Ateşimiz daha da yükselmesin diye!

Ateşimiz daha da yükselmesin diye!
Ateşimiz daha da yükselmesin diye!
Hava ısınmaya doymuyor, sokakta, evde, ofiste hayat çekilmez bir hal alıyor. Sıcaklıkların bir hafta boyunca kavurucu modda olacağı haberiyle, işi bilenlere danıştık: Ruhumuzu ve bedenimizi aşırı sıcağın korkutucu etkilerinden nasıl koruruz?

Bunaltıcı kelimesinin hakkını her manada verdiği vakitlerdeyiz. Gece uykuya dalmak, sabah yataktan kalkmak, yollara düşüp işine gücüne ulaşmak, tüm gün çalışıp akşam bir türlü serinlemeyen havada yol almak ekstra bir çaba gerektiriyor. Tepede güneş, bünyede halsizlik had safhada. Son sürat çalışan klimalı ofis ortamlarında bile sandalyelerine gömülmüş pelte kıvamında insanlar var manzarada...
Toplu taşımada, trafikte, banka kuyruğunda falan sinirlerin gerilmesi, ses tonlarının yükselmesi an meselesi. Hava durumu bültenleri de pek iç açıcı değil, zaten gayet net bir şekilde hissediyorduk ama resmi ağızlar da onayladı: İçinde bulunduğumuz bir hafta boyunca bu yazın en sıcak günlerini geçireceğiz.
Kavurucu havanın insana neler ettiğini, ruhsal ve fiziksel sağlığımızı kontrol altında tutabilmek için neler yapabileceğimizi, ofis ortamında alabileceğimiz önlemleri ve önümüzdeki günlerin nasıl geçeceğini işin uzmanları anlatıyor. 

Sıcak hava suçu tetikler mi?
Bu soruya cevap arayan Alman kriminolog Andreas Lohmeyer, iki milyon olay üzerinde yaptığı çalışmayla hava sıcaklıklarının suç oranının artmasına neden olduğu sonucuyla karşılaştı.
Araştırmaya göre araba hırsızlığı, soygun ve zimmete para geçirme gibi ufak suçlar sıcaktan çok etkilenmiyor ancak cinayet ve adam yaralama gibi şiddet içerikli suçların hava durumuyla bağlantısı var. İstatistiksel olarak bir derecelik sıcaklık artışının, günde 0.7 oranında daha fazla suça sebep olduğunu belirten Lohmeyer, ağustos ayında 82 şiddet olayı yaşanırken, martın kapalı ve soğuk bir gününde rakamın 51’e kadar gerilediğini vurguluyor. Havaların ısınmasıyla cinsel suçlarda da artış görüldüğünü söyleyen Alman kriminolog, havalar güzelleştikçe soygunların arttığını, soğudukça azaldığını anlatıyor.
Suç ve hava sıcaklığı ilişkisini ortaya atan ilk kişi Lohmeyer değil. Fransız politik düşünür Baron Montesquieu de 1748’de hava durumunun suç işlenmesi üzerinde doğrudan etkileri olduğunu ve kanunların iklimlere göre oluşturulması gerektiği fikrini ortaya atmıştı.

‘Sıcaklık rekora gidiyor’
Bünyamİn Sürmelİ
Sıcaklıklar Güneydoğu başta olmak üzere İç, Güney ve Doğu bölgelerde son yılların rekoruna gidiyor. Güneydoğu’da birkaç gün ölçülecek sıcaklık 43-44 derecelerde olacak. Akdeniz’in ateşi de 40’a çıkıyor. İç Anadolu’nun rengini sarıya çeviren aslında Basra Körfezi’nin kavurucu sıcaklarıdır. Bu yılda bu dönemin normallerine göre hayli sert şekilde İç Anadolu’ya giriş yapan sıcak hava değerleri 37-38’lere taşıyor. Marmara ve Ege ise rekor olmasa da normallerinin 4-5 derece üzerine çıkıp bunaltabiliyor. 

Sadece batı serinleyecek
Sıcaklara karşı alınacak önlemlerden hep bahsediyoruz. Ancak bu sefer kesinlikle unutulmamalı sıcaklığın yüksek oluşu insan metabolizmasını olumsuz yönde etkiliyor ve vücut sıcaklığını 36.5-37 derecede tutmaya çalışırken bazen istenmeyen durumlar da ortaya çıkıyor. Bir de bunun üzerine direkt güneş ışınları eklenince sıcaklar bazen misliyle hissedilebiliyor. Özellikle yaşlılara bugünleri mümkün mertebe klimalı ortamlarda geçirmelerini hatırlatalım. Sıcaklar hafta sonunda Batı bölgelerde birkaç derece azalacak. Önümüzdeki hafta ise normallere inmeye başlıyor. Azalma yanlızca Batı için geçerli. 

