Ataköy'de 'beyaz'ın elli tonu

Ataköy'de 'beyaz'ın elli tonu
Ataköy'de 'beyaz'ın elli tonu
Elektronik müzik tutkunlarının akın ettiği Sensation, dün akşam Ataköy Atletizm Arena'da gerçekleşti. 17 bin 500 kişinin katıldığı, saatler süren partide müzik ve dans kadar konuşulan bir diğer konu da mekândaki cinsiyet dağılımı oldu
Haber: Alpbuğra Bahadır Gültekin - bahadir.gultekin@radikal.com.tr / Arşivi

Açıklandığı Nisan ayından bu yana merakla beklenen, elektronik müziğin en önemli partisi olarak nitelendirilen Sensation, önceki akşam binlerce kişiyi İstanbul Ataköy’e çağırdı. Bütün katılımcıların beyaz giyindiği organizasyon bugüne değin çeşitli sosyolojik tartışmalara dahi konu olmuştu. Bilet fiyatları yüksek tutularak ‘seçkin’ bir kitleye hitap edeceği söylenen Sensation, öncesi ve sonrasıyla kazasız belasız sona erdi ama etkinlikte müzik kadar tartışılan başka konular da vardı.

Öncesi: Beyaz giyme iz olur

Daha önce partiyi tanıttığımız haberde, etkinliğin elektronik müzik severler için hac görevi olduğunu ifade etmiştik. Bu öneme sahip her vazifenin de meşakkatli bir hazırlığı olur elbet. Sensation için de önce koşuşturmak, sonra da beyaz pantolon ve gömlek türevleriyle ihrama girmek şart olmuştu.

Öncesine gelirsek eğer, İstanbul’un belli başlı AVM’lerinde beyaz pantolon stokları tükenmişti. Cevahir’de konuştuğumuz bir satış görevlisi, organizasyondan bir önce 50’den fazla beyaz pantolon sattıklarını, parti günü için ise depodan mal getirttireceklerini söyledi. İstinye Park’ta da durum farklı değildi, Beyoğlu İş Merkezi’nde de…

En son sünnetinde yahut benim gibi 23 Nisan müsameresinde beyaz pantolon giyenler için süreç biraz sıkıntılı oldu. Aynaya baktığımda Yunanistan’ın önümüzdeki yıl Eurovision’a göndereceği yeni yetme popçudan hallice olduğunu düşünüyordum ki, aynı fikri paylaştığım pek çok insana rastlamak bir nebze olsun içimi rahatlattı.

Etkinliğin başlamasına yakın İstanbul’un büyük merkezlerinde hareketlenmeler dikkat çekmişti. Kadıköy’den kalkan deniz otobüsünün beyazların ağırlığı yüzde 70’e yaklaşmıştı. Metrobüste ise tek tük seçilen parti yolcuları bir noktada kümelenmiş, diğer yolcular ise “Maç var herhalde” yorumlarıyla duruma anlam vermeye çalışıyordu.

Partinin yapılacağı alana doğru adım adım yaklaşırken, uğultular da aynı oranda yükseliyordu. Salonun önünü dolduran binlerce kişi Ataköy’ü San Fermin Festivali’ne çevirmiş, heyecanla kapıların açılacağı saati bekliyordu. Saatler ilerledikçe bu bölgede bekleyişini sürdüren insan sayısında da büyük bir artış görüldü. Ve beyazın diğer tonlarında da…

İçeride: Beyaz giyen adamlar

Salonun kapıları belirtilen saatten geç açılınca giriş önünde izdiham yaşanmaya başladı. Özellikle Sinan Erdem Spor Salonu’na yakın olan kapıdaki ilerlemeyen kuyruğa yaşanan itiş kakış da eklenince atmosfer için yapılacak tek benzetme keşmekeş olmuştu. Ama ilginçtir ki diğer kapılarda aynı yoğunluk yaşanmıyordu.

