'AVM demek istemiyorlar'

Kamer İnşaat'ın ortaklarından Levent Eyüboğlu ile birlikte Emek Sineması'nı gezen oyuncu Derya Alabora ve sinema yazarı Fırat Yücel izlenimlerini aktardı.

DERYA ALABORA: Gittik gezdik Emek’in içini. Yetkililer sinemanın tüm tavan süslemelerini alıp yukarıya taşıyacaklarını belirttiler. Binanın alt katı pasaj olacak, birkaç sinema salonu ile beraber üst kat sinemalara ayrılacakmış. Tam AVM lafını kullanmak istemiyorlar. Kimseyi ikna edemediğimiz nokta sinemanın neden yukarıya taşınacağı meselesi. Alt katta çeşitli restoranlar ve dükkânlar olduğu zaman insanları çekebildiklerini, böylelikle sinemalara da seyirci geldiğini belirtiler. Tamamen ticari mantıktan yola çıkıyorlar yani. Asıl önemli konu anılarımızın yok olması, Emek’in dokusunun değişecek olması. Sesimizi duyan kimse yok. Esas sorun burada. Ülkedeki sanatçılar olarak kendi ülkemize sesimizi duyuramıyoruz.
FIRAT YÜCEL: Derya Alabora ile birlikte Emek Sineması’na giriyoruz, yüzümüz perdeye dönük, sol taraftaki duvarı yıkmaya başlamışlar bile. Bu manzaraya tanıklık ederken, bir yandan da Levent Eyüboğlu’nun sesini duyuyoruz: “Yıkmıyoruz, taşıyoruz.” Evet hâlâ böyle diyebiliyor. Onun sözüne inanacaksak niye içeri girdik, niye bakıyoruz, gözlerimiz ne işe yarıyor? Sanki yıkılmış duvarların hiçbir hükmü yok gerçeklik üzerinde. Nasıl yıllardır sinemasına sahip çıkan halkı ve sanatçıları hiçe saydıysa, ’ kamu ’dan saymadıysa, gören gözlerimizi de hiçe sayıyor Eyüboğlu. Bir hafızamız, tarihimiz de yok ona göre. “Duvar süslemelerini taşıyacağız 4. kata” diyor; Emek Sineması’nda tarihi olan tek şey onlarmış. “Siz bu mekânın tarihi sadece süslemelerden ibaret mi zannediyorsunuz?” diye soruyorum. Saygısızlık yapıyorum ona göre, ne de olsa hem körüm, hem de hafızasız. Blade Runner’daki Deckard’ım sanki; haddim değil ama hatırlıyorum. Ben 6 yaşındayken babam Erkan Yücel vefat ettiğinde, anma töreni burada, şu an gözlerimin önünde yıkılmakta olan Emek Sineması’nda yapılmıştı. Hakkâri’de Bir Mevsim’i ilk burada izlemiştim. Babamın oynadığı başka bir yasaklı filmi, Bereketli Topraklar Üzerinde’yi de yenilenmiş kopyasıyla yıllar sonra yine Emek Sineması’nda izlemiştim. Sonra 2 gün öncesini hatırlıyorum. Emek Sineması’nın sokağının önündeyiz, bu iki filmin yönetmeni Erden Kıral ile birlikte. Yeşilçam Sokağı’nın önünde gözümüze biber gazı, üzerimize tazyikli su sıkılıyor; kaçıyoruz. Çok garip değil mi, hatırlıyorum sayın Eyüboğlu, sayın Çelik. Hakkâri’de Bir Mevsim’i izlediğim sinemayı da hatırlıyorum, 2 gün öncesini, gözü gazdan kan çanağına dönmüş, zor nefes alan Erden Abi’yi de. Biliyorum, kendimden biliyorum, mekanların da insanların da hafızası vardır, taşıyamaz ve silemezsiniz.