Ramazan’da daha çok dikkat
Orta ve Doğu bölgelerin ateşi hafta sonunda ve önümüzdeki haftanın ilk günlerinde de yüksek olacak. Unutulmaması gereken en önemli şeylerden biri vücudun elektrolit dengesi. Sıcaklarda kaybedilen suyun ve tuzun yerine konması gerekiyor. Bol sıvı tüketilmeli. Ağır yiyeceklerden uzak durulmalı. Pazartesi Ramazan’ın da başlayacak olması oruç tutanlar için sıcakları bir kat daha etkin kılıyor. Oruç süresi uzun olacağından iftar ve sahur arasında su ve sıvı ürünler ihmal edilmemeli. Batı bölgelerde ağustosun ilk haftası normaller civarında seyredecek ancak normal dediğimiz de neticede ağustos ayının normali yani sıcak.

Anne adayları dikkat!
Op. Dr. Hakan Peker KADIN HASTALIKLARI uzm.
Sıcaklık ve nemin etkisiyle, terlemeye bağlı olarak sıvı kaybı fazla olur. Bu nedenle gebelerde tansiyon düşüklüğü, halsizlik, göz kararması, baygınlık görülebilir. Gebelerdeki sıvı eksikliğinin kabızlık problemini de getirmesiyle, hamilelerde kasık ve karın ağrıları ortaya çıkabilir. Vücutta sıvı eksikliği, idrar çıkışını azaltarak, idrar yolu enfeksiyonuna davetiye çıkarır. Tedavi edilmediği takdirde erken doğuma neden olan idrar yolu enfeksiyonuyla karşılaşmamak için anne adaylarının yazın günde en az üç litre sıvı tüketmesi gereklidir.
Hamileler gıda zehirlenmelerine karşı da dikkatli olmalı. Bulantı, kusma, ishal görüldüğünde doktorlara başvurulmalı. Son aylarda büyüyen rahmin akciğerlere baskısı nedeniyle, nefes darlığı olabilir. Bu şikayetler sıcaklığın ve nemin etkisiyle daha fazla hissedilir. Şikayetlerin daha az hissedilmesi için serin yerlerde istirahat edilmeli. Klimalı yerlerde soğuk etkiye karşı da anne adayı kendini korumalıdır.

Sıcak çarpmalarıyla nasıl baş edilir?
Prof. Dr. Sunay Sandıkçı, İç hastalıkları uzmanı
Sıcak çarpmalarında vücudun ısı ayar sistemi bozulur, aşırı su ve tuz kaybı yaşanır. Ateş, tansiyon düşüklüğü, aşırı yorgunluk, kramplar ve kalpte ritim bozukluğu gibi sorunlar ortaya çıkar. Zamanında müdahale edilmediği takdirde ölümlere neden olabilen sıcak çarpmaları yaşandığında, hasta hemen serin ve hava akımı olan bir yere alınmalı, giysileri çıkarılmalı, ciltten buharlaşma sağlayacak şekilde soğutulmalıdır. Vantilatör önünde cildi ıslatılabilir, soğuk su banyosu yaptırılabilir veya koltukaltı, boyun ve kalçalarına soğuk kompres uygulanabilir. Bilinci açıksa bol su ve tuzlu ayran verilmelidir. Ancak şuur bulanıklığı, havale gibi belirtiler görülüyorsa derhal hastaneye götürülmelidir. Sıcak çarpmalarına karşı beslenmeye de büyük özen gösterilmelidir. Vücut sıcak havalarda su ve tuz kaybettiği için bol sıvı almalı, susamayı beklemeden günde en az 2 - 2.5 litre sıvı tüketmeye özen gösterilmelidir. Alkollü ve kafeinli içeceklerden uzak durulmalı, ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı, bunun yerine sık aralıklarla ve az az; sebze ve meyveler tüketilmelidir.

