'Ayrılıkçı' bir saadet: THY ile Barça

'Ayrılıkçı' bir saadet: THY ile Barça
'Ayrılıkçı' bir saadet: THY ile Barça

İLLÜSTRASYON: TURGUT YÜKSEL

'Ayrılıkçı' Katalanların takımı FC Barcelona, THY ile resmi sponsorluk anlaşması imzalayınca çıkan diplomatik kriz, nerede yaşadığımızı hatırlattı. Şimdi ya kızgın Real Madridliler uçaklarımıza doluşup tuvaletlerin içine eder, hosteslerimize asılırsa... İnsan düşünmek bile istemiyor!
Haber: TAN MORGÜL / Arşivi

Hadise şuymuş: 2009 yılında önüne gelen her kupayı alan, ‘bir kulüpten daha fazlası’ olan FC Barcelona,
nam-ı diğer Barça, Türk Hava Yolları ile resmi sponsorluk anlaşması imzalamış... ‘E, süpermiş!’ denebilir. Lakin ‘halt’ edilir! Çünkü peşi sıra kopan tartışmalara, yapılan yorumlara bakınca nerede yaşadığımızı bir daha anlıyoruz. Nasıl mı?
Buyurun, buradan yakalım: İspanyol yetkililer, ülkelerini ziyaret eden TBMM heyetindeki vekillere, “THY neden ayrılıkçı Katalanları destekleyen Barcelona ile sponsorluk anlaşması yaptı?” diye sormuş. ‘Birkaç sohbette’ (nefis laf) İspanyollar, THY ile Barcelona arasındaki sponsorluk anlaşmasından duydukları rahatsızlıkları anlatmışlar. Sonra demişler ki: ‘Hadise diplomatik soruna dönüşecek kadar ciddiymiş’.
Burası ise tam evlere şenlik: ‘THY neden Real Madrid’le anlaşma yapmamış? Bu işin ‘önü arkası iyi planlanmış’mış. Hatta heyete rehberlik eden rehber bile durumdan rahatsızmış. Lakin, haberde saklanan ‘gizli’ özne ve ünlemden anlıyoruz ki, İspanyollar kadar bizimkiler de rahatsız. Tartışmalara yapılan ‘okuyucu’ yorumlarından sonra da emin oluyoruz: Meğer ‘demokratik açılım’ tahminimizden çok daha geniş ve kapsayıcıymış! Katalan, Bask, Korsika, artık Avrupa’da ne kadar ‘ayrılıkçı’ varsa, hepsi açılıma dahilmiş. Nasıl mı? E zaman iletişim ve ulaşım çağı olduğu için: Uçarak. Hakikaten bambaşka evreye geçmişiz, ona kanaat getiriyoruz. Uçtuğumuz kesin; tek farkla, uçak kullanmadan... Genelkurmay da haklı bir yerde: ‘Toplum olarak, ne hale geldik biz böyle!’

Hücre bölünmesine bile karşıyız
Öncelikle, tekmilimizi verelim: Ne milli servete, ne de borsada yükselen hisse senedine muhabbet gösterecek değiliz. Bu yaşa geldik, ne servetin millisini, ne de milletin servete doyduğunu görmedik. Hal böyle olunca THY bu işi becerdi diye de zevkten tepinmeyiz. Hem bu millet denen şey ‘hayali cemaat’ değil midir? Neyse, konu başka... Lakin, futbol endüstrisinden ve marka değerinden az biraz anlayanlar için Barça’yla böyle bir anlaşma yapılması büyük bir başarıdır, onu belirtelim. İşin mali boyutu bir kenara, özellikle pazardaki görünürlük ve marka prestiji açısından (Ne sevimsiz kelimeler kullandım böyle). Meseleye yatırım açısından bakınca da, sermayenin gezegende dolaşırken böylesi ‘hayali’ mevzularla çok zaman kaybetmediği de bilinir. Hele ki mevzu, İspanya’nın en zengin ve dışa açık bölgelerinden biri olan Katalonya ve onun en değerli markası Barça olunca...
Tabii, Türkiye’de yaşıyoruz; tüm bu objektif malumatı bir kenara koymak durumundayız. Hakeza, ‘duyarlı’ vekiller (ve asiller) konu ‘ayrılıkçılık’ olunca o kadar hassaslar ki, mazallah ‘hücre bölünmesi’ne bile kıllanacaklar; ribozoma, mitokondriye dayılanacaklar. Yalnız topa R.Madrid ve taraftarları ile girmek çok sevimsiz. Hatırlatmakta fayda var; onca yıllık diktatörlüğü zamanında, çokdilli ve kültürlü İspanya’yı ‘Castillan’ bir tabutluğa sokan General Franco, fanatik bir R. Madrid taraftarıydı.
Biraz malumat gerekli: Barcelona, İspanya Krallığı’nın idari ve yönetsel açısından özerk statüye sahip 17 bölgesinden biri olan Katalonya’nın merkezidir. Şehirde hem Katalanca hem de İspanyolca (Castillan) kullanılır. Kulübün web sitesi ‘fcbarcelona.cat’tir; cat, malumunuz, kedi anlamına gelmiyor. Gayriresmi statüye sahip Katalonya ‘milli’ takımı, aralarında Hollanda, Arjantin gibi ülkelerin de bulunduğu ülke takımları ile dostluk maçı yaparlar. UEFA da FIFA da ses etmez, hatta İspanya’da bile öyle kayda değer tepki olmaz. Namlı ‘sağcı’ları saymazsak...
Hatta, izlemiştik; bu maçların birinde statta devasa bir ‘Burası İspanya değil, Katalonya!’ pankartı açılmıştı. Yer yok, devam edemiyoruz, lakin meşru ‘ayrılıkçılık’ verileri o kadar çok ki; kimsenin ölmediği, içeri tıkılmadığı, kafasının gözünün yarılmadığı... Farkındayız, tüm bu gelişmeler duyarlı vekillerimizi-asillerimizi üzecek ama atı alan çoktan Üsküdar’ı/ Madrid’i geçti.
Peki, Katalan ayrılıkçılarla sponsorluk anlaşması imzaladı diye, ciddi ‘sorun yaşayacak’ diğer şirketler kim onlara bir bakalım: Nike, Audi, Telefonica (İspanyol Telekomünikasyon devi), TV3 (Katalonya televizyonu), La Caixa (Katalonya merkezli Avrupa’nın en büyük finans kuruluşlarından) ve Estrella Damm (Bira). Şimdi tabii, Nike ve Audi’nin tuzu kuru, kökü dışarıda gibi ‘maksatlı yorum’lar yapılabilir. Lakin Telefonica denen şirketin kökleri konusunda herhalde çok da şüphe yoktur. Aslında bir taraftan da o kadar saçma bir muhabbet ki şu yaptığımız; Katalan da olsa, İspanyol da, dünyanın birçok bölgesinde çalışan bu ulusötesi şirketleri hâlâ ‘ulusal’ parantezlerde açıklamaya çalışıyoruz, of ki ne of... Yahu, sermayeden bahsediyoruz, muhafız alayından değil... Adamın işi gücü var, bunlarla mı uğraşacak (Bu arada Audi’nin oldukça ‘pragmatik’ bir tavır izlediğini ifade etmek gerekir; kendileri aynı zamanda R. Madrid’in de resmi sponsoru)...

