-insan çatışması nedeniyle sayıları her geçen gün biraz daha azalan ayıları çok daha büyük bir tehlike bekliyor. Küresel ısınma…
Yereldeki gözlemlerin son yıllarda kışların önceki yıllara oranla oldukça sıcak ve yağış geçtiğini ortaya koyduğunu belirten Emre Can, şunları söylüyor:

“Küresel ısınma bir gerçek. Kar yağmadan ayılar kış uykusuna yatmıyor. Uyanık kalan, uyanık kaldığı için de beslenmek zorunda olan ayı kış nedeniyle ormanda yiyecek bulmakta zorlanıyor. Bu nedenle etrafındaki insan yerleşimleri yiyecek kaynağı olarak daha fazla ziyaret ediliyor. Bu da ayıların zayıf düşerek üreme başarılarının düşeceği ve ayı-insan çatışmasının önümüzdeki yıllarda daha da artacağı anlamına geliyor.”
Ayı insan çatışmasının günümüzde yaşanan en önemli nedenlerinden birinin ormanların vasıflarını yitirmesi olduğunun altın çizen Can, ormandaki yabani kiraz ve armut gibi meyve ağaçlarının kesilerek kereste olarak satılması nedeniyle ayıların ormanda besin bulmakta her geçen gün biraz daha zorlandıklarını söylüyor.

Can, “Kırsalda yaşayanların ormandan ağaç keserek kereste yapıp satması yasak. Ancak aynı yasak meyve ağaçlarını kapsamıyor. Bu nedenle yabani meyve ağaçları hızla azalıyor. Bu da ayıların köylünün sebze, meyve bahçesine ve arı kovanlarına daha çok uğramasına neden oluyor.
Sonuçta ortaya çıkan çatışmadan hem köylüler hem de ayılar zarar görüyor. Neyse ki meyve ağaçlarının da kesilmesinin yasaklanması gündemde. Ayıların geleceği için bu çok olumlu bir gelişme” diyor.

Dünyanın en centilmen ayıları! 
Türkiye ’deki ayıların “dünyanın en centilmen ve nazik ayıları” arasında yer aldığının da altını çizen Emre Can, “Örneğin Romanya’daki ayılar çok saldırgan.

Amerika’dakiler onlardan da saldırgan. Bizimkiler onlarla kıyaslandığında son derece mülayimler” diyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile birlikte yürütülen çalışmaların temel amacının ayıları korumak değil, ayı ile insan arasındaki çatışma ortamını ortadan kaldırmak olduğunu vurgulayan Can, üç yıldır gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar ve uygulamalarla bu yolda önemli mesafeler kaydedildiğini söylüyor.

Karşılaşma anı
Geçtiğimiz yıllarda Bolu Aladağlar’da, Kartalkaya yönünde orman içinden yol alırken bir ayı ile karşı karşıya kaldık. Ayılar kışların sert geçtiği coğrafyalarda karın yağışını bir kaç gün önceden havanın değişiminden ötürü hissedip mağaralarına, inlerine çekilirler. Sanıldığının aksine ayıların kış uykusu süreklilik arz etmez. Kışın bile coğrafyanın koşullarına bağlı olarak iki haftada bir kalkabilir ve yiyecek arayabilirler.
Ayıların normal şartlarda zararsız olduklarını bilmemize rağmen içgüdülerimiz harekete geçiyor. Kalbimiz hızla çarpmaya başlıyor, damarlarımda adrenalin dolaşıyor. Ne biz yılın bu döneminde orada bir ayı ile karşılaşmayı bekliyoruz ne de o ayı ormanın derinliklerinde bir araştırmacıyı göreceğini düşünüyor. Onunla konuşmaya çalışıyoruz, “Sakin ol kızım, ne yapıyorsun kızım” diyerek sakinleştirmeye çalışıyoruz. Sonra bir şekilde ayının zararsız olduğumuzu anladığını hissediyoruz. Koca kafasindaki burnunun iki yanındaki nispeten küçük olan gözlerini bir kaç kez kırpıştırdıktan sonra birbirimize son kez bakıyoruz. Ayı yönünü değiştirip yoluna devam ediyor.
Bizse başka bir türle bir dakikalığına da olsa kurduğumuz bu iletişimden dolayı mutlu yola devam ediyoruz. Bu olay aslında ayı ile karşılaşmalarda ne yapılması gerektiğinide özetliyor. Sakin kalmalı, kesinlikle ani hareketler yapmadan oradan uzaklaşmalı...


İlk ayı taşmalayan adam
Doğa Derneği Memeli Koordinatörü Dr. Özgün Emre Can ve ekip arkadaşı Eray Çağlayan’ın alanlarında imza attıkları birçok ilk bulunuyor.
-Türkiye’de uluslararası standartta ayı yakalayıp tasmalayan ilk kişi.
- Fotokapanı Türkiye’ye getirerek bilimsel amaçlı ilk fotokapan çalışmasını yapan kişi. (2002) kBüyük etoburlar için Türkiye’ye ilk GPSli tasmayı getirerek kullanan kişi.
- Türkiye’de kurtlar üzerine ilk bilimsel çalışmayı yapan kişi.
- Ayı yakalandıktan sonra uluslarası satandartlarda 40-45 dakika süren işlemleri ekip tecrübesi ile, 20 dakika gibi kısa bir sürede tamamlıyor.
-Romalılar’ın Anadolu ’da Toroslar’da yakalayarak İtalya’da gladyatörlerin karşısına çıkardıkları leoparları nasıl yakaladıklarını ilk keşfeden ve görüntüleyen kişi.


Ayı bacaklarını parçaladı
Şahımerdan Gökçe, çayırda ot biçerken iki yavru ayı yanına gelir ve ayaklarını yalayarak onunla oyun oynamaya başlar. Bu sırada nereden geldiğini görmediği anne ayı Gökçe’ye saldırır. Gökçe, yumruğunu ayının boğazına sokarak onu nefessiz bırakarak bayıltır. Şahımerdan’ı köylüleri baldırları ve bacakları parçalanmış bir şekilde bulur. Hikayesini anlatırken Şahımerdan Gökçe’nin serzenişi ise manidar… “Herkes bana ayıya ne olduğunu soruyor. Kimsenin beni sorduğu yok.”

Gerçek mi fıkra mı?
 
Köylünün biri bahçesine giren ayıyı öldürür. Köylüyü hakim karşısına çıkarırlar. Hakim sorar:
-Niye öldürdün?
Köylü: Bahçeme girdi, zarar veriyordu.
Hakim: Bu hayvanı öldürmek yasak bilmiyor musun
Köylü: Kim yasaklamış, bahçeme zarar verdi.
Hakim: Ankara ’dan yasa çıkardılar yasakladılar.
Cezası var.
Köylü: O ki ayının bile Ankara’da adamı var o zaman beni asın hakim bey.

 


    ETİKETLER:

    Altın

    ,

    İtalya

    ,

    Türkiye

    ,

    Ankara

    ,

    Anadolu

    ,

    Cunda

    ,

    Mayın