‘Bitkinlik ölümcül olabilir’
Doç. Dr. Cem Oktay, Acİl tıp uzmanı
En çok görülen rahatsızlıklardan biri olan sıcak krampları, aşırı sıcaklarda kasların istem dışı ve ağrılı bir şekilde kasılmadır. Bu rahatsızlıkta, sıklıkla baldır, kol, karın ve sırt kaslarında kasılmalar görülür. İlkyardımda hastayı istirahat ettirmek, serinletmek ve elektrolit-karbonhidrat karışımı içeren sıvılar içirmek ön plandadır. Olumsuz hava koşulları sıcak bitkinliği olarak nitelendirilen rahatsızlığa da yol açar. Belirtiler çoğu kez aniden başlayan bu rahatsızlıkta, bulantı, kusma, halsizlik, kas krampları, baş ağrısı, bitkinlik ve aşırı terleme görülür. Sıcak çarpmasına hızla ilerleyebilir ve ölümcül olabilir. Sıcak bitkinliğinde hasta serin bir ortama alınmalı, yatırılmalı, serinletilmelidir.

Ofiste yaz nasıl geçer?
Çİğdem Özcan, Fİzyoterapİst 

*Yaz sıcaklarıyla terlemeler, dolayısıyla klima kullanımı artıyor. Terleyen vücut klimalı ortamlardaki ani ısı değişimleriyle zaten gün içinde yaşadığı olumsuz ergonomik koşullara yenileri eklenmiş oluyor. Boyun ve omuz tutulmalarını, baş ağrılarını önlemek için ofis ortamlarında doğru havalandırma koşulları yaratılmalı. 

* Küçük egzersiz hareketleriyle vücudu rahatlatmaya, doğru zamanlarda temiz havada molalar vermeye dikkat edilmeli. 

* Klimalı ortamlara girerken vücut ısımızı alıştırmaya çalışmalı ve soğuk havanın doğrudan üstümüze gelmesini önleyip yukarıdan hava sirkülasyonu yapacak şekilde ayarlanmalı. 

*Kalabalık ofis ortamı ve yoğun çalışma koşullarına uygun bir havalandırma sisteminin olmaması durumunda algıda zayıflık oluşur. Bu hatalarda ve tekrar sayısında artışa yol açar. Sağlık ve
işgücü kayıpları yaşanır. 

*Çalışma ortamınızda iyi bir havalandırma sistemi yoksa, mini bir fanla ortamı havalandırabilir ya da uygun zaman aralıklarıyla açık havaya çıkılabilir.

Yazlık ikili: Keten ve beyaz
Aslı Barış
Otuzlu yaşlardakiler hatırlayacaktır; birinci sınıfta Ünite Dergisi adında,
içinde çeşitli derslerin temel bilgilerinin bulunduğu kitapçıklar dağıtılırdı. Hayat Bilgisi ekinde şu ibare yer alırdı: “Yazın giydiğimiz giysilerde mümkün olduğunca ince ve açık renkli kumaşlar tercih edilmelidir.”
Ancak hayatlarımız dışarıdaki kavurucu sıcaklar ve püfür püfür klimaların estiği plaza ortamları arasında bölündüğünden ne giyeceğimizi şaşırır olduk. İşyerinin giyim kodlarına uygun giyinme zorunluluğu sıcaklarla birleşince, durum vahim bir hal alıyor. Ne kadar ‘açık renkler’ ve ‘ince kumaşlar’ seçersek seçelim, sabah yola koyuluğumuzda bunalıyor, işyerine geldiğimizde üşüyoruz. Bir terleyip bir üşümenin sonucu, yaz ortasında grip hatta zatürree olan talihsiz kent insanları...
Sıcağın tavan yapacağı haftayı hangi giysilerle geçirmeliyiz? Erkekler için kısa kollu keten gömlekler ve ince dokulu pantolonlar kurtarıcı durumunda. İç göstermeyen ve çok buruşmayan bir kumaş olmasına dikkat etmekte fayda var. Koyu renkli kumaşlardansa uzak durun.
İş ortamındaki giyim kodları çok ‘sıkı’ değilse, polo yakalı tişörtler bermuda tarzı pantolonlar tercih edilebilir. Kadınlarda ince askılı ya da bisiklet yaka beyaz elbiseler kurtarıcı. Etek boyları dizin bir ya da iki parmak üzerinde. Kumaşlarda poplin ya da ince dokulu pamuklu dokular, hem terlemeyi önler, hem de çok buruşmaz. Likralı kumaşlar ve dar kesimlerse ‘demode’ parçalardan. Klima mağduru olmamak için, ince bir paşmina ya da kısa kollu bir gömlek taşımakta fayda var. Ayakkabı olarak tek bantlı düz modeller ya da espadril tipi dolgu topuklular seçilebilir.