scorecardresearch.com

Ayhan Aydan'ı tanımak

Ayhan Aydan'ı tanımak

Soprano Ayhan Aydan, dönemin başbakanı Adnan Menderes le ilişkisini, Yassıada daki Bebek Davası nda anlatmıştı.

Hikâyesi şimdilerde dizi olacak Ayhan Aydan'ın ismi hepimize Adnan Menderes'i anımsatıyor belki, yine de onun zamanında ne kadar önemli bir opera sanatçısı olduğunu unutmamak gerek.
Haber: SİNEM DÖNMEZ / Arşivi

Bundan tam 64 yıl önce bugünden bir not; “Atina’da sahnelenen ‘Madame Butterfly’ temsilinde başrolü oynayan soprano Ayhan Alnar büyük başarı kazandı Yunanlı seyirciler temsil bitiminde Ayhan Alnar’ı ayakta alkışladılar.” Bir başbakana âşık olmasaydı, Ayhan Aydan ismini Adnan Menderes’in büyük aşkı olarak değil, dünyaca ünlü bir soprano olarak bilecektik.
Bir yanım tutkulu bir aşk hikâyesi anlatmak istiyor, bir yanım bu tutkulu aşktan nefret ediyor. Bir yandan bu kadar cesur, bu kadar güçlü bir kadına üzülmek ayıp gibi geliyor. Yassıada’da süren Adnan Menderes aleyhine açılan davalardan Bebek Davası, tek beraat ettiği dava. O da Ayhan Aydan’ın tanıklığı sayesinde. İlk öğrendiğimden beri düşünür dururum, kızgın mıydı, kırgın mıydı, kızsa da kime kızacaktı? Büyük adamların büyük aşkları hiç konuşmazdı ya, o da öyleydi. Opera aşkını da, kaybettiği iki oğlunun acısını da, bir başbakana olan aşkını da gömen Ayhan Aydan dört yıl önce, 85 yaşında vefat etti. Kızgın mıydı, kırgın mıydı hâlâ merak ettirerek, yalnız ve sessizce.
Adnan Menderes’le 1951’de tanıştıklarında başlayan aşklarına ne Ayhan Aydan’ın ne de Menderes’in evliliği engel olabilmiş. Orkestra şefi Hasan Ferit Alnar’la 19 yaşında evlenmiş, bir oğlu olmuş. Şanssızlığa bakın ki, 1963’te onu da kaybetmiş. Yaşadıkları ilişki sürerken, Menderes eşinden boşanmalarını istemiş. Uzun yıllar sürmüş aşk, kıskançlıklar, mektuplar ve kürtajlarla...


‘Bütün emelim ondan bir çocuk yapmaktı’
İsmini Dünyam koymuş Adnan Menderes’in yaşamayan bebeğinin, davanın öznesi bebeğin. Mahkemede, en ince detaylarına kadar anlatmak zorunda kalmış. Hâkim, “Sanık Adnan Menderes evli. Tabii siz de bilirsiniz, münasebetiniz devam ettiği için. Evli olduğu halde onunla münasebet tesis etmişsiniz ve ondan meşru olmayan bir çocuk dünyaya gelmiş. (…)” Cevaben, Ayhan Aydan, “Adnan Menderes’i 51 senesinde tanıdım ve kendisini çok sevdim. Çocuğu da çok seviyordum. Bütün emelim ondan bir çocuk yapmaktı. Ve maalesef bunda muvaffak olamadım (...)” demiş. Duyunca etkilenmemenin imkânsız olduğu bir vurguyla. Belki de ondan yapacakları dizinin ismi, ‘Onu Çok Sevdim’dir. Bebek Davası tutanaklarını okursanız siz de bir kadının o kadar insanın içinde nasıl da aşağılanmaya çalışıldığını dehşetle görebilirsiniz.


