Azınlıklar beni dinlesin

Azınlıklar beni dinlesin
Azınlıklar beni dinlesin
Son dönemde internetten kulaklığımıza taşınan en güçlü gruplardan biri Yüzyüzeyken Konuşuruz. İlk albümleri 'Evdekilere Selam' müzik marketlerde, biz de Yüzyüzeyken Konuşuruz ile sohbetteyiz.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

İnternet hayatımıza yeni konuşma jargonları, fenomenler, müzisyenler sokmaya devam ediyor. Son dönemlerde hayatımıza giren en gözde gruplardan biri de Yüzyüzeyken Konuşuruz. Kaan Boşnak ve Engin Sevik‘ten oluşan Yüzyüzeyken Konuşuruz ilk albümleri ‘Evdekilere Selam’ı yayımladı. Biz de Kaan Boşnak ile buluşup ilk albümü ve müziği konuştuk.
İnternetten kulaktan kulağa duyularak ilk albümü hazırlayacak duruma geldiniz. Bu durumdaki ne ilk ne de tek grupsunuz. Ne oldu da internet yeni müzisyenleri bu denli hayatımıza sokacak duruma geldi?
Yeni ve farklı bir jenerasyon büyüdü Türkiye ’de. Bu jenerasyonun algısı öncekilere göre çok farklı. Batı’da bu uzun zamandır vardı ve bize yeni geldi. Ana akım medyada devam eden klişeleşmiş müzik algısından farklı şeyler dinlemeyi seviyorlar. Bu ihtiyacı da internetten karşılıyorlar. Artık ‘internette ünlü olmak’ tabiri bile yüzeysel kalıyor. ‘YouTube’da ünlü olmak’, ’Soundcloud’da ünlü olmak’ gibi tanımlar var bugünlerde.
İnternet yoluyla hayatımıza giren müzisyenler dinleyiciler tarafından fazlaca sahipleniliyor. İnsanlar ‘Bu beni anlatıyor’ diyerek arkadaşlarıyla paylaşmıyorlar bile birçok müzisyeni. Bundan rahatsız mısınız?
Aslında insanlar sahiplenme duygusuyla değil klişe müzikleri dinleyen insanların alternatif işleri algılayamayacağı korkusuyla paylaşmıyorlar bu şarkıları. Bu durumdan şikâyetçi değilim. İstiyorum ki büyük kalabalıklar yerine azınlıklar beni sahiplensin.
Şarkıları insanlarla buluşturma fikri ne zamana denk düşüyor?
O dönemde grup müziğinden sıkılmıştım ve eski grubumdan ayrılmıştım. Evde tek başıma akustik gitarla besteler yapıyordum. Bir gün şans eseri bir arkadaşım kamerasıyla bu şarkılardan birini kaydedip internete yükledi. Güzel bir geri dönüş alınca ikincisi geldi. Üç, dört, beş derken bir anda bu boyuta geldi. ‘Büyük Ev Ablukada’ ile başlayan popülasyon beni heyecanlandırmıştı zaten. Edebiyatla müziğin bu kadar keskin şekilde birleştiği dönemde var olma fikri video serisine devam etmemi sağladı diyebilirim.
Üst jenerasyonlarla ilişkiniz nasıl?
Ben Kesmeşeker dinleyerek büyüdüm. Cemiyette Pişiyorum konserlerine gizli gizli çok gittim. Tarz farklılıkları fazla olduğu için ortak çalışmalar yapamıyoruz ama hayranlık durumu söz konusu tabii ki.
İnternet üzerinde bir kemik kitle oluşturduktan sonra ‘Evdekilere Selam’ geldi…
Hakan Özer bizi dinleyip grup arkadaşı Burak Güngörmüş’e bizden bahsediyor. Burak da bize bir mail attı: “Çocuklar plak yapmak ister misiniz?” Aslında kafamızda albüm yapma gibi bir proje hiç olmamıştı. Ama sihirli kelime olan ‘plak’ fikrimizi değiştirdi.
Kafanızda albüm fikri yokken bir albüm yaptınız. Albümden sonra bir şeyler beklemeye başladınız mı? Yeni bir albüm, kazanılacak paralar…
Bir şeyler kazanma kaygısıyla müzik yapacak bir ekip değiliz. Kendi estetik kaygılarımız üzerinden oluşturuyoruz tüm çalışmalarımızı. Bizim estetik kaygımız para getirir mi onu da bilmiyoruz. Henüz yolun başındayız.
Sizi albüm sürecine getirecek kadar popülerleştiren olgu neydi? Bu kadar grubun arasında neden Yüzyüzeyken Konuşuruz’u sevdi genç nesil? Sürekli samimiyet diyorlar ama açıkçası samimiyetin ne olduğunu bilmiyorum. İmkânsızlıktan yaptığımız şeyleri samimiyet olarak tanımladılar. Örneğin; güzel bir ses kayıt sistemimiz yok diye video kameradan ses kaydı yaptık, samimiyet dediler. Ne kadar çok samimi olmaya çabalarsan o oranda samimiyetini kaybedersin.
Siz akustik müzik yapan bir grupsunuz fakat albümünüz akustik değil. Ama son dönemde müzisyenlerin birçoğu akustik müziğe yöneldi. Akustik müzik moda mı oldu?
Büyük ihtimalle bir moda. Öncelikli olarak akustik müziği nereye koyacağımıza karar veremiyorum ben. Baktığın zaman Ortaköy’ün pahalı mekânlarında da akustik müzik yapılıyor.
İnternete bir çalışma yüklediğinde gelecek tepkileri de en baştan göze almış olmak gerekiyor. ‘Ben bunu buraya yükledim, sen de istediğini söyleyebilirsin’ diyor gibi değil misiniz sizce de? İnsanların eline böyle bir fırsat verirsen onlar da ağızlarına geleni söyleyebilir. Bu normal bir durum. Ben internetten yazılan herhangi bir şeyi çok fazla dikkate almıyorum. Akademik boyutta olmayan bir eleştiriyi nasıl ciddiye alayım ki? Bu herkesin başına geliyor. İlk çıkışında Halil Sezai’den tüm alternatif müzik sevenler övgüyle bahsederken biraz popüler olunca akla gelmeyecek şeyler söylediler. Şimdi aynısı Mabel Matiz için yapılıyor. Ayıp.