Avusturya bahçesinde açılış

Avusturya bahçesinde açılış
Avusturya bahçesinde açılış
İKSV Caz Festivali'nin Avusturya Kültür Ofisi bahçesi de gerçekleşen 'gecikmeli açılış'ı güzel, gecede çalan Anthony Strong ve grubu ise 'çok şeker'di...
Haber: ATİLLA DORSAY / Arşivi

İKSV Caz Festivali’nin açılışı
bu yıl alışılmadık biçimde, ancak üçüncü gece ve de klasik Esma Sultan yalısı dışında yapıldı. Kenti sallayan Gezi olayları, birçok semti ‘riskli’ kılmış ve yönetimi farklı mekanlar aramaya itmişti. En çok da konsolosluk bina ve bahçelerine...
Çok da iyi oldu. Bu sayede İstanbul ’da, hükümetin asker ve kamu elindeki son yerleri de ‘ekonomiye’ ( (yani ranta demek istiyorlar!) açma girişiminden sonra geriye kalan sayılı alanlar olan bu yerleri birer-ikişer keşfetmeye başladık. Bu yılki ‘yarı resmi ’ açılış için seçilen Yeniköy’deki Avusturya Kültür Ofisi bahçesi de eski ve soylu yapıları, kat kat yükselen geniş bahçesiyle sanki bir cennetti. Ve festivalin ana oteli olan Talimhane Martı Otel’in sponsorluğundaki kokteyl bir düş gibiydi. Bu yılın onur ödüllerini alanlardan Durul Gence duygusal bir konuşma yaptı. Bu muazzam müzik adamının anılarını bitirmek üzere olduğunu duymak sevindiriciydi. Bir diğeriyse, ancak benim kuşağımın hatırlayacağı bir addı: ağız armonikasıyla caz çalan Hasan Kocamaz. Beyoğlu’nda açtığı kulübe gidip onu dinlemişliğim vardı. Ve plakları olmadığı için, ayni işi ABD ’de yapan Larry Adler’i keşfetmiş ve albümlerini edinmiştim. O gece gelemedi, ödülünü kızı Ayşe Kocamaz Mortas aldı. Bu büyük öncüye selam yollamayı ihmal etmedim.
Konsere gelince... Bu açılışlarda, malum, en iyi ve ünlü gruplar yer almaz. Bu kez İngiliz şarkıcı ve piyanisti Anthony Strong ve grubu vardı. Beş genç müzikçinin ortalama yaşları, sanırım 25’i geçmezdi. Bu nedenle heyecanlı ve dinamiktiler. Ama müzikleri hiç bir yenilik içermiyordu. Hani düğünlerde çalan orkestralar vardır. Kalabalığı memnun ederler, ama devrim yapmazlar, sürpriz sunmazlar, yaprak bile kımıldatmazlar.
Bu sempatik beşli de öyleydi. Koyu renk elbise ve kravatlarıyla çok şekerdiler. Luck Be A Lady, Stepping Out with My Baby, It’s Delovely, Cheek to Cheek vb. parçalarla The Great American Song Book’a ve özellikle Cole Porter’a uzandılar. En ‘süblim’ an ise, ölümsüz When I Fall In Love’la yaşandı: Nat King Cole ve Doris Day’in hayalleriyle birlikte...İyi ki müzik var, iyi ki Boğaz (hala) var, iyi ki İKSV var...