Az zamanda çok hayran kazandılar

Az zamanda çok hayran kazandılar
Az zamanda çok hayran kazandılar

Yaz sezonunun öne çıkan dizilerinden Güneşin Kızları , perşembe günleri saat 20.00 de Kanal D de. Fotoğraf: Muhsin AKGÜN

Ekranın yeni ikilisi şöhret basamaklarını hızla tırmanıyor. 'Güneşin Kızları' dizisinin genç yıldızları Berk Atan ve Burcu Özberk'le hayatlarındaki bu değişimi ve herkes tarafından tanınmanın artılarını-eksilerini konuştuk.

Berk Atan
Ekrana çıktığınız an sosyal medyada yorumlar başlıyor. ‘Allah Berk Atan’ı sırf biz kadınların gözü doysun diye yarattı’ tweet’i haber bile oldu... Bu egonuzu nasıl etkiliyor?
- Hoşuma gidiyor ama karakterimi değiştirmiyor.

Peki hayatı?
- Bu bir meslek, hayatımda değişen tek şey tanımadığım insanların artık beni tanıyor olması. ‘Güneşin Kızları’ benim için dönüm noktası oldu. Sokakta arkamdan “Sevgilini sen öldürmedin” diye bağırıyor, fotoğraf çektiriyorlar. Ama birinin bana “Ne güzel gülüyorsun” demesi yerine “Ne güzel oynuyorsun” demesi beni daha mutlu ediyor. “Yakışıklısın. Güzelsin” gibi sözler çok utandırıyor.

Kadınlar etrafınızı sarmışken tek eşlilik mi özgür hayat mı?
- Kesinlikle tek eşlilik. İlişkilerim hep uzun soluklu oldu. Benim için ilişkilerde önemli olan samimiyet ve karşımdakinin zeki olması.

‘Best Model’ olmuş, yüksek reytingli dizide oynayan bir adam için hiç inandırıcı bir cevap değil...
- Dışarıya çapkınmış gibi bir elektrik veriyor olabilirim ama değilim. İzmir’de amcam, dedem, teyzem ve kuzenlerimin yaşadığı bir binada büyüdüm. Bu da beni ev hayatını seven biri yaptı. Babam eski profesyonel futbolcu Metin Atan. Annemin kuaför salonu vardı. Evdeki sohbetlerimizin yüzde 80’i de futbol üzerineydi. Hatta ben de küçük yaşta Altay’ın altyapısında kalecilik yaptım.


Neden sahada kalmayıp podyuma çıktınız?

- Spor yaptığım için fiziğim düzgündü. Çevremde modellik yapan arkadaşlarım “Sen de yapabilirsin. Seni de bir ajansla tanıştıralım” dediler. Ben de hobi olarak modellik işine başladım. 2011 ‘Best Model’de ‘İstikbal Vaad Eden’ ödülünü aldım. Bu ödül beni daha da kamçıladı ve 2012’de yeniden yarışmaya girerek bu sefer birincilik kazandım.

Modelliğe bu kadar sevdalıyken neden sonunda kamera önünü seçtiniz?
- Türkiye’de erkek modellik diye bir kavram yok. Ben de yarışmadan sonra hem kafa, hem ruh olarak kendimi oyunculuğa yönlendirdim. Şimdi de Beykent Üniversitesi’nde oyunculuk okuyorum. Bundan sonra da ancak iyi bir proje gelirse modellik yaparım.

Güzellik oyunculuk için yeterli mi?
- Oyunculukta görselliğin etkisi var ama önemli olan çok çalışıp kendini geliştirmek. Herhangi meslekteki biri kendini eğitir ve disiplinli çalışırsa oyuncu olabilir. Sporu seviyorum ama bu benim için asla takıntı değil

Canlandırdığınız Savaş karakterinin soğuk ve depresif tarafları ne kadar size benziyor?
- Ben eğlenceli biriyim. Savaş tam benim tersim soğuk ve donuk biri. Zengin ve güçlü bir ailenin içinde yaşıyor. Ama kendini onların dışına itmiş. Kimse bana bulaşmasın diye düşünüyor. Kendi ayakları üzerinde duruyor. Oyuncu koçum Burak Sarımola ile karakter üzerinde uzun süre çalışarak yarattık.

Savaş kız arkadaşını öldürmekle suçlanıyor. Sizin başınıza böyle bir şey gelse ne yapardınız?
- Zor bir psikoloji. Savaş’ın kontrolünü kaybettiği bazı zamanlar var. O süreçte 3-5 saati tamamen unutup hatırlamayabiliyor. Kız arkadaşının kaybolduğu süreci de hatırlayamıyor. Bu sorunlu bir durum.

Mahşerin üç atlısı; Burak Özçivit, Kıvanç Tatlıtuğ ve Kenan İmirzalıoğlu... Hepsi Best Model’den çıktı. Bu isimler arasında yeriniz olur mu?
- Kendime bir isim belirleyerek ona göre hedefler koyup çalışmadım. Hayatımdaki basamakları gerçekten uğraşıp, çaba sarfederek çıkmaya çabalıyorum. Gerisi hayatın ne getirdiğine kalmış.

Artık dizilerde erkekleri sık sık üstsüz görüyoruz. İyi erkek fiziği reyting getiriyor mu?
- Reytinge etkisini bilemem ama insanlar hoşuna giden bir şey görürse bunu pozitif anlamda değerlendiriyor. Aslında Hollywood’da bu uzun süredir var ama Türkiye’ye daha yeni geldi.

