Ayılar deliriyor mu?

Ayılar deliriyor mu?
Ayılar deliriyor mu?

Can, GPS tasmalı bir ayıyla... Kendisi şu an anstezinin etkisinde, muhtemelen tatlı rüyalar görüyor.

Bir ayı, köyün imamını öldürdü, ortalık karıştı. Uzmanlık alanı bozayılar olan biyolog Özgün Emre Can'a dertleri nedir diye sorduk
Haber: PINAR ÖĞÜNÇ - pinar.ogunc@radikal.com.tr / Arşivi

Erzurum’un Pazaryolu ilçesinde köy imamı Özer Bakır’ın bir ayı saldırısı sonucu hayatını kaybedişi, üzerine Çevre ve Orman Bakanlığı’nın verdiği ‘vur emri’, katil ayı peşinde çiftelerle gezen yöre halkı… Son haftalar ‘insanlara karşı ayılar’ temalı yoğun bir tartışma gündemiyle geçti.
Uzmanlık alanı bozayı, kurt gibi etobur memeliler olan biyolog Özgün Emre Can’ın bu olayı ilk duyduğunda “Ne olur gerçek olmasın” deyişi, herkesinkinden biraz daha farklıydı. Kaptan Cousteau’ya hayran, her tür hayvanla muhabette bir çocuk olarak büyüyen Can, Türkiye ’de geçmişi çok da eskiye dayanmayan yaban hayatı ekolojisi üzerine var olan birçok projenin içinde yer almış biri. Halen Doğa Derneği’nde Büyük Memeliler Araştırma ve Koruma Koordinatörü. Yani bozayıların özel hayatına dair en fazla bilgiyi alacağınız isimlerden.
Türkiye’de ayılar esas olarak Karadeniz Bölgesi, Doğu Anadolu , yer yer Batı Anadolu ve Akdeniz Bölgesi’ne yayılmış durumda. Türkiye’de ve Avrupa’da bulunan ayıların hepsi bozayı; bilimsel adıyla Ursus arctos. Bu olay sonrasında Erzurum’da 1500 ayının bulunduğu iddialarına o pek katılmıyor. Bu hesaplanması zor bir rakam. Şu an eldeki veriler üç binle dört bin arasında birey olduğunu gösteriyor. Evet, bu âlemin jargonunda ‘birey’ demek icap ediyor.
Peki bu elim hadise sonrası galeyana gelen halkın iddia ettiği gibi Erzurum’un ayıları gerçekten çığırdan çıktı mı? Can, bozayıların son 30-50 yıllık dönemde yaşam alanlarının kalitesinin düştüğünü, ayı kaynaklı sorunların bu süre içinde arttığını düşünüyor. Hatta daha geçen mayıs ayında Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü bir çalıştay düzenlemiş; Bozayı-İnsan Çatışması projesi şu an yürütülmekte. Bu önemli, çünkü maalesef Can, gelecekte ayı kaynaklı sorunların artacağı kanaatinde.

Yaban hayatın paparazzileri
Bir leopar da olabilir, bir bozayı da, kızböceği de… Zorlu doğa koşullarında, izlenmek istenen hayvanın yaşam modeline göre, günlerce arazi çalışması yaparak münasip bir yere fotoğraf makinesi yerleştiriliyor. Ondan sonra iş, diyelim iki hafta sonra bu faydalı ‘paparazzilerin’ doğal hayattan belgelediklerine bakmaya geliyor. Can sadece bu çalışmalar yüzünden son altı yıl içinde dünyanın çevresini üç kere dolanacak kadar kara yolculuğu yapmış. Şimdiye dek kalbini en hızlı attıran kareyi soruyorum. Karabük’te Yenice Ormanları’nda çektiği birbirine bakan iki kurt; milyonda bir denk gelecek kare…
Hayatı yaban dünya, sıklıkla da vahşi, asla evcilleşmeyecek hayvanlar olan bir insanda korku olmaz mı? Can’a göre korku hayatta kalmayı sağlıyor; o yüzden lüzumlu ve de sağlıklı. Ama sorarsanız trafikte araba kullanmaktan daha fazla korkuyor. Çekindiği bir şey varsa, o da vahşi hayvanlardan çok, dış parazitlerle ve sivrisineklerden bulaşan hastalıklar… Yurt içinde de, dışında da kuduz, şarbon, Kırım Kongo, Lyme hastalığı, Batı Nil Virüsü gibi ciddi hastalıkların olduğu bölgelerde bulunmuş. Hatta bu hastalıklardan bazılarını taşıyan keneler, sivrisinekler tarafından sokulduğu da olmuş; neyse ki şanslı. Arazi çalışmalarında da birkaç kez hayati tehlike atlatmış, ama özellikle altını çiziyor, hiçbiri kurt veya ayılarla ilgili değil.
Bir kurt olabilir, bir ayı da, teke tek ilişki kurduğu, basbayağı sevdiği bir hayvan oldu mu peki? Hiç cüzdanında bir hayvanın fotoğrafını taşıdı mı? 15 yıldır cüzdanında artık yaşamayan Topak adlı köpeğinin resmi var. Hiçbir kurdun ya da ayının fotoğrafını taşımamış. Ama sebebi vahşi hayvanların vahşi doğaya ait olduğunu düşünmesinden…


Eyvah bir ayı gördüm, ne yapmalıyım?
Bozayılar ve diğer birçok etobur, yırtıcı ayı türünün aslında insanla çok işi yok. Ama diyelim karşılaştınız. Öncelikle uzaktan gördüğünüzde onun olduğu yöne gitmiyorsunuz, bu net bir kural. Emre Can’a göre ayılarla yakın ve sürpriz karşılaşmalar tehlikeli; özellikle yavruları olan dişi bir ayıyla … “Vahşi hayvanların kişisel alan algıları vardır. Bu alana girmişseniz hayvan doğal olarak ona zarar vermek için yaklaştığınızı sanabilir. Bunun için yanınızdaki arkadaşınızla normal bir şekilde konuşabilir, kendi kendinize ses çıkarabilirsiniz. Bu şekilde sesinizle etraftaki hayvanları uyarmış ve kaçırmış olursunuz.  Bir ayıyla yakın mesafeden karşılaşırsanız, asla ani hareketler yapmamak, asla da koşmamak gerekiyor. Bozayılar hızlı koşar, ağaçlara çıkarlar. Sakin bir şekilde geri geri oradan yavaşça uzaklaşmaya çalışmalı. Bu esnada sakin bir ses tonuyla konuşmanızın faydası olabilir. Sakin ses tonu hem sizin sakin kalmanızı hem de hayvanın ruh haline etki eder. Dikkat, ayıların iki ayak üzerine kalkması her zaman saldıracağı anlamına gelmez, ayağa kalkıp daha iyi koku almaya ve kokunun kaynağını tanımaya çalışıyor olabilir.


    ETİKETLER:

    Akdeniz

    ,

    Dünya

    ,

    Türkiye

    ,

    Anadolu

    ,

    Hadise