İlk yurtdışı başarısı onunla
Ayhan Aydan, 2 Nisan 1948’de Ankara Opera Binası’nın açılışında sahneye konan Ahmet Adnan Saygun’un ‘Kerem’ operasında 1. sahnede solist olarak sahneye çıkıyor. 3 Mart 1949 tarihi ise Atina’da sahnelenen ‘Madame Butterfly’ temsilinde başrolü oynayan soprano Ayhan Aydan’ın kazandığı büyük başarıyla hatırlanıyor. Filiz Ali, 13 yıl önce yazdığı yazısında anlatıyor; Ayhan Aydan, 1944’te Ankara Devlet Konservatuvarı Yüksek Opera Bölümü’nden mezun olmuş. Aydan, ‘Figaro’nun Düğünü’ operasındaki Susanna rolü, Smetana’nın ‘Satılmış Nişanlı’ operasındaki Marjenka ve Puccini’nin ‘La Boheme’ operasındaki Mimi rolleriyle başarı kazanmış. Hocası Carl Ebert, Glyndebourne Festivali’nin savaştan sonraki ilk sezonunda Ayhan Aydan’ı ‘Figaro’nun Düğünü’ operasındaki Susanna rolü için Glyndebourne’a götürmek istemiş ancak Ayhan Aydan gitmemiş. Gitmesine o yıllarda evlendiği orkestra şefi Hasan Ferit Alnar’ın izin vermediği söyleniyor.
Cevad Memduh Altar, ‘Opera Tarihi’ kitabında, Ayhan Aydan’dan söz eder; “Yurtdışında tanınmamızı gerektiren ilk önemli olay, konservatuvardan henüz mezun olan soprano Ayhan Alnar’ın, Carl Ebert’in yönetimi altında İngiltere ’de Edinburgh Festivali’ne davetli sanatçı olarak katılması ve bir Mozart operasındaki başarısıyla başlamıştı.”
Evet, Ayhan Aydan dendiğinde aklımıza opera değil, Adnan Menderes geliyor. Halbuki Ayhan Hanım, “Sana şükran borçluyum Adnan! Ama hayatımın başarılarını senin gölgende değil, kendi gayretimin sonucunda sağlamak isterim. Ben opera için varım ve onunla varlığımı sürdüreceğim. Hayatımın bütün gururlarını bana verdin. Ne olur benden alma” diyor, operayı bırakmasını isteyen Adnan Menderes’e.
Tam 85 yaşında ölmüş Ayhan Aydan. Çok yaşamış. Neredeyse hiç konuşmamış. Hikâyesi pek çok kez film, oyun yapılmak istenmiş, Can Dündar’ın yaptığı röportajdan ve Yılmaz Karakoyunlu’nun ‘Yorgun Mayıs Kısrakları’ romanından biliyoruz bildiklerimizin çoğunu. Şimdi, ‘Onu Çok Sevdim’ dizisi başlayacak, bir aşk üçgeni halinde anlatacaklar dönemi ve aşklarını. Bu güçlü, cesur kadını nasıl anlatacaklarını ben de merak ediyorum. Onu kurban, mağdur olarak görmek mümkün, hem de çok. Ama eminim benim gibi onların da gönlü elvermez.

http://www.radikal.com.tr/112358811235881

YORUMLAR
(1 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Soprana "aşk" diyor. - citizen

Aşk'ı kim kime karşı böyle yüreğinde duyduğu gibi haykırarak söyleyebiliyorsa ona mutlak saygı duymak, önünü ilikleyerek dinlemek gerekiyor. Burada ne sosyal kat, sosyal durum ne statü ve ne de iki kişinin dışındaki hiçbirşey pek fazla anlam taşımıyor. O evliymiş, bu şöyleymiş laf-ı güzaf. Aşk gireceği kapıdan vize almaz. Önmli olan ondan sonra o kapıda nasıl yaşayabileceği. Ve bir tanık sandalyesinde "onu çok sevmiştim" diyebilmesi...