Bu vücut için nasıl çalışıyorsunuz?
- Haftada üç gün spora gidiyorum. Beslenmeme dikkat ediyorum. Ama katı diyetler yapmıyorum. Kendimi pozitif ve iyi hissettiriyor.

Kaslarınıza takıntılı mısınız? Mesela altı baklavanın dörde düşmesi sizin için kriz midir?
- Hayır. Sporu seviyorum ama bu benim için asla bir takıntı değil.

Bir rol için bütün vücudunuzu bozup 50 kilo almanız gerekse...
- Seve seve. Zaten oyunculuğun güzel yanı bambaşka bir insan olmak. Bunu fiziksel olarak bütünlemek de bu işin bir parçası.


Güldüren erkek her zaman avantajlı

Burcu Özberk (25)

Eskişehirlisiniz. Nasıl bir şey Eskişehirli olmak?
- Eskişehir küçük İzmir gibiydi. Tam bir öğrenci şehri. Sıcak insanları var. Ben de orada kalabalık bir ailede büyüdüm. Annem özel sektörde çalışıyordu. Babam devlet memuruydu.

En klişe haliyle ayna karşısında saç fırçasıyla rol keserek mi bu işe başladınız?
- Hayır ilkokulda okula ‘Keloğlan’ oyunu gelmişti. Ben de ‘Keloğlan’ olma hayalleri kurdum. Sınıfta küçük gruplar kurup skeçler yapmaya, öğretmenleri taklit etmeye başladım. Ablam viyola okuyordu. Ortaokulda konservatuvara girdim. Keman bölümüne başladım.

Neden müzisyen olarak kalmadınız?
- Çok hareketli bir çocuktum. Bir odanın içinde saatlerce keman çalışamayacağımı o yaşta anladım. Üniversitede Hacettepe’de tiyatro okumaya başladım. Ardından Erdal Beşikçioğlu’yla tanıştım. Onun oyunu için seçmelerine katıldım. Beşikçioğlu beni ajansıyla tanıştırdı ve ekran maceram başladı. 20 bölüm Muhteşem Yüzyıl’da rol aldım. Şimdi de ‘Güneşin Kızları’.

Şöhret hayatında neleri değiştirdi?
- Haftanın altı günü sette olduğum için başlarda durumu anlamadım. Geçenlerde biraz vaktim vardı. Bir alışveriş merkezine gittim. İnsanlar tanıdılar, fotoğraf çektirmeye başladılar, yürüyemedim. Garip ve güzel bir duyguydu.

Maskülen bir tarafım var

Dizideki karakteriniz Nazlı maskülen. Siz de ‘Erkek Fatma’ mısınız?

- Maskülen bir tarafım var. Ben de Nazlı karakteri gibi haksızlığa gelemiyorum. Tanımlayamadığım şeyler yaşadığımda da erkeksi ve sert tarafım ortaya çıkıyor.

Bu durum kadın-erkek ilişkilerine nasıl yansıyor?
- Ayaklarım yere sağlam bastığı için karşımdakini yıpratıp üzebiliyorum. Daha realist yaklaşıyorum.

Aşık olduğunuzda...
- Şimdiye kadar hiç aşık olmadım sanırım. Çünkü çevremdekiler hayatlarındaki insanlardan vazgeçemediklerini söylüyorlar ama ben vazgeçebiliyorum. Kırılacağımı hissettiğim an kendimi koruma altına alıyorum.

Dizide soğuk ve depresif Savaş karakteri size çekici geliyor. Günün sonunda o tip erkekler mi kazanıyor?
- Bir kadını güldüren erkekler her zaman daha avantajlı. Zeki ve komik adamlarla daha güzel sohbet ediliyor. Ama kadınlar meraklı oldukları için bazen daha gizemli adamların peşinden gidebiliyor.

Karakteri izleyenler Nazlı’nın patavatsızlığına karşılık sosyal medyada ‘dayaklık kız’ yorumları yapıyor. Katılıyor musunuz?
- Bu yorumlar beni üzüyor. Ben karakterimin arkasındayım.  Dürüst bir kız. Sonunu düşünmeden hareket ediyor. Bizler toplumda daha maskeli yaşıyoruz. Evde anne, sokakta eteği açılmaması gereken bir kadın oluyoruz… Herhalde bu yüzden patavatsız tarafı sevimsiz geliyor olabilir ama onu kırmak için elimden geleni yapıyorum.



BERK ATAN

Kendini üç kelimeyle anlat?
- Pozitif, sıcak ve samimi.

Neye tahammül edemezsin?
- Yalan ve haksızlık.

Hayatta neyle derdin var?
- Sağlığın yerindeyse her şey olur.

Karşı koyamadığın şey?
- Köpeğim Ares.


BURCU ÖZBERK

Kendini üç kelimeyle anlat?
- Güvenilir, eğlenceli ve samimi.

Neye tahammül edemezsin?
- Haksızlığa dayanamıyorum.

Hayatta neyle derdin var?
- Adalet ve herkesin eşit yaşaması üzerine kafa yoruyorum. İnsanların empati kurması üzerine düşünüyorum.

Karşı koyamadığın şey?
- Yemek yemek. İstediğim kadar yiyip kilo almak istemezdim.
(SÖYLEŞİ: HAKAN GENCE/ HÜRRİYET)