Az daha yeniden sokak kedisi oluyordum!

Az daha yeniden sokak kedisi oluyordum!
Az daha yeniden sokak kedisi oluyordum!
Haber: Pişo - pisokedi@gmail.com / Arşivi

PİŞO’NUN GÜNLÜĞÜ
Geçen hafta başıma gelenlere inanamayacaksınız. Yani verilmiş sadakam varmış ki şimdi oturup size bu satırları yazabiliyorum. Yeniden sokak kedisi olmama ramak kalmıştı. Anlatayım...
Pazartesi akşamı bizimkiler oturmuş maç seyrediyordu. Ben de balkonda yıldızlara bakıyordum. Sonra adam kalkıp, kadın üşüdüğü için Kansız mıdır nedir!) balkonun kapısını kapattı. ‘Beni görmedi, nasılsa sonra fark edip kapıyı açar’ diye düşündüm. Sonra uyuyakaldım. Uyandığımda ev sessizliğe ve karanlığa bürünmüştü. Beni balkonda unutup gidip yatmışlar anlayacağınız. Bizim hain Kiraz da uyarmamış belli. Bunlar da hiç, ‘Pişo nerede?’ diye düşünmemişler.
Aç biilaç, karanlıkta, sabahı beklemeye başladım. Bir yandan da Allahtan kış değil diye Polyanna’cılık oynuyorum. Sabaha karşı kulağımı bir şeylerin gıdıkladığını fark ettim. Bir baktım, kelebeğin teki kafamda uçuşuyor. İçimde bir şeyler gıcıklandı. Kelebekti, pervaneydi, hiç dayanamam bilirsiniz. Bir anda nerede olduğumu unutup kelebeğin peşinden zıplamaya başladım. Ardından büyük bir gümbürtü koptu. Cam kenarındaki sardunya saksılarının paramparça olduğunu fark ettim.
‘İşte şimdi yandın Pişo’ dedim kendi kendime. Yerde iki ölü, bir yaralı sardunya. ‘Kesin bana çok kızacaklar, en iyisi balkondan atlamak suretiyle kendimi intihar edeyim’ dedim ve korkulukların kenarına çıktım. Aslında atlamaya niyetim yoktu. Ama kalleş kelebek gelip burnumun üzerinden uçmasın mı? Bir hamle yapmamla kendimi havada buldum. ‘Buraya kadarmış, şimdi beton zemine çakılacağım’ derken yağmurdan yumuşamış toprağa gömüldüm. İlk önce kıpırdamaya korktum. Sonra yavaş yavaş uzuvlarımı hareket ettirip kırık çıkık var mı diye baktım. Boru değil, üçüncü kattan düşmüştüm.
Sonrası çok hızlı gelişti. Evden kaçıp ağaçta mahsur kalalı neredeyse bir yıl olmuştu. O kadar zamandır uzaktım sokağın tehlikelerinden. Hemen kendime saklanacak bir yer bulmalıydım. Merdiven altındaki yüksek toprak tepecik çok uygundu. Toprağa başımı gömdüm ve beklemeye başladım. ‘Sabah benim evde olmadığımı fark edip hemen aramaya başlarlar nasılsa’ diye düşünüyordum. Neredeyse dört saat bekledim. Sonunda kadının ağlamaklı bir şekilde “Pişööööö” diye bağırdığını duydum. Ama korkudan çenem kenetlenmiş, ses çıkaramıyorum ki. Ardından, Rafet efendiden yardım istemiş olmalılar ki, onun sesini duydum: “Burada bir kedi var ama yüzü görünmüyor.”
Ben kafamı toprağa gömüp gözükmediğimi sanarken, popo kısmım olduğu gibi ortadaymış. İyi ki de öyleymiş. Bizimkiler hemen koştular. Kadın yanıma tırmanıp beni kucağına aldı. “Ahh Pişocum, biz nasıl seni balkonda unuttuk. Affet oğlum” diye beni mıncıklamaya başladı. Sonra eve çıktık. Ben tabii direkt yeri öptüm. Neyse ki saksıların lafı hiç açılmadı. Ben de onları affettim gitti.
İyi hafta sonları...

Acar muhabir Pişo’dan haberler 
* Suç Pittbull’ların değil!
Cadı avcılığını ne çok seven bir milletiz. İnsanlar konusunda da hayvanlar konusunda da. Pitbull’ların yaşam hakkı ellerinden alınıyor biliyorsunuz. Halbuki bu hayvanları yakından tanıyanlar bilir ki, Pitbull’u nasıl yetiştirdiğin önemlidir. Köpek dövüştürenlerin peşine düşmek gerekiyor, Pitbull’ların değil. Saldırgan şekilde yetiştirilmediğinde Pitbull’ların, çocukların yaptığı can acıtıcı hareketlere en iyi tahammül eden ve dünyada insanları en az ısıran köpek ırkı olduğu söyleniyor. 

* Hayvanların çığlıkları sokağa
4 Ekim’de dünyanın her yerinde herkesin düdükleriyle, tencere/tavasıyla, vuvuzelasıyla, çığlıklarıyla katılacağı, dakikalarca sürecek bir yürüyüş yapılacak. Sessizce ölüme gönderilen hayvanlar için ses yükseltilecek. Herkes hazırlansın!

* İşte gerçek bir kahraman!
Haberlerde vardı, Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde son günlerdeki aşırı yağışlar sonucu oluşan sel sularına kapılan küçük bir köpek, yardımsever bir vatandaş tarafından kurtarılmış. Gökırmak’ta sel sularına kapılıp, çalılık birikintilerinin üzerine tutunarak yaşam mücadelesi veren köpeği kurtaran Recep Gümüş’e buradan bir selam gönderiyoruz.