Atilla Dorsay sözünü tuttu: Artık yazmıyor!

Atilla Dorsay sözünü tuttu: Artık yazmıyor!
Atilla Dorsay sözünü tuttu: Artık yazmıyor!
Emek Sineması'nın yıkılması durumunda gazete yazarlığını bırakacağını açıklayan sinema yazarı Atilla Dorsay bugün Sabah gazetesindeki köşesinden okurlara veda etti.

Radikal.com.tr - Emek Sineması'nın yıkılması kararına karşı çıkan ve aksi durumda gazete yazarlığını bırakacağını açıklayan sinema eleştirmeni Atilla Dorsay bugün Sabah gazetesindeki köşesinden okurlara veda etti.

Dün sinema önünde yaşanan polis saldırısında da biber gazına maruz kalanlar arasında bulunan Dorsay Veda Zamanı başlıklı son yazısında Cumhuriyet, Milliyet, Yeni Yüzyıl ve Sabah'ta geçen gazete yazarlığını anlattı ve Emek Sineması, Taksim Gezi Parkı ya da Çamlıca Camii gibi konularda yazdığı yazılara hiç müdahele edilmediği belirterek teşekkür etti.
Dorsay'ın veda yazısının son bölümü şöyle:

...

Ne kadar büyük bir üzüntüyle olduğunu anlatamam.
Çünkü Sabah bir kitle gazetesiydi, hâlâ da öyle. Burada çok geniş, çok farklılıklar içeren, çok değişik dünya görüşlerine, ideolojilere, kültür ve yaşam düzeylerine sahip büyük bir kitleye seslenecektim.
Hem de ülkemizde gerçek birer kültür alanı oldukları hâlâ tartışmalı olan, sıradan insanın gündelik hayatına nüfuz edememiş iki alanda kalem oynatarak: sinema ve şehircilik. Şehircilikte de özellikle İstanbul .
Ama sanıyorum ki bunu başardım. Kimi zaman yaşanan krizlere, hatta kısa süreli ayrılmalara karşın, sonunda Sabah'ta 15 yıl yazdım. Bu basındaki belki en zor ve belalı, ama beni ayni ölçüde mutlu eden maceram oldu.
Ama ayrılma günü geldi.
Bunun temel nedenini biliyorsunuz: "Emek Yoksa Ben De Yokum" başlıklı yazımı hatırlarsınız. Bu sinemanın hem kendisi önemliydi, hem de temsil ettiği kültürel altyapı, tarihsel birikim ve yaşam biçimi. Bugün artık Emek yok.
Onun gerçek ve de simgesel önemini anlatamadık. Sabah bu ve Taksim Parkı, Çamlıca camii vb. konularda sütunlarını bana hep açtı, tüm eleştiri ve uyarılarımı kullandı. Sağ olsunlar...
Ama hiçbir girişimi değiştiremedik, hiçbir şeyi kurtaramadık.
Benim için artık ne sözün, ne de yazının önemi kaldı. Bu belki, artık sessiz kalmanın çığlık atmaktan daha önem kazandığı bir durumdu. Ve bırakmak kaçınılmaz oldu.
Bunca yıldır hep beni koruyup gözeten, uygar ilişkiler kurduğum tüm geçmiş ve bugünkü Sabah patronlarına, yöneticilere, yazar ve gazeteci dostlara, çalışanlara ve emekçilere gönül dolusu teşekkürler. Ayni biçimde, okur denen o büyük okyanusa da.. Yine bir yerlerde, en azından kitaplarda filan buluşmak umuduyla...