Yüzlerce kapıdan geçtikten sonra içeri girebilen şanslı kesime salon etkileyici ışık şovlarıyla merhaba dedi. Hem saha hem de tribünler tıklım tıklımdı. İğne atsa yere düşmeyecek vaziyetteydi. Ama içerideki popülâsyonun cinsiyet dağılımı, geceye damgasını vuran en önemli detaydı.
Etkinlik, erkek katılımcıların ağırlığıyla ilk bakışta Deniz Er Eğitim Alayı personelinin devre gecesini andırıyordu. Hatta kuyruktaki herkes aynı ‘dertten’ mustaripti ki “Erkek erkeğe mi eğleneceğiz oğlum” cümleleri sık sık duyuldu. Yiğidin böylesine harman olduğu bir yerde kadınların varlığı bir tek tribünlerde dikkat çekiyordu. Hem daha rahat dans edebilmek, hem de sahadaki kalabalıktan uzak durabilmek için kadınlar burayı tercih etmişti. Gece yarısına doğru salondaki cinsiyet dağılımı en iyimser oranla yüzde 60’a 40 şeklindeydi.

Gecenin belki de en kirli, koyu beyazı, partiye gelen iki trans kadının açık alanda bir grubun sözlü ve fiziksel tacizine uğraması oldu. Yaşanan arbedenin ardından tacizci grup güvenlik güçlerinin müdahalesiyle dışarıya atıldı. Geçen hafta da LMFAO konserine katılan iki eşcinsele izleyiciler tarafından tepki gösterilmesi de hatırlanınca, bu ülkede farklı cinsel yönelimden insanların eğlenmeye de hakkının olmadığını anlamış olduk.

Gelelim etkinliğin en beyaz kısmına: Line up’ın anons edildiği vakit pek çok kişinin hayal kırıklığına uğramasına neden olan DJ’ler, beklenmedik derecede mükemmele yakın bir performans sergiledi. Özellikle birbirleriyle uyumlu giden, içinde indietronica müzisyenlerin remiks’lerinin de dahil olduğu playlist’ler ve tabii ki yavaşlamak bilmeyen ritim, heyecanın ve dansın bir an olsun durmamasına nedendi.

Açılışı yapan Mr. White daha ilk dakikadan izleyicileri coşturmayı bilmişti, özellikle yer yer kulağa 90’lardan kalma remiks’lere yer vererek... Dennis Ferrer ‘Hey Hey’i ile, Fedde Le Grand ise ‘Turn It’ parçasıyla seyircileri ayağa kaldırdı. Tabii ki etkileyici ışık şovları ve platformda kışkırtıcı şovlarıyla burlesk performanslarını sergileyen dansçılar en az müzik kadar ilgi çeken detaylardı. Ama diğer şehirlerdeki Sensation etkinliklerine kıyaslandığında dekor ve şov açısından İstanbul’un biraz üvey evlat gibi kaldığını söyleyebiliriz.

Sonrası: Beyaz giydik güz günü
Organizasyonun Ataköy gibi toplu taşıma imkânlarının yakın olduğu bir yerde gerçekleşmesi en büyük avantajdı. Son bir yılda gerçekleşen pek çok etkinlikte ulaşım problemiyle karşılaşan İstanbullular eskisi gibi sıkıntı çekmedi. Hem salonun önünde bekleyen ring servisleri ve otobüsler vardı hem de metrobüs beş dakika uzaktaydı. Sabaha doğru Şirinevler metrobüs durağına doğru beyaz bir çizgi yürüyüşe geçmişti.

Etkinlikte yabancı ülkelerden gelen pek çok katılımcı da yerlerini almıştı almasına ama alandan pek memnun ayrıldıklarını söyleyemem. Özellikle İranlı ve Azeri izleyiciler tadını çıkarmıştı ama Almanya, Hollanda ve Avusturya’dan gelenler daha yüksek beklentilere sahip olduklarını söyledi. Hatta çıkışta konuştuğum Hollandalı bir çift, Türklerin partide eğlenmekten çok gözlem yaparak vakit geçirdiklerini söyledi.

Dünyanın en büyük elektronik müzik konseri olarak nitelendirilen Sensation’ın sabaha karşı sona erdi ve 15 bini aşkın izleyici serin bir İstanbul gecesinde evlerine doğru yola çıktı. Lakin etkinlik sonrası yüzlercesinin akın ettiği metrobüs, bir an olsun eksilmeyen heyecana ve ritme, insanın iliklerine kadar işleyen basa ve Türkiye ’deki parti anlayışı üzerine yapılan sonu gelmez tartışmalara ev sahipliği yapacaktı.