Real Madrid’in intikamı
Bir diğer kurum var ki, Barça’yı destekledi diye töhmet altında kalacak, onun ismini anınca durum iyice karmaşıklaşıyor: UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu). Hadise iki açıdan önemli; ilki, 111 yıllık tarihinde, formasına Katalan bayrağı muamelesi yapıp önüne hiçbir reklam almayan bir kulüp bunu yapıyor. Ki eski başkanlardan Jose Luiz Nunez ettiği şu lafla hadiseyi özetliyor herhalde: “Hiç kimse bize, logoları ile formamızı kirletecek yeterli parayı ödeyemez”. Diğeri de Barça’nın bunu bedelsiz yapması. Tabii çok ihtiyaçları da olduğu söylenemez. Ama zaman da değişti, Barça’yı da çok abartmamak lazım. Velhasıl yetkililerin lafıyla hassaslaşan (veya her daim hassas olan) vekillerimize sormak lazım, acaba UNICEF muhabbeti de geçti mi o meşhur ‘birkaç sohbette’...
Bir de hatırlatma: Vekillerimiz konunun nereye varacağı konusunda dikkatli olmalıdır. Hatırlatmayı görev biliriz, vaktizamanında İtalya’yı da ‘ayrılıkçılar’a destek verdi diye, tu kaka yapmış, malları protesto için enteresan yöntemler keşfetmiştik: Buzdolabı üstünde tepinmiş, motosiklet yakmış, saç kurutma makinesi ısırmıştık.
Şimdi de duyarlı İspanyollar, ‘yetkililer’, R. Madridliler THY uçaklarına sızıp hosteslerimize sarkıp, yemekleri yere döküp, yiyip yiyip tuvaletlerin içine ederse, oraya buraya tatak sürüp yolculuğu burnumuzdan getirirlerse, ne halt yiyeceğiz... Hassas meseleler bunlar; düşününce bile insanın tüyleri diken diken oluyor. 

Kıssadan ‘beleş’ hisse
Hal böyle olunca, ‘Aklı bitirme planları’nın yaşandığı bu ortamda bir-iki not düşmemiz elzem oluyor. 
* Markaların kendi kaderini tayin hakkı vardır. Ulusların ise tahin-pekmez hakkı... 
* CHP’li vekiller ve bazı muhalif ‘asil’ler duyarlılık işinin ayarını gitgide kaçırmaktadırlar. İspanyol yetkililere ‘Sizin ettiğiniz de laf mı? Ne alakası var!’ diyeceklerine, işi ne hale getiriyorlar. Ama bunu nedense çok sık yapıyorlar. Katalan milliyetçiliğini ve THY’yi kullanıp ‘bütünleştirici’ siyaset yapıyorlar. Daha doğrusu hadiseyi fena zorluyorlar. 
* AKP’yi ‘dövmek’ için de olsa, tüm sınırlar ve toprak bütünlükleri için de olsa bu tip toplara R. Madrid ‘şişirmeleri’ ile girilmez. Girilse de pozisyon olmaz... Yani R. Madrid ortası ile Barça’nın ceza sahasına girecen ve kalede Temel Kotil’i umacan... Bi kere kalede Victor Valdez var, hayatta yemez. E ekran başında da biz sevgili seyirciler varız. Biz de yemeyiz! Hiç gerek yok yani. 
* ‘Birkaç’ sohbette enteresan tespitlere doyamayan ‘yetkili’lerin lafları ile ‘ayrılıkçı’ geyiklere girilmesin lütfen. Hem neden elin Katalanı olunca ‘ayrılıkçı’, memlekete gelince ‘bölücü’ olunuyor, lütfen bir duyarlı ağız da bunu açıklasın...